tonyahaber @ hotmail.com

Dünyayı kasıp kavuran Kovid-19, bize de uğradı.

Kovid-19 testi pozitif çıkınca evde karantina günleri başladı.

Bugün eve kapanışımın beşinci günü.

Hastalıkla ilgili yakıcı şikayetler olmayınca, salgının ilk günlerini yaşıyor gibiyim. O günlerde de evlerde hapistik…

Bir fark var, o da şu:

Telefon susmuyor. Konuyu duyan dostlar telefonla arıyor, iyi dileklerini iletiyorlar. İlk iki gün çağrı merkezlerini de solladık desem yanlış olmaz. Telefonla arayan, sosyal medya üzerinden geçmiş olsun dileklerini ileten tüm dostlara sevgi ve saygılar...

Kovid-19 testim pozitif çıkınca, Tonyahaber’in web sitesine yaptığım açıklama ile korona olduğumu açıkladım.

Böyle bir açıklama ilk miydi ne… Pek çok okuyucu, yaptığı yorumlarla, telefon görüşmeleri ile beni tebrik etti. Aslında tebrik edilecek bir durum yoktu. Görünen o ki, insanlar açıklığa hasret.

Aylardan beri ilçede korona kol geziyor. Resmi bir bilgi yok. Kim, kime bulaştırır, kim, kimden uzak durmalı bilen yok. Yüzlerce “vaka” var, ama açıklama yok.

Dünyayı kavuran hastalık her birimize bulaşabilir. Korona olmak ayıp değil. Ne kadar şeffaf olursak, mücadelede o kadar başarılı oluruz. “Vaka sayısı artıyor.” demekle vakaları azaltmamız mümkün değil.

Hastalığa yakalananların da kendini gizlemesi ne kadar anlamsız!...

Sonuçta bir virüs bulaşmış, hasta olmuşsunuz. Utanılacak bir durum değil ki…

Hırsızlık yapmadınız, yalancılık yapmadınız, namussuzluk yapmadınız, birinin hakkını yemediniz…

Böyle bir şey yapmışsanız, utanın. Yüzünüz kızarsın…

Karantina süresinin dolmasına daha var. Bugün 25 Ağustos. En az on gün daha beklememiz gerekecek. Umarım, son güne kadar herhangi bir şikayet olmadan karantinayı bitiririz. Sağlıklı günlerde dostlarla yeniden buluşuruz.

*

Her gün evde geçince biraz da televizyona bağımlı kalıyorsunuz. Haber üstüne haber izlemek de bazen sıkıyor.

Giresun’da yaşanan felaket nedeniyle Giresunlu hemşehrilerimize geçmiş olsun demeyi görev sayıyorum.

Ordu, Giresun, Tabzon, Rize, Artvin…

Doğu Karadeniz illerinin coğrafyası çok benzer.

Son yıllarda iklim mi değişti ne? Birkaç damla yere inmesin. Hemen sel olup coşuyor, toprak kaymaları alıp başını gidiyor.

Ne değişti?

Dikkat ederseniz değişeni görmemek için kör olmak gerekir.

Ormanlar kesiliyor, dere yatakları imara açılıyor, derelerin suları HES’ler için yön değiştiriyor.

Doğayla dalga geçerseniz, tokadı yersiniz.

Sonra da yetkisiz yetkiler çıkar, “Toprak suya doymuştu!” diye absürt açıklamalar yapar. Her selin ardından da önlemleri alacaklarını vaat ederler. Nerde?!...

Dere yataklarını daraltırsanız olacağı budur.

Bir de şu imar barışı…

Yetkililer, dere yataklarında yapılan, heyelanlı yamaçlarda kurulan kaç tane kaçak bina ile barıştılar, bilen var mı?

Fotoğrafı çek, internette yükle, parayı öde… Al sana barış!...

Sonra da yağmur yağdı, böyle oldu!...

İyi ki, Tonya’da çevre mücadelesi verdik. Folderesi vadisine HES’leri sokmadık. Doğayla birilerinin oynamasına izin vermedik.

Yoksa sonumuz Dereli gibi olurdu…

38 HES’in bulunduğu Giresun!...

Geçmiş olsun!...