Türkiye’de adalet ne zaman olacak? Ne zaman hukuk, hukukun üstünlüğü, hukukun evrensel değerleri egemen kılınacak? Ne zaman insanlar doğru, dürüst, namuslu, ahlaklı, aldatılmadan, kandırılmadan yaşayacaklar; bildiklerini, düşündüklerini korkusuzca söyleyip yazacaklar? Ne zaman insanlar, yargıya, adalete, mahkemelere inanıp güvenecekler? Ne zaman ülkemin insanları şunun bunun yargıcı, savcısı demeden, “hukukun savcıları, yargıçları” karşısına çıkacaklar? Suçlu bile olsa halkım, “ayrımcılık yapmadan”, “benim arkamda devletim var” diyebilecek mi?

Benim ülkemde her kurum, her kuruluş ve tüm kutsallığına inandığımız değerler, birbirlerine öyle çürümüş pamuk ipliği ile bağlı ki, bir anda her şey ters yüz olabiliyor, birden değişip bir başka şekle dönüşebiliyor. Siyasi kararlar akşamdan sabaha değişiyor. Tüm ağırlaştırılmış müebbetler ve cezalar kaldırılıp beraatla sonuçlanabiliyor. Ne garip yargı, ne garip adalet, ne garip hukuk demekten insan kendini alamıyor. Demek ki, siyaset bu denli ikiyüzlü, acımasız! Böyle bir ortamda kimileri de “idam geri gelsin” diye nutuk atıyor, şarkı, türkü söylüyor.

Türkiye’de her an her şey “birden” olabiliyor. Bunca değişkenliğin içerisinde güven ve gelecek kaygısı buhar olup uçuyor. En güçlü, en güvenilir denilen ordu, “yıllardır biriktirilen ve saklanan” bitmez, tükenmez kinin, nefretin, düşmanlığın dışavurumuyla, ülke güvenliği ve geleceği düşünülmeden tutuklanabiliyor. Askeri vesayet ve Amerika’nın Türk ordusu düşmanlığı varken suç aramaya gerek var mı? Hayali, düzmece suçlarla “kes, kopyala, yapıştır” biçiminde hazırlanan dosyalar orduyu darma duman etmeye yetiyor.

Ama adalet, ama hukuk ve vicdan en yakıcı güneşlerden ve ateşlerden daha çok yürekleri tutuşturuyor, kanatıyordu. Bir gün hukuk ve adalet herkese lazım oluyordu. Sap dönüyor, keser dönüyor, gün geliyor hesap dönüyor. Dün orduyu tutuklayan FETÖCÜLER, bugün beceriksiz darbe girişimiyle yok ettikleri hukuka, adalete, yargıya muhtaç duruma düşüyorlar. Ve düşmez kalkmaz bir Allah oluyor.

1894’te Alfıred Direyfus diye bir Fıransız yüzbaşı “Almanlara casusluk yaptı” iddiasıyla tutuklandı. Çöp kutusunda bulunan not kanıt olarak gösterildi. Fakat yazı Direyfus’un değildi ve “onundur” denmesi de çok zordu. Ama Fıransız İstihbaratı ve Genel Kurmayı, “onundur” diye dayattı. Birisi Direyfus’un yazısını taklit ederek notu yeniden yazdı. Bu yazı Direyfus’u suçlamak için yetersiz görüldü ve Yahudi olduğu için uydurma yeni suçlar isnat edilerek dosyası kabartıldı. Yargılama sonucu nişanları alındı, apoletleri söküldü ve ömür boyu sürgüne mahkum edildi. Korkunç bir histeri ile Yahudi düşmanlığı yapan Fıransız basını Direyfus’un eylemi ile değil, Yahudiliği ile ilgilendi. Verilen ceza ile tatmin oldu, huzur buldu.

Büyük yazar Emil Zola Direyfüs’ün suçsuzluğuna inanırdı. Fıransız basınının düştüğü rezilane durum karşısında, Fıransız adaletinin namusu için kolları sıvadı ve savunmaya geçti. Gazeteler o denli Yahudi düşmanlığı yapıyorlardı ki, Zola’nın yazılarını basmadılar. Zola da bıroşürlerle savaşımını sürdürdü. Bir senatörün ve Direyfus’un hanımının katkılarıyla dava yeniden başlatıldı. Gerçek casus yakalandı. Aradan geçen onca zamana karşın Fıransız adaleti yerini buldu, Dıreyfüs’ün nişanlarını, apoletlerini ve görevini geri verdi.

2007’den bu yana Türkiye yüzlerce Direyfus davası yaşadı. Ergenekon’a, Balyoz’a, Fuhuş’a, Casusluk’a, Oda Tv.’ye dahil insanların her biri birer Direyfus’tu. Tümünün de suçu düzmece, uydurmaca ve kes, kopyala, yapıştır biçimindeydi. İşin ilginci tümü de Türk’tü.

Oysa “darbe” sonrası kendileri, “düzmece, uydurmaca” suçlara gereksinim duyulmadan “gerçek delillerle” yargı önüne çıkacak ve adalet yerini bulacak. Bekliyoruz ve bakalım Türk adaleti bu sınavdan nasıl çıkacak?

Balyoz’da, Ergenekon’da, Fhuş’ta, Casusluk’ta, Oda tv.de suçsuzluğu saptanan ve her biri birer Dıreyfus olan tüm insanların, askerlerin, bilim insanlarının, yazarların hem itibarlarının, hem nişanlarının, hem rütbelerinin, hem de görevlerinin geri verileceği günü dört gözle bekliyoruz.

Geç de olsa Türk adaletinin yerini bulacağı inancını kaybetmek istemiyoruz.

Sağlık ve esenlik dileklerimle…