tonyahaber @ hotmail.com

Bir anı…

3 Kasım 2002 milletvekili seçimleri yapılmış, AKP %34 oy alarak Meclis’te 363 milletvekili ile ezici bir çoğunluk elde etmişti.

Seçim propagandaları sırasında AKP’nin en önemli söylemlerinden biri, milletvekili dokunulmazlığını kaldırmaktı.

Seçim bitti, hükümet kuruldu. Aylar gelip geçti bir bir… Meclis yaz tatiline girdi. Milletvekilleri de bölgelerini ziyarete çıktılar.

Bir gün, AKP Tonya İlçe Başkanı Mustafa Yıldırım, telefon açtı Tonyahaber’e... AKP Trabzon Milletvekili Aydın Dumanoğlu’nun geldiğini bildirdi. Fotoğraf makinemi aldım, ilçe başkanlığının o tarihlerde Kalınçam Caddesi’nde bulunan bürosuna gittim. Dumanoğlu’na hoş geldiniz dedim, kısa bir tanışmadan sonra oturdum. Büroda sadece birkaç kişi vardı. İlgi duyup gelen olmamıştı.

Çaylarımızı içerken Dumanoğlu ile ikili bir sohbet içine girdik…

Bir ara kendisine sordum:

“Sayın Dumanoğlu, parti olarak seçim propagandaları sırasında milletvekili dokunulmazlığını, kürsü dokunulmazlığı dışında kaldıracağınızı söylediniz. Aradan aylar geçti, öncelikli işlerinizden biri olarak belirttiğiniz dokunulmazlık konusunu Meclis’e getirmediniz. Neden?”

Milletvekilinin yanıtı açık ve netti:

“Evet, vaatlerimizden biriydi. Ancak yargıya güvenmediğimiz için dokunulmazlıkların kaldırılmasını Meclis’e getirmedik, getirmeyi de düşünmüyoruz.”

Üniversite hocalığı yapmış, KTÜ’nün Rektörlüğünde bulunmuş bir milletvekilinin “hukuka güvenmiyoruz” açıklaması karşısında, dehşete kapılmadım desem doğru olmaz!…

“Peki, siz milletvekili olarak hukuka güvenmiyorsanız; biz yurttaşlar neye güveneceğiz?” soruma yanıt bile vermedi.

“Sayın vekilim, bu değerlendirmenizi gazetede aynen yazacağım.” dediğimde,

“Yazın!” dedi.

Elbette yazdım…

Yıllar akıp gitti. 2010 yılı yaz aylarında 26 maddeden oluşan bir Anayasa değişikliği yapıldı. 12 Eylül 2010 tarihinde de halkoyundan % 58 “evet” alarak geçti.

Değişikliğin en başında HSYK’yı yeniden yapılandırma geliyordu.

Yapılandırıldı…

Sonra?...

Sonrası belli… HSYK, FETÖ’ye teslim edildi.

Hukukçular arasında konuşulan, ama kamuoyuna pek yansımayan değerlendirme vardı HSYK ile ilgili:

“HSYK, sadece kadını erkek, erkeği kadın yapamaz. Başka her şeyi yapabilir.” diyordu hukukçular kapalı kapılar ardında. Bu kadar güçlü yetkileri vardı HSYK’nin…

Dumanoğlu’nun güvenmediği hukukun, güvenilir hale getirmek için ne hale getirildiğini hep birlikte yaşadık…

İtalya’da “Temiz eller” operasyonunun savcısı Di Pietro’nun benzerini de göndük!... Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Eldiven, Poyrazköy… davalarının ünlü savcısı, alikıran-baş kesen Zekeriya Öz’ü unutmuşsanız günah benim değil!…

Nerede o ünlü savcı?

Gürcistan üzerinden tüydü, değil mi?

Geldik bugüne…

Bir Anayasa değişikliği daha 16 Nisan’da önümüze gelecek.

Kimimiz değişiklikten yana oy kullanacağız; kimimiz “hayır” diyeceğiz.

Peki, ne biliyoruz değişiklikle ilgili?

Hukuktan söze girmişken, örneğimiz de hukuktan olsun.

Partili bir Cumhurbaşkanı, adından “yüksek” sözcüğü çıkarılan Hakimler Savcılar Kurulu (HSK)’nın 12 üyesinden dördünü seçecek, ikisini atayacak!... Atanacaklardan biri Adalet Bakanı, öteki de aynı Bakan’ın müsteşarı… Altı kişiyi de Meclis’te çoğunluğu bulunan parti seçecek elbette…

O partinin genel başkanı kim?

Cumhurbaşkanı…

Yeme de yanında yat!...

Hatırlar mısınız, ağlamadan sorumlu Başbakan Yardımcısı ne diyordu:

“Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor!...”

Böyle bir HSK’nın yapacağı sınavlara, atayacağı savcılara, hakimlere Dumanoğlu güvenir mi bilmiyorum…

O güvense de siz güvenir misiniz?

Güvenirseniz şunu da söyleyeyim:

Anayasa değişikliği, halkoyundan geçer ve yasalaşırsa; endişemiz odur ki, sorunlarınızın çözüm yeri, mahkemelerden önce iktidar partisinin il ya da ilçe başkanlıkları olacak…

Unutmayın!...

Yasama, yürütme ve yargıdan oluşan kuvvetler ayrılığının tek elde toplanması halinde, böyle bir rejime cumhuriyet deseniz ne yazar? Adında cumhuriyet olan pek çok ülkede faşist bir yönetim olduğu ortada.

Anayasa değişikliğinde öngörülen yetkiler kime verilirse verilsin, seçimlerde hangi parti kazanırsa kazansın olacağı bu!...