inankalyoncu061 @ hotmail.com

Beylikdüzü’nde başlayan İmamoğlu rüzgârı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde fırtına oldu esti.

İmamoğlu, soğukkanlılığıyla, samimiyetiyle, kucaklayıcılığıyla, hitabetiyle, sahiciliğiyle sadece İstanbul siyasetine damga vuran “adam” olmadı, Türkiye siyaseti de adam gibi adam kazandı.

YSK resmi sonuçları açıklamış olmasa da İmamoğlu rakibine attığı 27 bin oy fark ile zaferini ilan etti.

Ekrem İmamoğlu’nun bu zaferi, giderek diktatörleşenlere dur denildiği, demokrasiye sahip çıktığı gün olarak tarihe gececiktir.

AKP, İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır nidalarıyla girdiği seçimde devletin bütün imkânlarını kullandı.

Cumhurbaşkanıyla, Bakanıyla, milletvekilleriyle sekiz koldan saldırdılar. Bütün her yeri pankartlarla süslediler, bütün alanları zapt ettiler ve çıkan sonuç, 27 bin oyla İmamoğlu kazandı.

AKP’nin bütün hesapları ters tepti yani.

Ekrem İmamoğlu, bu seçimde çok iyi bir kampanya yürüttü... İnsanlara ideolojik yaklaşmadı... Ülkedeki kötü giden ekonomiye dikkat çekti... Olumlu mesajlar verdi... Her görüşten insanı kucaklamayı başardı… Gittiği her yerde bir lider gibi ilgi gördü…

Hiçbirimiz İmamoğlu’ndan böyle bir sonuç beklemiyorduk.

Konuştuğum AKP’liler de beklemiyordu.

Kamuoyu yoklaması yapan anket şirketleri de beklemiyordu.

Demek ki bu sessizlik, toplumdaki derin bir dalganın sessizliğiydi.  

Seçim öncesi vatandaşta bir sessizlik vardı...

Bir dip dalgadan bahsediliyordu, fakat insanlar korkudan konuşamıyordu ama vatandaşın sandıkta tokadı vuracağı tanzim satış kuyruklarından belli oluyordu.

Öyle de oldu.

Vatandaş öyle bir tokat vurdu ki, iktidarın bütün baskılarına rağmen Türkiye’nin en önemli üç büyükşehir belediyesini CHP’ye teslim etti.

Okunmayan gazetelerinizin, izlenmeyen kanallarınızın...

İktidarı övmeye, muhalefeti eleştirmeye ayarlı moderatörlerinizin...

İftiracı ve çirkin yayınlarınızın...

Vatandaşın üzerinde hiçbir etkisi olmadığını gördük…

Üst perdeden konuşan, vatandaşın bam teline basan,  kanunları zorlayan, böbürlenen, “ben siyaset dehasıyım” edaları ile rakiplerini küçümseyen, seçmenin aklı ile dalga geçen siyasetçilere vatandaş bir nevi ders vermiş oldu…

Bu ülkede 25 yıl önce belediyeler ile gelenlerin, yine belediyeler ile gideceği Mart’ın sonunda gelen bahardan belli oldu.

Özellikle üç büyükşehrin kaybedilmesiyle birlikte seçim öncesi kurulan AKP-MHP koalisyonu tartışılır duruma gelecek.

Gittikçe kan kaybeden AKP, yerel seçimlerin faturasını birkaç Bakan’a kesip kabine değişikliğine gidecek.

Seçim meydanlarında, bakmayın siz Bahçeli ve Erdoğan’ın 4,5 yıl seçim yok dediğine…

Ülkenin ekonomik krize sürüklendiği bugünlerde, asıl zorluk AKP için önümüzdeki günlerde başlayacak.

Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Tunç Soyer bize bir kere bahar çiçeklerini koklattı.

Üç çiçekle bahar gelmez, ama her bahar üç çiçekle başlar…

Artık ne derseniz deyin bu baharın sonu yazdır, yaz!…