Çayımı İçim Gelirem

Bir gün Erzurum kahvelerinden birinde insanlar iftar vaktinin gelmesini beklerken o anda içeriye biri hızla ve şiddetle girmiş:
-Abi çabuk goşu gelin, bi tenesi orucuni basır cigara içirdi gözümün ögünde kahveden biri cevap verir:
-Ola tamam bi dur, neye gidirsen bu çayımi içim gelirem.

Halim Mecalim yok

Sohbet sırasında Bektaşi’ye sormuşlar:
-Baba Erenler niçin oruç tutmazsın?
Bektaşi’de mazeret hazırdır:
-Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.
Bektaşi’yi zorda bırakmak için bir soru daha sorarlar:
-İftara çağırsalar gider misin?
-Doğrusu ne yapar eder giderim.
Bektaşi’nin bu cevabına itirazlarını bildirirler:
-Bu nasıl olur? Allah’ın emrini dinlemiyorsun da kulların davetini kaçırmıyorsun!
Bektaşi’nin cevabı hazırdır:
-Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir ve affedicidir. Fakat insanlar böyle midir? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir

Nasıl Yetişeceksin?

Sultan II. Mahmut Han zamanında bir zât, Ramazanda bazı ahbap ve tanıdıklarını iftara davet etmiş. Meşhur Şair İzzet Molla da davetliler arasındaymış.

Yatsı ezanı okunmuş, cemaatle namaza başlamışlar. İmamlık eden zât, namazı neredeyse iki secdeyi bir edecek kadar acele kıldırıyormuş. Çok kısa zamanda sonuncu rekâtın tahıyyatına gelmişler. O aralık dışarıdan bir adam gelip namaz kıldıklarını görünce:

-Hazır abdestim varken ben de cemaate yetişeyim, diye düşünüp safa dâhil olacağı sırada cemaat selam vermiş. 

İzzet Molla dönüp adama şöyle demiş:

-Be adam! Biz içinde iken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeceksin?

Oruç Farz Sahur Sünnet

Adamın biri, her gün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor, yemek hazırlatıp sahur yiyormuş, sonra da orucu. 

Bir gün beş gün, bu böyle sürerken kadın artık dayanamamış ve:

-Ula herif sende hiç vicdan yok mu, orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun, demiş.
Adam:

-Oruç farz, sahur yemek sünnet değil mi, diye sormuş? 
Kadın:

-Evet demiş 
Adam:

-E hanım, farzı yapmıyorsak sünneti de mi yapmayalım, demiş.

 Tonyalı

Aylardan temmuz. Günler oldukça sıcak ve uzun. Oruçlu bir gün. Sabah erkenden başlayıp gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı. Hararetten, dili bir karış dışarıda varmış evine. Kafaya takmış, orucu bozacak, ama arkadaşı bırakmıyor:
–Orucunu bozma, aha şunun şurasında akşama ne kaldı ki?
Bir fırsatını bulup bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı:
–Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? deyince cevap vermiş Tonyalı:
–Baktım ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumi kestım.

 Acaba Memnun mu?

Birçok Ramazanı birlikte geçirmiş olan bir hanımla beyi konuşuyorlarmış. 

Bey, hanımına:

-Hanım, bunca senedir oruç tutuyoruz. Acaba Ramazan-ı Şerif’i hiç memnun edebildik mi? diye sormuş.

Hanım:

-A efendi! Düşündüğün şeye bak, o mübarek hiç memnun olmasaydı, her sene 10 gün önceden gelir miydi? demiş.