Kasabalarda  her hafta belirli bir günde kurulan "pazar"lar ekonominin nabzının attığı yerler olarak bilinir. Kasabanın/yörenin yerel ürünlerinin satışa sunulması da ayrı bir özellik ve önem kazandırır buralara...

En önemli özelliği de "aile bütçesi"nin nefeslendiği/soluklandığı yerleridir  pazarlar/pazar yerleri.

Köylerde  -şimdilerde boşaldı- oturanlar ürettikleri meyveleri, hayvansal ürünleri eskiden de "pazar yeri"nde satarlardı.

Şimdilerde pazar yerlerinin önemi daha da arttı, ama buralarda satılan ürün türleri sayısal anlamda azaldı.

Yaşadığım kasabanın pazarında eskiden türü 10'a varan yerli üzüm pazarlanırdı.

Taze ve kuru fasulye türleri de öyle...

Elma ve armutun çeşitinden geçilmezdi.

Şimdi?

Bu ürünlerin kimilerinin nesli kalmadı, kimileri ise ev ihtiyacı olarak üretilir oldu.

Kırsaldan gelip pazarda 3-5 kg üzüm, 8-10 çift yumurta, 5-6 bağ pazı, karalahana, marul, ıspanak satan kadınlarımıza gözüm takılıyor. 

Umutlular... 

Ürünlerini paraya dönüştürüp ev ihtiyaçlarını karşılayacaklar...

Satamazlarsa o zaman umutları bitecek

Bizim insanımız böyle işte... Hep var olanla yetinen; mutluluğu kendi elleriyle kuran bir hüneri, kendine yetme özelliği/duygusu var.

Azdan az... Çoktan çok...

"Ayağını yorganına göre uzat" öğretisi Anadolu insanına "kanaatkar olmayı" öğretmiş; bu "kendi-kendine yetme" alışkanlığıyla da bağımsızlığını koruyarak bugünlere yüzakıyla gelme mutluluğunu yaşamış hep.

Ne ki, "israf günahtır" din öğretisine ters düşmemek, günah işlememek için...

***

Anadolu/Trakya insanımızın tarihte yaşadığı ekonomik sıkıntıları aşmada gösterdiği direnç/sebat; diğer uluslar bireylerine örnek gösterilecek özellikler taşır.

Bunun en güzel örneklerini Batılı -şimdi dost!- düşmanlarla yaptığımız savaşlarda insanımız tarihe yazdırdılar.

Derler ya; "Binbir yokluk ve zorluk içinde..." 

Çok daha zorluklar ve yokluklarla boğuşarak bu kutsal toprakları bizlere "vatan yapanlar"a karşı vefa ve minnet borcumuz olduğunu hiç ama hiç unutmamalıyız.

Eğer gerçek anlamda inanıyorsak, verdiğimiz ve zaferle çıktığımız savaşları yönetenlerin inandığımız Rabb'in bu ülkeyi düşmandan kurtarmak için görevli kullar olduklarını unutmamamız ve onlara saygı duymamız gerekir.

Ama ne yazık ki, aramızda şaşkınlar da var!

Düşman "Beşinci kolları"nın saf/temiz yurttaşlarımızın beyinlerine yerleştirmek istedikleri nefret duygularına karşı; her birimiz ayrı ayrı tarihimizi sahih/doğru kaynaklardan okuyup; benliğimizde oluşturulmak istenilen karamsarlığa karşı cephe kurmalıyız.

Aydınlanma cephesidir bu....

***

Sevgili okurlarım, pazar yerlerinden alış-veriş yapınız. Yaşanan ekonomik sıkıntının  nasıl paylaşıldığını, kadınlarımızın küçücük tezgahlarında nasıl bir büyük umutla yarınlara baktıklarını göreceksiniz.

Pazar yerlerinde umut alış-verişleri yapılıyor/yaşanıyor tertemiz duygularla.

En büyük ekonomik güvencemiz; kadınlarımızın "kanaatkarlığı" ve vefakarlıdır ki, bunun örselenmesin asla müsamaha/izin vermemeliyiz.

Kadınlarımız ekonomimizin kanaatlarlığıyla güç kazanıyor.