Bugün “akıllı” diye adlandırılan telefon, hemen hemen küçükten büyüğe herkesin elinde var. Haberleşmenin dışında, “öğrenmede, bilgi edinmede, soruların yanıtını, sözcüklerin, terimlerin anlamını… bulmada cepte taşınan küçük bir bilgi kutusu, kitaba ayrılmayan paralarla binlerce lira ödenerek alınan bir “konuşma” aygıtıdır.

 Belleği güçlü olduğu için bilginin, düşüncenin, haberin saklanmasında, yaygınlaştırılmasında “görsel ve işitsel” olarak çok etkilidir. “Sosyal medyanın” gücü de buradan gelmektedir: Anında her şey tüm dünyada. Bu yüzden gizlisi saklısı kalmadı dünyamızın.

 Bugün gazetelerin az okunmasında, kitaplara ilginin azalmasında bilgisayarın ve akıllı telefonların payı büyüktür. Buna “sidiler, dividiler” de dahildir. Beyin her şeyi “ses ve görüntü” olarak, emeksiz bir biçimde alır; ses ve görüntü gittiğinde önemli bir kısmını da unutur.

 Okuma, algılama, düşünme, öğrenme, sindirme (hazmetme), soru sorma, yanıt arama gibi beyinsel eylemleri aynı anda yapabildiğimiz bir süreçtir. İzlerken ya da dinlerken beynin bu işlevleri yerine getirecek kadar zamanı olmaz. Filmi, belgeseli, dividiyi, bilgisayarı seyrederken ya da dinlerken, sorular beyinde izleme, dinleme olanağı bırakmaz.

 Öğrenmede, bilgi edinmede “akıllı telefondan ve bilgisayardan” mutlaka yararlanılmalıdır. Ama kitap hiçbir durumda göz ardı edilmemelidir. Düşünmede, sorgulamada, duyumsamada kitabın yaptığını hiçbir araç yapamamaktadır. İster bilim, ister felsefe, ister sanat kitapları olsun, yazanın deneyimleri, görüşleri, düşünceleri, duygularıyla insanı zenginleştirmektedirler.

 Görüntü, ses gittiğinde belleğimizde ne kadar iz kalır dersiniz?

 Öğrenmek soru ile başlar, sormasını bilen öğrenir. / Soru şüphe, merak ve aklın sonucunda gelir. / Sorusu olan insan şüphe eder, merak eder, nedenlerin, niçinlerin, nasılların peşinden gider. / Her sorunun yanıtı insan için yeni bilgiler demektir. Her yeni bilgi, yeni şüphe, yeni soru demektir. Beyindeki bu işlem zincirin halkaları gibi birbirine bağlanıp sonsuza dek uzatılabilir. Öğrenmek sorular zincirinin peşinden gidilerek alınan yanıtlarla olur. Kendilerini tekrar eden insanlar yeni sorular sormuyor, yeni bilgiler öğrenmiyor, yeni düşünceler üretmiyor demektir.

 Her şüphe, her soru insanı bilgi denizine bir adım daha yaklaştırır, gözler önündeki karanlıkları kaldırır, ışıklı, aydınlık kapıları insanın önüne sonuna kadar birer birer açar.

 Yeri gelir bir sorunun peşine düşülür, bir kitapta, iki kitapta bulunur yanıtı. / Yeri gelir sorular ormanında yolunu bulamazsın, bir kitap, üç kitap, beş kitap, on kitap derken muhteşem bir bilgi edinme macerası yaşarsın; aklına gelmeyen, hiç düşünmediğin insanlık gelişiminin oluşumunu hazırlayan binlerce yıllık bilgi, düşünce, duygu çeşmelerinden kana kana içersin. / Bir insanda tüm insanlığı yaşarsın, o destansı güzelliğin içinde büyülenip kalırsın.

 Her kitap bir hazine olur, her kitap bir insanlık çeşmesi... / Binlerce yıldan buyana insanlığın süzüle süzüle getirdiği imbikten geçmiş bilgiler, düşünceler, duygular, yaşanmışlıklar, her bilge kişinin, her bilimcinin, her sanatçının düşleriyle yoğurur bizi, geleceğe hazırlar; cehaletin karanlığından kurtarır. / Aklımıza, iç dünyamıza soluk aldırır, derinlik kazandırır, daha bir insan yapar bizi… / Her okuduğumuz kitap değiştirir, geliştirir, zenginleştirir bizi. / O zaman sevgiyle, anlayışla, hoşgörüyle yaklaşırız insanlara; küçücük sorunlardan kurtuluruz. / Aynı gözle görürüz tüm insanları, “ayrısı, gayrısı olmaz” o zaman, o “bütünlüğe” varırız, derisinin renginden, inançlarından ötürü parçalayamayız, kırıp dökemeyiz o muhteşem birliğin güzelliğini. / Sığ, yüzeysel, derinliği olmayan insanların yarattığı düşmanlıklara pirim vermeyiz.

 Kitap okumak sorular ormanında cehalet denen canavarla boğuşmak demektir. En büyük düşman cehalettir çünkü. Onunla savaşanlar en büyük yiğit, en büyük kahramanlardır. Bunu göremeyenler, cehaletle savaşanları kendilerine düşmen görürler, ortaçağ derebeyleri gibi “okumamakla” övünürler.

 Cehaletten beslenen iktidarlar, aydınlara, bilge kişilere, bilimcilere ve sanatçılara bunun için düşmandır. Cehalet ne kadar baskın olursa iktidarları da o denli güçlü olur. O yüzden bilen ve düşünen insanlar tutuklanır, susturulur; tutuklanan insanlar değil, bilgilerdir, düşüncelerdir. Asıl cehalet budur. O yüzden kitaplar “bombalardan daha tehlikelidirler.”

 Barış ve esenlik dileklerimle…