Güzün, hayatı yavaşlatan enerjisi, önce doğaya, sonra üzerimize çöküyor. Sonbaharın hüznü, aramızdan ayrılan canların anılarıyla birleşerek katmerleşiyor… İlçemiz Tonya’da çok yakınlarda, yaşanan ölüm acıları, hepimizi derinden sarsmıştır… İsim vermeden belirteyim: Aile yakınlarımızın, yaşadığı facialar, unutulur gibi değil... Ancak, her şeye karşın, hayat devam ediyor. Ölenle ölünmüyor… Zaman, tüm acıları söndüren, iyileştiren en etkili ilaçtır… Ölüm karşısındaki çaresizlik, aile yakınları üzerinde yarattığı travma, belki yıllarca sürecek… Bize düşenacılı ailelerle dayanışma ve dostluğun iyileştirici gücünü ortaya koymaktır… Hayatın doğal akışına dönmek için sabırlı ve dirençli olma düşüncesini yaygınlaştırmaktır. 

Eski yıllarda, Kasım ayının başlamasıyla sinemalarda Kasım’da Aşk Başkadır yazılarını görmeye başlardık... Hiç düşündünüz mü Kasım ayı neden özeldir aşk ve yaşam için?  Kasım’da Aşk Başkadır “ filminin de etkisi vardır kuşkusuz. Ancak tek başına bir film, yeter mi Kasım’ı özel yapmaya? 

Filmin konusu şöyledir: Nelson Moss, tüm hayatı işi olan, işkolik bir adamdır. Bir gün ehliyet almak üzere girdiği bir sınavda Sara isimli deli-dolu bir kızla tanışır. Sara, Nelson'dan en azından bir ay boyunca onunla yaşamasını ister. Nelson, teklifi kabul edecektir. Kısa sürede aynı eve taşınan iki insan, yine kısa sürede birbirlerine aşık olacaklardır. Sara da, hayatında ilk kez birisine âşık olmuştur. Nelson'ın bilmediği ise âşık olduğu Sara'nın kanser olduğudur. İki insan, ölümle hayatın girdabına beraber tutulmuşlardır. 

Günümüzde hayat, romantik filmlerde olduğu gibi, rahat değil… Koronavirüs tehlikesi, tüm yaşamımızı etkilemeye, tehdit etmeye devam ediyor… Tüm dikkatimizi, Kovid-19 virüsüne verdiğimiz bir zamandayız… Sonbahar-kış arası dönemde, yaşanacak Covit-19 hastalık tablosunun, büyük zorluklarla geçen aylardan daha ağır olabileceğini tahmin ediyoruz. 

Sonbaharın ruhumuza yansıttığı duyguların en tepe noktasına varışını simgeler Kasım ayı: Her şey değişim sürecindedir, yapraklar sararıp solmakta, doğa çırılçıplak kalmakta, kuşlar göçmekte, insanlar eve kapanmakta… Henüz kış gelmemişken, her şey, durulma aşamasına geçmemişken, sessizlik içinde, yaşama sevinci ve umudu ararız. İlhan Berk bu durumu çok güzel anlatmıştır Sonbahar isimli şiirinde: 

Hep böyle çıkıp gelmiştir/Sonbahar dağlarımıza/Bir elinde karanfil /Bir elinde yüreği.  

Huzur ve umut; seven ve sevilenin varlığından kaynaklanmaktadır kimine göre. Kimine göre ise aşk, fiziki varlık olmadan da etkisini sürdürür. Attila İlhan’ın Böyle Bir Sevmek şiirinde hayatındaki kadınları tarif edişi, aşkın gücünü yansıtmaya yetmektedir: 

“Ne kadınlar sevdim zaten yoktular/Böyle bir sevmek görülmemiştir…” 

Sonbaharın son demleri, kışa doğru hızla yürürken, yaşamanın değerini bilin, hayata dirençle, umutla bağlanın… Sevdiğiniz yanınızdaysa sarılın, öpün, umut edin, kışı birlikte karşılamayı, gelecek güzel günlere sağlık ve mutluluk içinde ulaşmayı düşleyin. Sevgilinizin, yanınızda olduğuna şükredin ve kıymetini bilin… Sevdiğiniz yanınızda değilse de üzülmeyin. Çünkü Kasım’da aşkı bambaşka yaşamak, sizin elinizdedir.