tonyahaber @ hotmail.com

Ülkeyi değil, dünyayı sarsan Kovid-19 salgınında siyaset mi yapılır?

Yapan yapıyor…

Anlamadığımızı sanıyorlar?

13 Mart Cuma gününden beri evdeyim. Siz karantina deyin.

Dere kuşlarının taştan taşa sektiği gibi, kumanda elimizde, biz de kanaldan kanala sekiyoruz.

Haberdir, yorumdur, eleştiridir… izle babam izle…

Her konuşmacı akıl küpü kesildi karşımızda. İşin uzmanlarını bir yana bırakıyorum. Kanalların kadrolu konuşmacıları ahkâm kesiyor. Kimi, izleyicinin umutlarını kırıyor; kimi umut pompalıyor. Bir iki gün sonra da söylenenler fos çıkıyor.

Dilin kemiği yok nasıl olsa!...

Daha ne kadar sürecek bu gidiş bilen yok.

Dileriz ki en kısa süre içinde insanlık bu belanın hakkından gelir.

Çin’de başlayıp adım adım ülkelere sıçrayan virüs belası, resmi açıklamalara göre 11 Mart’ta ocağımız başında konakladı.

Köyde, kentte, varoşlarda yaşayanların salgından ne haberi olur!... Bizi uyaracak olan ülkeyi yönetenler değil mi?

Onlar da uyarmaya çalıştılar. En önemli adım Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Bilim Kurulu. Ne var ki kurul oluşturulurken Türk Tabipleri Birliğinden, Türk Eczacıları Birliğinden, Demokratik Kitle Örgütlerinden temsilci çağrılmadı.

İşte size korona günlerinde siyasetin ilk adımı…

Yahu bu virüs, zengin-yoksul, sağcı-solcu, yöneten-yönetilen… kimseyi ayırmıyor. Önüne gelene bulaşıyor. Mücadeleyi de hep birlikte yürütmek, hep birlikte yönetmek gerekmez mi?...

Sosyal medyadaki bilgi kirliliğini bir yana bırakıyorum. Ama normal bilgi akışında terslikler var. Sağlık Bakanı, her türlü ihtiyacın karşılandığını söylüyor; başkaları sağlık görevlilerinin bile maske bulamadığını iddia ediyor.

Özel Hastaneler “iyi gün dostu değil, kötü günün düşmanı” haline mi geldi?

Virüs salgını da sel gibi, deprem gibi, yangın gibi afet değil mi? Tam da bu zamanlarda umut bağladığımız Kızılay’ın adı hiçbir yerde geçmiyor. İddialara göre yurtdışında camilerde temizlik yapıyormuş. Belki de döviz transferi işiyle meşgul arkadaşlar, kim bilir!...

Spor karşılaşmaları zamanında iptal edilmeyince, hocasından yöneticisine, oyuncusuna kadar pek çoğu virüs kapmış. Artık mızrak çuvala sığmıyor.

Umreden dönen yurttaşlarımızın karantinaya alınmasında geç kalınmış. 30 bin kişi umreye gitmiş, karantinaya alınanlar 10 bin kişi dolayında, 20 bin kişi nerede?

İşin başında test kiti sıkıntısı yaşanıyordu. Çin, imdada yetişti... Günde 200-300’le başlayan test, gittikçe beş binlere doğru tırmandı. Günde on bin, yirmi test bile yeterli değil 80 milyon nüfus için.

Diyanet İşleri Başkanlığı, onca yanlışın arasında geç de olsa bir doğru karar verdi. Cuma namazına ve cemaatle namaz kılmaya ara verdi.

Ne var ki, “Saray”da kendileri cemaatle VIP Cuma namazı kıldı.

Ne dinde yeri var ne imanda!...

Al sana korona günlerinde bir siyaset daha!...

Milli Eğitim Bakanlığı, geç de olsa eğitim öğretime ara verdi. Çocuklarımız için Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden eğitim öğretimi sürdüreceklerini belirttiler.

İlk gün fiyaskoyla geçti. Taze beyinlere, idam görüntüleri, kılıçla kafa kesmeler izlettirildi. Milli Eğitim Bakanı çıktı, arkadaşlara güvendiği için kontrol etmediklerini söyleyip soruşturmadan bahsetti ve konu kapandı.

Aslında o ipi, arkadaşları Bakan’ın boynuna geçirdiler. Belki de tabureye kendisi tekme attı…

İşte size korona günlerinde siyaset!...

Neredeyse bir yıldır tartışılan örtülü af, başka bir deyişle infaz yasası değişikliği tam da insanlar canıyla uğraşırken gündeme getirildi. Ne yapacaklar bu yasa ile? Uyuşturucu baronlarına, çocuklara tecavüz edenlere, kadına şiddet suçlularına af!...

Alın size korona günlerinde bir siyaset daha!...

Başka var mı?

Çok uzatmadan belirtelim, var!... Toplum can kaygısındayken Kanal İstanbul için ihale yapılıyor. Nasıl olsa tepki göstermek için kimse sokağa çıkamıyor. Test kiti için, oksijen maskesi için para bulamayan devlet, kanal için buluyor.

Korona günlerinde siyasetin daniskası değil mi?

Son siyaset de büyükşehir belediyelerin yardım kampanyası hesaplarına bloke koymak!...

Karşılığında aldığımız hediye IBAN numarası. Devlet mendil açmaz bizim bildiğimiz...

Son söz: Biz bu virüsü yeneriz. Evet yeneriz, ama bilimle yeneriz.

Gerisi lafı güzaf!...