Çaycuma şu Mayıs ayında her hafta kendine çekti bizi. 6-7 Mayıs’ta “Çaycumalılar Buluşuyor” etkinliği, ardından 20-21 Mayıs’ta ZOKEV’in, Tema İl Temsilciliği, Çevre Koruma Derneği katkısıyla düzenlediği ve bölgemiz için çok çok önemli bulduğum ““Ekonomik ve Ekolojik Sürdürülebilirlik Açısından Filyos Vadisi Sempozyumu”nu gözümüzü, kulağımızı açarak iki gün boyunca izledik. Çaycuma, geçtiğimiz hafta da 27-28 Mayıs günlerinde TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Bölge Temsilciler toplantısına kucak açtı.

Başkan Kantarcı, Seka Sosyal Binasını yeniden düzenliyerek konuk ağırlama, çeşitli toplantılar yapma, yemek ve çay verme, vbgibi gereksinmeleri karşılayabilecek bir konuma getirdi. Daha bina onarım halindeyken Çaycuma’ya geldiğim bir gün çalışmaları izlemiştim.Böyle çok yönlü işleve sahip bir sosyal bina çevredeki hiçbir belediyede yok bildiğim kadarıyla. Bu açıdan Çaycuma çok şanslı diyebiliriz.

Aralarında üniversite öğretim üyelerinin de bulunduğu TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Bölge Temsilcileri ki aralarında Ankara, Yozgat, Sivas, Kırşehir, Bolu, Düzce, Karabük, Zonguldak ve Bartın’dan çok sayıda mimar, Çaycuma’da Başkan Kantarcı ile bir şehir turu yaptılar. 3 yıllık bir sürede seçim öncesindeki “vaad programı”nı da aşarak Çaycuma’da Belediye eliyle yapılan çalışmaları çıplak gözle gördüler. Kent içinde mini tren ve golf araçlarıyla teknik bir gezi yapan mimarlar belediye çalışmalarını farklı bir dünyaya gelmiş gibi, iktidar desteğinden mahrum, muhalif bir Belediye ve Başkanı çalışmalarını yerinde gördüler.

*****

Bizim merakla beklediğimiz ise “Katılımcı yerel yönetim” başlıklı paneldi. Prof. Dr. Aykut Çoban’ın yönettiği panelin konuşmacıları Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Atılım Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Emel Akın’dı. Panelin açılış konuşmasında Prof. Dr. Aykut Çoban, “katılımcılığın kararlara meşruiyet kazandırmak için gündeme gelen bir kavram olduğunu” dile getirerek, “katılımcılığın çoğulculuk üzerinden geliştiğini ve tek adamlıkla bağdaşmayan bir şey olduğunu” söyledi. Çoban, “Sadece oy verme katılımın bir unsuru değildir. Katılımın kurumsal mekanizmalarının sağlanmış olması önemlidir. Burada en önemli olan şey de bilgi edinme hakkıdır. Vatandaş bilecek ve müzakere sürecine katılarak kendi fikrini oluşturacak. Bizim gibi demokrasinin temel unsurlarının bile sınırlandığı ülkelerde katılım mekanizmalarıyla görev yapmak daha fazla değer kazanıyor” dedi.

İkinci konuşmayı yapan Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, slaytlar eşliğinde güzel bir sunum yaptı. Konuşması, düzenliydi, kararındaydı, yararlıydı. Kantarcı, “Planlama ilkeleri, herkese sağlıklı yaşama alanı sunmak, kentsel işlevler arasında uyumu ve işbirliğini sağlamak, altyapıyı kurup yeşil alanları düzenlemek, kentin gelişim eğrilerini göz alarak geleceğe hazırlamak olarak açıklanabilir. Bütün bunları yaparken de tarihsel, doğal ve kültürel dokuya zarar vermemek, var olan değerleri korumak da esastır” diyerek bakış açısını ortaya koydu.

