Kişilik ve karakter bozukluklarıyla ekonomisi çökmüş ailelerin durumunu “dinsel” bazda sömürerek adi, aşağı emellerine araç etmek için müftülere-imamlara “resmi nikah” kıyma yetkisi veriyorlar. “İslam uleması” gibi cafcaflı laflarla söze girerek inandırıcı, ikna edici olmaya çalışıyorlar. Biliyorlar ki halk “cahildir, anlamaz, susar; parayı gördü mü, kızını da satar.” Bir babanın kız çocuğunu satmasına-para karşılığı evlendirmesine fetva veren-karar veren, kız çocuğunun resmi nikahını kıyan müftü-imam “alim değil, olsa olsa p… olur.”

Dini konuları siyasetin gücüyle kirleterek, yargıyı etkiliyor, çocuklara zarar verenleri, istismar edenleri, ruh ve bedence çökertenleri tek oturumda bağışlayabiliyorlar. İstismar suçlarını affetmek için çocuk haklarına karşı duyarsız kalıyorlar. Söz konusu “dini çerçeve” olduğu için “okuduğu surenin anlamını bilmeyen cahil ve bilinçsiz halk” onlara inanmaktan başka çıkar yol bulamıyor. Oysa bugünün teknolojileriyle iletişim, herhangi bir bilgiye ulaşım hiç de zor değildir. İstenildiğinde de ulaşılamayacak bilgi yoktur.

Önceleri Arapça, Farsça bilmek alim olmak için yeterli sayılırdı. Bu dilleri bilenler Kur’an ve hadislerin “hikmetlerini” çözer ve açıklarlardı(?) Oysa Arapça ve Farsça bilim değil, sadece dildir. Kur’an’a anlam vermek için geleneksel din bilimlerinin yanında Türkçe, İngilizce, Latince, pisikoloji, sosyoloji, fizik, kimya, biyoloji, matematik, evren ve uzay bilimleriyle nükleer ve kuantum fiziğini çok iyi bilmek gerekir. Bunlar bilinmeden Kur’an’ın hikmetleri ve din hakkında konuşmak yeni hurafeler yaratmak demektir. İslam dünyası tek kanatla uçulmayacağını hala öğrenemedi. Ne zaman “müspet bilimleri ve akıllı olmayı öğrenir, onlarla birlikte yaşar” ancak o zaman iki kanadını tamamlar ve uçar. Müspet bilimsiz ve akılsız, İslam dünyası zamanın ve mekanın dışında yaşamaya çalışıyor: / Bir düşünün, tüm kaçaklar denizden, ölümleri pahasına bile olsa Hıristiyan dünyasına sığınmaya çalışıyorlar.

Fetva verir durumunda olanların açıkladıkları kararlar, insanlığın sayısız uğraşlar sonucu elde ettiği, kazandığı değerlerle çelişir duruma geldiği gibi pek çoğunu da inkar ediyor: “Hak, hukuk, özgürlükler, eğitim, öğretim” gibi evrensel kazanımları çiğneyip geçiyor, ne “çocuğun, ne de insanın temel hak ve özgürlüklerine” değer verip saygı gösteriyorlar.

Bir düşünün: Yıllar yılı laiklikle “dinsizlik” diye uğraştılar. Şıhları, şeyhleri, tarikatları ve cemaatleri devlete ortak ettiler. Salt halkın bilgisizliğinden yararlanıp istediklerini elde etmek için, “din” diye hurafeler uydurdular, İslam’ı sömürerek siyasallaştırdılar…

Bir düşünün: Fetva diye verdikleri kararlarla çocukların hem beden, hem de ruh sağlığına dünyanın en büyük kötülüğünü ve düşmanlığını yapıyorlar; zihinsel gelişimlerini engelliyorlar. Kendi çocukları, torunları Amerika’da okurken, bu çocuklar eğitimleri, öğretimleri, yetiştirilmeleri, hayatı tanımaları ve hazırlanmaları düşünülmeden “hasta ve sakat ruhlara” kurban veriliyorlar. Cinsellik ahlaksızlığın kaynağı gösterilip, asıl ahlaksızlık olan vurgunlar, soygunlar, hırsızlıklar, yağmalama ve talanlar unutturulmaya çalışılıyor. “İslam hukukçularına göre buluğa ermiş dokuz yaşındaki kız ve on iki yaşındaki erkek çocuklar evlenebilir” görüş ve düşüncesi İslam’a mal ediliyor. Asıl ahlaksızlığın kaynağı sapık inanç ve düşüncelerdir. Süfli kararlarla İslam’ı kirletmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu karar hem akla ziyan, hem bilime, hem de insanlığın elde ettiği kazanımlara aykırıdır, terstir. Çünkü onlar çocuktur.

Bu kafada olanlar, gebelik için salt “bir hastaneye” başvuruda bulunan 115 çocuğu, güvenlik ve yargıdan gizleyip saklayarak, diğer binlerce hastanedeki “korkunç boyutu” örtbas etmişler, toplumu bilgilendirmemişlerdir. Sadece İstanbul’da bin küsur hastane bulunmaktadır. Tüm Türkiye’yi bir düşünün… Araştırılsın, görülecektir ki sonuç faciadır.

Bu çocuklar yanlış kararlara kurban edilmiş, hayatları çalınmış, canlarımızdır. Hukuk karşısında bu çocukların hesabı ivedilikle sorulmalıdır.

Ey bu çocukları dünyaya getirenler: Sizler ne biçim anne-babalarsınız, lanet olsun sizlere.

Barış ve esenlik dileklerimle sevgiyle kalın…