tonyahaber @ hotmail.com

Adı: Kovid-19…

Koronavirüs…

Dünyayı kasıp kavuruyor.

Zengin yoksul ayrımı yapmıyor.

Genç yaşlı demiyor.

Siyah, beyaz, sarı… ırk ayrımı yok gündeminde.

Batılı doğulu, kuzeyli güneyli ayırmıyor.

Şu inançtan, bu inançtan, deist, ateist ayırt etmiyor.

Çin’in Wuhan kentinde, bir garibanın içtiği yarasa çorbasından mı ortaya çıktı, yoksa biyolojik bir silah olarak mı kullanılıyor?

Tevatür iddialar var…

Komplo teorilerini severiz…

Elinizdeki silah gücü Kovid-19’la mücadeleye yetmiyor.

Nükleer silahlarınız, nükleer denizaltılarınız, uçak gemileriniz, S-400’leriniz, Patriotlarınız solda sıfır virüsün yanında.

Korku paçayı sardı…

Aktarlar, üfürükçüler, halkı kandıran din simsarları, hacamatçılar, marankiler, haramkiler, kelle paçacılar, sülükçüler… Nerdesiniz?

Tamamı ortadan kayboldu. Esamileri okunmuyor.

Meydanları gerçek sahiplerine bırakmak zorunda kaldılar.

Çünkü bu sahtekârların satmaya çalıştıkları, kendilerine bile fayda etmiyormuş meğer… Hepsi kıçından korkup evlerine kapandılar.

Bu virüs bize bir şey öğretti aslında.

O da şu:

Doğada en zararlı virüs insanmış…

Doğa, üzerinde yaşamasına müsaade ettiği canlılar içinde bir tek insanı virüs olarak kabul etti. Kendini koruyabilmek adına da onunla mücadele ediyor...

Kovid-19’dan etkilenip düzeni bozulan tek varlık insanlar oldu çünkü...

Ne karıncalar,

Ne böcekler,

Ne göçmen kuşlar,

Ne ayılar,

Ne şu ne bu...

İnsan dışındaki canlılar, etkilenmeden yaşamlarını sürdürüyor.

Doğanın anasını belleyenlerin belleri de, kürekleri de, kazmaları da ellerinde kaldı... Savunma adıyla saldırı için milyarlarca dolar harcayan koca koca devletler bir maske yüzünden pert oldular.

Oh oldular mı diyelim?

Yoksa beter olsunlar mı?

Bu virüs, bazılarının soluğunu keserken dünyanın da soluk almasını sağladı bir bakıma. Uçaklar uçamıyor, araçlar parkta bekliyor, petrol tüketimi azaldı ve dolayısıyla hava kirliliği oluşmadığı için ozon tabakası da rahatladı.

Doğanın mesajı çok net... Ne diyor doğa ana!...

Kendini bir şey zannedip de bana meydan okuma... Seni sevdiklerine sarılmaktan bile mahrum edebilirim!... Bol bol israf yaptın... Kaynaklarımı yağmaladın ama eşit dağıtmadın...

Şu zor günlerinizde bile üçkâğıtçılığı elden bırakmıyorsunuz.

Birbirinizle dalaşıyorsunuz. Birbirinize kazık atma yarışına girdiniz. Stokçuluk, karaborsacılık, tefecilik huyundan vazgeçmiyorsunuz.

Marketlere girince, her şeyi siz mi satın alacaksınız? Sizden sonra gelene neden bir şey bırakmıyorsunuz?

Böyle giderseniz, aklınızı kullanmazsanız ikinci dalga, üçüncü dalga geldiğinde perişan olursunuz.

Kat kat giysileriniz, çift çift ayakkabılarınız, ziynetleriniz, zırhlı arabalarınız, uçaklarınız, yatlarınız, katlarınız, saraylarınız, silahlarınız, robotlarınız… şu gözle görülemeyen virüs karşısında yenik düştü. Siz yenik düştünüz.

Bulamadığınız bir maskeye bile muhtaç hale geldiniz.

Düşünün hele, bunu hak etmediniz mi?...