Kantarcı, eskimeye yüz tutmuş bir kent yapılanmasının nasıl çağdaş bir kente dönüştürüldüğünü örnekler vererek anlattı. Başkan Kantarcı, konuşması sırasında bir kültür müzesine, bir arkeolojik müzeye olan gereksinmeyi anlatırken yıkılması gündemde olan, şu anda metruk durumdaki eski Çaycuma Cezaevi hakkında da bilgi verdi. Kantarcı, “Cezaevinin müze olması kararı bizden önceki yönetim tarafından alındı. Biz de bunu sürdürmek istedik. Şimdi Kaymakamlık bunu istemiyor. Halk eğer çıkıp da burada müze olsun derse kimse onun önünde duramaz” dedi.

Başkan Kantarcı, önceki hafta yapılan sempozyuma da değinerek, Filyos Vadisi Projesi ile ilgili olarak, “Bir bölgede planlanan bu düzeydeki mega yatırımların kararını orada yaşayan halk vermeli. Rafineri, petrokimya tesisleri, termik santraller gibi yatırımlar bölge halkını ilgilendiren şeyler. Buna Ankara’daki kişiler karar vermemeli” dedi. Serbest Bölge kararının kaldırılması gerektiğini belirten Kantarcı, “Hava meydanı ile Çaycuma Köprüsü arasında ilan edilen serbest bölge kararının mutlaka iptal edilmesi gerekiyor. Bu karar olduğu sürece Çaycuma’yı geliştirmemiz mümkün değil. Denizden içeriye doğru 20 kilometrelik bir serbest bölgenin dünyada bir örneği yok. Filyos Vadisi’nin bir ekolojik koridor olarak mutlaka koruma altına alınması gerekiyor. Bu düşünceye tüm

Çaycumalıların sahip çıkması lazım. Bu projenin ekolojik bakışla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.

*****

Buradan genel bilimsel doğruların yanında benim anladığım iki sonuç çıkıyor.Birincisi Çaycumalılar’ın mülkü olan bir arazide kurulu, ancak kullanılmayan eski Cezaevi, yıkılmamalı, bir kültür kurumuna dönüştürülerek korunmalı, yeni ve çağdaş işlevler kazandırılmalı.Çaycuma halkı, köylüsü kentlisi ile, başta Belediye, TSO, Esnaf kuruluşları ve demokratik kitle örgütleri öncülüğünde bu işe sahip çıkmalıdır. Bunun politik bir yanı yoktur.

İkincisi ise Filyos Vadisi Projesi konusudur. Vadi kent, belde ve köylerinin geleceği ile ilgilidir.Bu konuda Başkan Kantarcı, birkaç ay önce “Filyos Vadisi Belediyeleri Birliği” kurulmalı konusundaki çağrı yapmıştı. Duyanlar, okuyanlar kulağının üstüne yatmıştı. Devrek’ten Filyos’a kadar bütün belediyeler bu sese kulak vermelidir. Hem birliği kurmalı, hem Vadi’ye akılla, bilimsel doğrular ışığında sahip çıkılmalıdır. Bunun da politik bir yanı yoktur.

Çünkü; Denizden 20 kilometre içeriye kadar bir alanda “Serbest Bölge” kurulmasının dünyada bir örneği yoktur deniliyor. Filyos Vadisi ekolojik bir koridor olarak koruma altına alınmalı sonucu çıkmıştı Sempozyumdan. “Aslı yok yaylasında yüzbin koyunum var benim” türküsü gibi bir haldeki Vadi Projesi ekolojik bir bakışla yeniden değerlendirilmeli.

Bütün bunlar Vadi çevresinde oturanları, yaşayanları çook yakından ilgilendiriyor.Belediyeler, kurumlar, kuruluşlar öncülüğünde Vadi halkı, çocuklarının, torunlarının yaşayacağı topraklarına, geleceğine sahip çıkmalıdır. Şimdi görev zamanıdır..