Ekonomi, üretim ve tüketim arasındaki dengedir. Bir terazinin iki kefesi gibi. Biri diğerinden, ağır olmayacak biçimde yapılandırılır. Yani gelir gideri karşılayacak, gider gelirden çok olmayacaktır… Bilmeyen, duymayan kalmamıştır sanıyorum, ekonomi “bacağın yorgana göre uzatılmasıdır.” Tavuksan tavuk kadar, ördeksen ördek kadar, kazsan kaz kadar yumurta edeceksin. Tavuksan ve kaz kadar yumurta etmeye kalkarsan, sonuçlarına katlanacaksın.

Ekonomik dengeler, Her ne kadar siyasiler “bizim elimizdedir” deseler de, “üretim araçlarının sahibi ve onların mülkiyet hakkını kullananlar” ekonomik dengeyi sağlarlar. Güçlü, nüfuzlu ve dediğini yapanlar “üretim araçlarını fabrikaları-makineleri-büyük toprakları-sıtratejik madenleri ellerinde bulunduranlardır. Kurdukları güçlü örgütlerle, işçilerin emeğini vermeme pahasına da olsa, karlarından asla ödün vermezler; üretim ve tüketimle istedikleri gibi oynarlar, hak, adalet gibi sorunları olmaz.

Eleştirenler “hakaret” suçlamalarıyla içeri atılırken “millete, milletin anasına küfredenlere” betonun baronları, güçlü ve nüfuzlu oldukları için dokunulamıyor.

Dünyada “ekonomik modeller” çok çeşitlilik gösterse de, aslolan üretimdir. Fabrikalara, toprağa göre üretim, bilimsel akıl ve teknikler kullanılarak matematiksel akla göre yapılır. Keyfiliği kaldırmaz. Bilinir ki üretimin düşüşü, ya da ihtiyaç fazlası üretim büyük sıkıntılar yaratır. Denge için kapitalist ülkelerde de fazlası çöpe atılır, fiyat düşürülmez, kar azaltılmaz.

Güçlü ekonomi, düzenli biçimde üretir, bağlantılarını yapar, satar. Üretmeyen ve iç piyasa dengelerini dışalımla kurtarmaya çalışan bir ekonomi açık verir ve uzun süre ayakta kalamaz. Açığı kapatmak için ya petrol-gaz-maden gibi doğal kaynaklar kullanılmalı ya da çok büyük bir turist potansiyeline sahip olunmalı. Bunlar yoksa sıkıntı kıriz yaratır. Veya “ben büyük bir ülkeyim, itibardan tasarruf olmaz” deyip olura olmaza para yatırarak “savurganlık” yapmak el açmakla biter. Uçaklar, devlet kurum ve kuruluşlarına alınan lüks araçlar, saraylar, Suriyelilere harcanan milyar dolarlar, yandaş koruma amaçlı saçma teşvikler... ekonomi çarkının dişlilerini kırarar, çarkı döndürmez.

Büyük ülke, büyük ve güçlü ekonomi demektir. Büyük toprak, büyük nüfus büyük ekonomi demek değildir. Toprağı ve nüfusu az bile olsa ekonomisi güçlüyse, kendine yetiyorsa, açık vermeden dönüyorsa o ülke, o devlet büyüktür.(İsviçre, İsveç, Norveç, Hollanda, Finlandiya, Singapur…). Borç batağında olan, borcunu borçla kapatan, borç arayan ve kaynak yaratamayan bir ülke büyük değildir.

Ülkenin “ulusal geliri” üretime dayalı yatırımlarla artırılmalı, halkının ihtiyaçlarını giderici, adil ve eşit biçimde kullanılmalı. Betonla üretim artmaz. Olsa olsa kaynaklar tüketilir, ziyan edilir. Ulusal gelir artmaz, yaşam kalitesi düşer, adalet ve eşitlik sağlanmaz. Arz-talep / gelir-gider dengesi bozulur. Dışalım artar-işsizlik çoğalır-para değer yitirir-kur-altın-faiz-enflasyon yükselir… Tümü de bağıntılı olarak domino taşları gibi birbirini etkiler.

Sorun “yeterli üretimin olmayışıdır.” Üretim olmayınca, dışsatım yapılmayınca, yani “arz” “talebi” karşılamayınca tüm dengeler alt-üst olur. İstenildiği kadar faizle, kurla, altınla oynansın, istenildiği kadar insanlar görevden alınsın yenileri atansın sonuç değişmez: Üretim ve tüketim arasındaki denge kurulmadan ister “iktisadi buhran” deyin, ister “ekonomik kıriz” deyin kapıdan gitmez. Hiçbir ekonomi böyle bir dengesizliğin içerisinde ayakta duramaz. Dış ticaret açığı Demokles’in kılıcı gibi ekonomiyi sürekli tehdit altında tutar. Ekonomi güven vermez.

Fabrikalar satılırken, kazanılan paralar, alınan dolarlar betona-asfalta yatırılırken doğan kıriz yapılan yanlışlıkların kefaretidir. Osmanlı “saray yaptı, fabrika yapmadı ve battı.”

Döviz-borsa-altın-faiz-enflasyon ekonominin “mihenk taşlarıdır.” Oynamaya-hareketlenmeye başladıklarında ilk bakılacak yer lobiler-sipekülatörler değil, ekonomidir. Asıl nedenler araştırılırsa önlem almak kolaylaşır. “Uyduruk düşmanlarla” boğuşulursa, “ekonominin çanına ot tıkanır”, kıriz daha da büyür, içinden çıkılmaz hal alır.

Yeterli üretim olmadan, dengeler kurulmadan, “faiz sebep, enflasyon sonuçtur”, “ekonomi şahlandı”, “pik yaptı” demekle, “Merkez Bankası” başkanını ya da “Maliye Bakanını değiştirmekle, üretimi artırmayan, suya sabuna dokunmayan paketler açıklamakla” ekonomi düzelmez.

Hayali olanlar değil, ekonomik bozulmanın gerçek nedenleri bulunacak, düzeltilecek, üretim artacak, işsizlik azalacak, dış ticaret açığı kapanacak, para değer kazanacak, dövizin, faizin, altının, enflasyonun ateşi düşecek, o zaman kırık dişliler onarılır, ekonomi çarkı döner…

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…