Ülkemizin önemli sorunlarından biri olan "kadına yönelik şiddet" konusu, bu kez, Trabzon’da faaliyet gösteren Tiyatro Zinos tarafından masaya yatırıldı. Söz konusu topluluk,11 Ekim 2017 Çarşamba günü, seyircilere ilk gösterimini sundu. Demet Saka’nın yazdığı, İbrahim Kavzoğlu’nun yönettiği “Kız Yemek Yapmadık, Yine Dayak Yiyeceğiz!” adlı oyunla, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi'nde, seyircilere perdesini açtı.

Tiyatro Zinos, bu zor konuda sanatın; toplumu değiştirici, dönüştürücü gücünü kullanmayı deniyor. Seyircileri, toplumun bu güncel ve çözümü bir hayli zor konusu üzerinde, sanatsal estetik yardımıyla düşündürmek istiyor. Düşündürerek, konuya dikkat çekmek, toplumumuzda kadına yönelik şiddetin boyutlarını göstermek, ilgilileri uyarmak, kadınlara yapılan çağ dışı yaklaşımlardan ders çıkarılmasını sağlamak, toplumu çağdaş, demokratik bir anlayışla değiştirip dönüştürmek istiyor. Kadına yönelik şiddetin, fiziki boyutunu gözler önüne seriyor. Bilindiği gibi, kadına yönelik şiddet, yalnızca fiziki şiddetten ibaret değildir. Bu olayın psikolojik (duygusal), ekonomik, cinsel boyutları da unutulmamalıdır.

Oyunda Nurhan Çelik Hallaç, Betül Furuncu, Aslıhan Atmaca rol aldı… Yönetmen Yardımcılığını Aymina Özcelep'inyaptığı oyunun afişini Mustafa Reşat Sümerkan hazırladı. Dekor ve kostüm Hasan Kavzoğlu’na ait. Müzik yönetmeni Hakan Hallaç. Teknik Sorumlu Kutluhan Çolak. Proje sorumlusu Kader Kaya, Koordinatör Songül Topaloğlu...

Kadına yönelik şiddetin, ironiyle anlatıldığı bir oyun sergileniyor. Sahne önünde, süslenmiş iki idam ipi hep asılı duruyor. Eşlerinden sürekli dayak yiyen, bu nedenle kendilerini asarak intihar etmeye karar veren iki kadının son anlarındaki kararlı tutumları yansıtılmaya çalışılıyor. "Ölümden öte köy yoktur" mantığıyla gözleri kararmış kadınlar, son kozlarını oynuyor. Gece vakti; yemeğe eşlerini davet edip, onlardan ölüm acısıyla intikam almaya çalışan bu kadınların trajikomik halleri, hayalleri, özlemleri, korkuları, usta bir oyunculukla sahneye yansıtılıyor. Çok isteyip de yapamadıkları işler, gerçekleştiremedikleri hayaller anımsanıyor. Gençlik dönemlerinde, kendilerine ilgi göstermeyen sevgiliye telefon edip haddini bildirmek suretiyle intikam almak, bilinmeyen numara 118 80'i arayıp, hayatlarında hiç tatmadıkları bir yiyecek (piza) ısmarlamakdeniz manzaralı mezar satın almak" gibi konular, alaycı biçimde sergileniyor.

Her gün ölmektense, bir gün ölmek isteyen iki kadının acıklı yaşamlarıyla hesaplaşması anlatılıyor. Zaman zaman çok acılı sahnelerin sergilendiği oyunda, acıdan gülmeceye, gülmeceden acıya geçişler yaşanıyor. O arada izledikleri bir televizyon programında, intihar etmenin günah olduğunun anlatılması, intihara hazırlanan bu kadınlar üzerinde şok etkisi yaratıyor. Ancak bu durumun çözümünü kendilerine şöyle bir mantıkla açıklıyorlar: "İntihar etmeyi biz istemedik, asıl günahkâr, bizi intihara sürükleyen eşlerimiz olur. Bu eylemde bizim bir günahımız olamaz. " Bu şekilde, birbirlerine cesaret vererek, günah ve ölüm korkusunu yenmeye çalışıyorlar.

Tüm bu olaylar ve düşünceler zinciri devam ederken, gece yarısı çoktan geçer... İçinde bulundukları evin tüm eşyalarıayakaltına atılmış karman çorman vaziyettedir. İntihara kesin karar veren bu çaresiz kadınlar, kaçınılmaz sona yaklaştıklarını sanarak, idam iplerini boyunlarına geçirirler... Birbirlerine son arzularını açıkladıkları sırada kapı sert şekilde çalınır. İntihar eyleminde, geç kaldıklarını anlayan bu iki kadın, panik halinde birbirlerine seslenirler: " Kız Yemek Yapmadık, Yine Dayak Yiyeceğiz"...Oyun, bu şekilde sona ererken, oyuncular; tek tek sahne önüne gelir ve seyircileri birlikte selamlar... Seyirciler de, yoğun alkışlarla, oyunculara karşılık verir.

Büyük bir zevkle, soluksuz biçimde izlediğimiz bu oyunda, oyuncuların el yüz hareketleri, sahneyi kullanma becerileri, Karadeniz şivesini doğal biçimde yansıtmaları harikaydı... Oyunun akışındaki rahatlık, izleyicilerin soluksuz biçimde sahneye odaklanmasını sağlıyor. Belli ki, bu oyun üzerinde çok çalışılmış... Oyunun yönetmenini, oyuncularını, bu mükemmelliğe katkı yapan tüm tiyatro emekçilerini kutluyor, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.