Şimdiki Belediye Kültür-Sanat Merkezi, eskiden “HALKEVİ” idi. 1933’de yapılan Yeni Zonguldak Halkevi binasında 800 kişilik sinema salonu, 500 kişinin dans edebileceği müzikhol vardır. Üç kat olarak imar edilmiş binada; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal için bir yatak odası, bir tuvalet, bir bekleme odası, bir kış bahçesi, yemek, dinlenme, salonları, ayrıca 26 oda, üç banyo, makyaj odaları ve hademe odaları da bulunmaktadır.

Nereden bakılırsa bakılsın Halkevi binası, Cumhuriyet Türkiyesi’nin bir kültür ocağı ve kültür mirasıdır.

Pekala bizler bu kültür mirasını koruyabildik mi?

Ne yazık ki hayır.

Sinema salonu bir müstecire verildi. Yakınlarda geri alındığı ve halkın hizmetine verileceği duyuruldu. Bek-li-yo-ruz.

Yine binanın alt kısmı önce öğretmen kuruluşu İlksan’a verildi. Daha sonra bir başka müstecire kiralandı. Her kiralayan kendine uygun değişiklikler yaptı. Bu süreçte binanın dış görüntüsü ve dokusu bozuldu.

*****

Bizim kuşak, Halkevi binasının eski görünümünü durumunu, işlevini hatırlamaktadır. Elbette içimiz de yanmaktadır. Belediye Başkanımızın, tez elden Halkevi’nin özgün kimliğine dönüşümünü sağlayacak girişimlere başlamasını da bekliyoruz.

Belediye Kültür Sanat Merkezi işlevini sürdürmeli, ama bina Halkevi kimliğine kavuşturulmalı ve eski dokusu ile korunmalıdır.

HALKEVİ’mizi istiyoruz.

*****

Halkevi’nin alt katında o büyük salonda bizim lise öğrenciliğimiz yıllarında büyük bir kitaplık vardı. Hatta bir Sanat Tarihi ödevi için o salona gitmiş, kütüphane alışkanlığımız da olmadığı için güç bela derdimizi anlatarak, kaynak bulabilmiştim. Okul kitaplıkları dışında kaynak bulunmayan şehirde Halkevi Kitaplığı büyük bir ihtiyacı karşılamakta idi.

Arkadaki küçük sahneli salonda ise, Halkevi’nin ve okulların çalışmaları sergilenirdi. Örneğin “1960-61 yılı 6/ Edebiyatlar M.Ç.L’ye Veda Gecesi”ni bu salonda sergilemiştik.

Süreç içinde Halkevi kitaplığı da yok oldu. Caddeye bakan büyük salon okuma-dinlenme işlevini görmeğe başladı. Arka salonda ise tiyatro gösterimleri, dinletiler, konferanslar devam etti.

HAKLEVİ KİTAPLIĞI yeniden kurulabilir.

*****

2004 yılı sonbaharının başlangıç günleriydi. Değerli dostumuz yazar, şair Ahmet Özer kardeşini ziyaret amacıyla Zonguldak’a gelmişti. Kürşat Coşgun ile Cemiyet’in (Maden Mühendisleri Odası Lokali) önünde beklemiş ve nihayet buluşmuştuk. Ahmet Öztürk’ün de katılımıyla doğal olarak sohbete başladık.

Laf lafı açarken bir ara Zonguldak edebiyatından konuşmaya başlamıştık. Ahmet Özer bana, “Sayın Kalyoncu, ben buraya geldim, bir otele yerleştim. Zonguldak üzerine bir çalışma yapmak istiyorum. Örneğin bir roman yazacağım. Zonguldak üzerine yazılmış kitapları bir yerde bulabilir miyim? diye sorunca, bir süre duraladım. Sonra da zorunlu olarak “Bulamazsınız!” diye yanıt verdim. Öyle ya, Zonguldak üzerine yazılmış kitaplar, bir yerde topluca bulunmuyordu.

*****

Rahmetli Vali İsmet Metin Zonguldak’a (görev yılları:1999-2003) atandıktan bir süre sonra sivil toplum örgütleriyle bir toplantı yapmıştı. Dernek olarak da Atatürkçü Düşünce Derneği ile Maden Mühendisleri Derneği’ni çağırmıştı. Biz ADD olarak o toplantıya Başkan Yardımcısı Şükran Karahasan ile birlikte katılmıştık.

Toplantıda her örgüt bir rapor sunuyordu. Biz de sunduğumuz kültürel konulu raporda “İldeki kütüphanelerde Atatürk ile ilgili kitapların ayrılarak, öğrencilerin ve arayanların kolayca bulabilmelerini sağlamak amacıyla ‘Atatürk Kitaplığı’ adıyla bir araya getirilmesi; Zonguldak üzerine yazılmış eski-yeni kitapların, gerektiğinde piyasadan, sahaflardan alınarak bir ‘Zonguldak Kitaplığı’ oluşturulmasını” istemiştik.

Diğer örgütler ve kuruluşlar ise Zonguldak’ın ekonomisini canlandırmak amaçlı “Zonguldak Gelişim A.Ş.” adlı bir şirketin kurulması ile ilgili görüşlerini sunmuşlardı.

Ama Zonguldak Kitaplığı ne yazık ki kurulamadı.

*****

Ayrıca belediyelerimiz de bu konuyu gündemlerine alabilmeliler. Her belediye kendi bölgesinin şair ve yazarlarının, araştırmacılarının, müzisyenlerin, ressamların ve diğer sanat dallarında ürün vermiş kişilerinin eserlerini ayrı ve özel bir yerde toplamaya, kısa tanıtım yazılarıyla sergilemeğe başlayabilirler.

Buna tarım ve orman köylüsünün, maden işçilerinin kullandıkları araçlar-gereçler, bölgenin yerel özel ürünleriyle araçları da eklenebilir. Bu çalışma o kent için yarınlara uzanan bir kültür ağacıdır. O nedenle her belediye bir “Kent Kitaplığı” kurabilir. Şimdiden iki kitapsa, üç kitapsa kitaplığına yerleştirebilir.

*****

Bu konuya daha önce de değinmiştim. 2005 yılında yayımlanan “Kömürde Açan Çiçek” ve “Kömür Kokan Şiirler” adlı, daha yakında Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu üzerine yazdığım “Yaşamak Güzeldi” adlı kitaplarımın ön çalışmalarını yaparken Ankara’da Milli Kütüphane’de bir çok kez araştırma yapmıştım. Orada gördüm ki bir çok süreli yayın yıpratılmış, yırtılmıştı.

Yapılacak iş tezelden Zonguldak’ta yayınlanan ve Zonguldak’ı ilgilendiren gazeteler, dergiler, kitaplar mutlaka toplanmalıdır.

Milli Kütüphane’deki ve piyasadaki (sahaflarda) Zonguldak’la ilgili kaynak kitapların, dergilerin, gazetelerin birer örnekleri (filmleri) de getirilebilir. Zonguldak’la ilgili yazılar, makaleler, araştırmalar ve benzer çalışmalar toplanabilir. Bu konu Zonguldaklı veya dışarıdan araştırmacılar için de önemli bir ihtiyaç haline gelmektedir sanıyorum.

Zonguldak için önemli bir kültür hizmeti olacağını düşünüyorum..