inankalyoncu061 @ hotmail.com

Bu topraklarda yaşanan acıları asla unutamayız…
Bu güzelim coğrafyada çekilen çileleri de…
Ülkesinden sürgün edilen, memleket hasreti çekenleri de görmezden gelemeyiz…
Memleket hasreti ile yanıp kavrulurken, gurbette vefat eden sanatçılarımızı da hatırımızdan silemeyiz.
15 yaşında şehit olmuş Maçkalı Eren Bülbül’ün annesinin gözyaşı da benim yüreğime akar, 20 yaşında kınalı kuzusu şehit olmuş Dersimli annenin gözyaşı da benim yüreğime akar.
Çünkü biz bu toprakların çocuklarıyız…
Biz bir gün Edirneliyiz, bir gün Karslıyız, biz Rizeliyiz, İstanbulluyuz, biz Hakkariliyiz, Vanlıyız, Batmanlıyız, biz Yozgatlıyız, Aydınlıyız, Muğlalıyız, İzmirliyiz...
Çünkü biz Dersim’in, Trabzon’un evladıyız.
Bu ülkenin 81 vilayeti de bizim vilayetimizdir…
82 milyon benim öz be öz kardeşimdir…
Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, kim olursa olsun 82 milyon öz be öz kardeşimdir.
Sümela’nın da, Ayasofya’nın da, Pertek Kalesi’nin de, Cemevi’nin de harcında bizim kardeşliğimiz var.
Sarp yamaçlardan doğup Karadeniz’e ulaşan sularda, Munzur Gözeleri’nde, gürül gürül akan Dersim Çayı’nda da bizim muhabbetimiz var.
Bu topraklarda, Zılgıt da bizim, horon da bizim, halay da bizim, Zeybek de bizim.
Bizim dualarımız ortak, kıblemiz birdir.
Biri Dersim’in asi çocuğu, biri Karadeniz mert uşağı…
Dağların çocuğu ile denizin uşağının birleştiği,
Zazaca, “Hal Yamano” türküsü…
Tenbür ile tulumun kucaklaştığı müthiş bir eser.
İçinde her şey var…
Duygu var, aşk var, kardeşlik var…
Yaşamdan damıtılan reçinedir Hal Yamano.
Çaya atılan şekerdir.
Kötülüğe isyan yüklü yağmur bulutudur.
Apolas ve Mikail’in duyguları önce bir sese, sonra nefese, ardında da tuluma ve üç telli bir saza dönüştü.
Munzur Çay’ı söz oluyor, Karadeniz’in sisli yaylaları saz oluyor ve doyasıya yaşanıyor bu sevda.
Karadeniz’in tüm hırçınlığına rağmen, tulumun sesi bağrınıza işliyor.
Ruhunuz göç ediyor damarlarınızdan.
Alıp götürüyor Zigana Dağına, Munzur Çayı’nın kenarına.
Hal Yamano’nun, her mısrasından duygu damlıyor, hayat damlıyor, aşk süzülüyor, dostluk süzülüyor...
Farklılıklarımız ayırmıyor bizi,
Aksine daha da güçlü bir şekilde birleştiriyor.
Karadeniz’den çıkan hamsiyi yerken birleştiğimiz gibi…
Karadeniz’de yetişen çaydan içerken birleştiğimiz gibi…
HES’lere, Termik santrallere, Nükleer santrallere karşı birleştiğimiz gibi…
Hal Yamano’yu dinlerken, duygu denizinde boğulduğumuz gibi…
Evet, sevgili Apolas, sevgili Mikail,
Hal Yamano ile bir kez daha yaktınız gönülleri...
Asit gibi bir şey saldınız yüreklere, bam telimize dokundunuz…
Yaktınız, yıktınız, tarumar ettiniz…
Bundan sonra ne söylesek yavan kalır…
İyi ki varsınız.