tonyahaber @ hotmail.com

Yerel seçimlere dört ay kaldı.

Kış soğukları, seçim heyecanı ile ısınacak.

Siyasi partiler, aday belirlemenin telaşı içinde.

Sokaktaki insan, geçim sıkıntısı ile mücadele ediyor.

Beş ay önce toplumu saran ekonomik kriz, büyük kentlerden kırsal kesime doğru yayılıyor. İnsanların ekonomik gücü her geçen gün zayıflıyor.

Resmi enflasyon rakamı yüzde 25’lere tırmandı; vatandaşın cebindeki enflasyon almış başını gidiyor.

Önce, dış güçler sorumlu tutuldu ekonomik krizden, sonra da soğan…

Depolara baskın üstüne baskın yapıldı. Bir çuval soğanı olan stokçu sayıldı.

Üretici, tarladan aldığı soğanı, doğrudan pazara mı taşıyacak?...

Fındıkçının çuvalları bahçeden pazara mı iniyor?

Ya buğday?

Toprak Mahsulleri Ofisi niye var?

Orada buğday stoku yapılmıyor mu?

Bir baskın da silolara mı yapılacak?

***

Elektriğe, doğalgaza, akaryakıta zam üstüne zam yapıldı.

Her zaman olduğu gibi gerekçe, petrol fiyatları…

Petrolün bir varilinin fiyatı 100 Dolardan 60 Dolar sınırına indi. Akaryakıt ve enerji fiyatları neden geri gelmiyor?

***

7 Kasım 2018 tarihi, Tonya için bir kara gün olarak anılacak.

Tonya ve Bütün Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifine ait Süt Fabrikasında üretim durdu. Milyonlarca lira borçla batağa sürüklendi kooperatif.

Tonya’nın ekonomik can damarı kooperatifi batıran anlayış, hâlâ sokakta rahat rahat dolaşıyor.

Göstermelik suç duyuruları ile konunun üstü kapatılacak.

Sorumlular, yine toplumun akıl hocası olarak ahkâm kesecek.

Yazık!...

Siyasetin bulaştırıldığı kooperatifte çıkış yolu, aynı düşünceler tarafından şirketleşmede görülüyor.

Kooperatif anlayışı, üreticinin korunması temeline dayanır. Oysa, şirketleşmede yatırımı yapanın kazanması esastır.

Siyaseten batırılan kooperatifin yeniden yaşam bulmasının yolu, siyasetin olaya el koyması ile gerçekleşebilir.

Bunda da esas olan siyasi rant düşünmeden iyi niyetle olaya yaklaşmaktır…

***

On beş yıl, gündemin ilk sıralarında yer alan “Ergenekon Kumpası” hukuken çöktü.

Kumpası düzenleyenler, ortalarda yok.

Gazetelerde manşet, televizyonlarda birinci haber olan Ergenekon davası tarihe karıştı.

Kendi eliyle koymuş gibi toprağa gömülü silahları çıkaranlar nerede?

Hani davanın savcısı olanalar?

Yıllarını demir parmaklıklar arkasında geçirenlerin, haklarında ağırlaştırılmış müebbet istenenlerin, cezaevlerinde ölenlerin, intihar edenlerin… hakları ne olacak?

Onca ailenin ocağının sönmesinin hesabını kim verecek?

Yoksa, herkes yaptığıyla mı kalacak?…

Kanıt yetersizliğinin ötesinde, beraat kararı verince, bu kararın gereği olarak, kumpas ve kurguda bulunanlar, dolayısıyla böyle bir eylem gerçekleştirenler hakkındaki iddialara göre FETÖ vb için de, suç duyurusu yapmak gerekmez mi?

Bu yapılmazsa, yargı topal kalır.

Ergenekon süreci ile başlayan orduyu itibarsızlaştırma girişim, 15 Temmuz kalkışmasının ardından gerçekleşti.
Askeri okullar kapatıldı, Genelkurmay Başkanlığı’nın yapısı değiştirildi.

***

Dönelim yine seçimlere…

Şimdilik, tepedekilerin belirleyeceği adaylarla ilgili oylama yapılacak. Adına da seçim diyeceğiz.

Buna da razı olacağız bir süre sonra.

Bu gidişle, seçime de gerek kalmayacak, atananlarla idare edeceğiz!...

Belki Meclis’e de gerek kalmayacak.

Umarız o gün gelmez…