Dağlarca’nın “Türk Olmak” şiiri ilkesel olarak uyulması, yaşanması gereken ve yaşanan “Türk’ün Orta Asya’dan günümüze var oluşunun” anıtsal destanıdır. “Yok hele, oğul kız, yok hele, / Yüreğimizde karanlık, alnımızda kir / Bize yönelen ister yeryüzü olsun / İsterse gökyüzü; / Türk olmak, karşı koymak demektir” dizeleriyle yazılmıştır.

Karşı koymak deyimi, “direnmek, dayanmak, boyun eğmemek” anlamlarına gelirken, “karşı olmak” deyimi de “yanında yer almamak, birine veya bir düşünceye katılmamak, benimsememek, kabul etmemek, karşıt olmak” anlamlarına gelmektedir. Her iki deyimi olumlu yaparsak, “neye karşı olmayacağız, neye karşı koymayacağız” sorularını yanıtlamak gerekir. O da “iyi, güzel, doğru, gerçek olanın, temel hak ve özgürlüklerin ve bağımsızlığın yanında yer almak, hem toplumsal, hem de evrensel olmak” anlamlarını kazanmaktadır.

Başkasının haklarını, özgürlüklerini, bağımsızlığını kendi hakları, özgürlükleri ve bağımsızlığı gibi görmek “insan olmanın başat koşuludur.”

Atatürk, temelden emperyalist politikaları reddederek “bağımsızlık, özgürlük savaşını” başlattı, İngiliz’i, Fıransız’ı, İtalyan’ı, Yunan’ı bu anlamla bu topraklardan söküp attı. Halka çok büyük bir inanç duyduğu için “egemenliği bir kişinin elinden alıp” “kayıtsız ve şartsız olarak” halka bıraktı. Halkı “reaya” yani “sürü, yığın olmaktan” kurtardı, “millet-ulus” yaptı. “Çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmak” için, “dünya kırizine rağmen” kurulan Cumhuriyet’le, Osmanlı’nın bir türlü yapıp başaramadığı sanayileşme hareketini başlattı, satıp bitiremedikleri fabrikaları, yolları, köprüleri, madenleri, şirketleri, bankaları, demiryollarını, barajları…halkın hizmetine sundu. Ülkede kapitülasyonlara ve kan emici şirketlere son verdi. Milletin üstünü-başını giydirdi, karnını doyurdu, yüzyıllık hastalıklardan kurtardı.

Toplulukları “millet yapan” değerleri, Türkçeyi, tarihi, Türk Kültürünü, Türk Edebiyatını halka kazandırdı, öğretti. Selçuklu ve Osmanlı ile yok edilen “ulus” değerlerini yeniden ortaya çıkardı, yeniden var etti. Bu değerler Cumhuriyetle, özgür ve bağımsız bir millet yarattı. Bugün varsak ve bir milletsek, bugün bağımsız ve özgür bir cumhuriyetsek, bugün başımız dik ve onurluysak Türkçe, Türk Tarihi, Türk edebiyatı, Türk kültürü ve Atatürk sayesindedir, cumhuriyet sayesindedir. Bunu anlamamak körlüktür, sağırlıktır, cahilliktir.

Lozan’ı tartışmak, tartışmaya açmak, Cumhuriyet devletini tartışmaktır; emperyalistlerle aynı kafayı taşımaktır; bu, bir düşünce özgürlüğü değil, bağımsızlığa, özgürlüğe, topluma, devlete tuzak kurmaktır. / Bugün Kurtuluş Savaşının kabul etmemek, zaferlerini değersizleştirmek ya da küçümsemek emperyalistlerin yanında yer almaktır; / Mondros’la başlayan, Sevr’le sistematikleşen yok etme ve işgal sürecini benimsemek, Türk insanına yapılan haksızlık ve ahlaksızlıkları reva görmektir. / Tıpkı Kurtuluş Savaşı sırasında Padişahın ve Damat Ferit’in bizzat desteklediği ve organize ettiği isyanlar / isyancılar gibi “İşgal ordularının kazanması için” yardım, yataklık ve çekinmeden işbirliği yapmak demektir; “onlar bizim misafirlerimizdir”, “keşke Yunan kazansaydı” diyenlerle aynı düşüncede olmak demektir.

Atatürk’e karşı olmak, emperyalistlerle yapılan mücadelenin yanında yer almamak demektir, düşmanla işbirliği yapmak demektir. / 23 Nisan’a karşı olmak, halkın kayıtsız ve şartsız egemen olmamasını, halkın iradesinin elinden alınmasını istemek demektir. / 19 Mayıs’a karşı olmak, Anadolu’da başlatılan Kurtuluş Savaşı’na düşman, işgalcilere destek olmak demektir. / 30 Ağustos’a ve 29 Ekime karşı olmak, halkın özgür, bağımsız yaşamasına, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasına engel olmak demektir. Türk milletinin karanlıklardan aydınlığa çıkmasına, ekonomik çöküntülerden, hastalıklardan, yokluk ve açlıklardan, borçlardan kurtulmasına, gelişmesine, kalkınmasına engel olmak, Misak-ı Milliyi bilmemek, anlamamak demektir. / Türk milletinin var oluşunu içine sindiremeyenlerin yanında yer almak demektir.

Çanakkale ne kadar gerçekse, Kurtuluş Savaşı, 30 Ağustos ve 29 Ekim de o kadar gerçektir. Aksini düşünmek ve yapmak, varlık nedenini inkar etmek demektir, insana olana yakışmaz.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…