OECD’nin yaptığı araştırmaya göre 65 ülke içinde: Fen Bilimlerinde 43., Matematik’te: 44., Okuma  yeterliliğinde: 42. sırada imişiz.

OECD nedir derseniz:“Organisation for Economic Co-operation and Development” (OECD) Türkçe'de "Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü" veya "İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı" olarak bilinen uluslararası bir ekonomi örgütüdür. OECD, 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi'ne dayanılarak, 1961'de kurulmuştur ve “savaş yıkıntıları içindeki Avrupa'nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması” amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün (OEEC) doğrudan mirasçısıdır.

Merkezi Fransa’nın Paris şehri olan OECD’nin 34 üyesi vardır. Bu üye ülkelerle birlikte, üyelik dışında   70’e yakın üye ülkeyle işbirliği içindedir. Amacı üye olan ülkelerin ekonomik ve sosyal açıdan refah düzeyini yükseltmek, üyelerine problem­lerinde yardımcı olup onlara yol göster­mek, gelişme yolundaki ülkelere yapılan yardımları hızlandırmaktır. Türkiye’nin de üye olduğu OECD’nin tüm üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan bir konseyi vardır. Ayrıca konseyin 14 üyesinin temsilcilerin­den meydana gelen yürütme komitesi ikin­ci organıdır. Çalışmaların çoğu, sayıları 200’den fazla olan uzmanlık komiteleri ve alt komiteler tarafından yürütülür. OECD’ye üye olan ülkeler şunlardır: ABD, Avust­ralya, Avusturya, Belçika, İngiltere, Dani­marka, Batı Almanya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Yunanistan, Yugoslavya, Türkiye, Yeni Ze­landa. de ortak üyedir.

*****

Önce GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün şu sözüne kulak verelim: “Eğitimin amacı yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, ülkede ahlaklı, cumhuriyetçi, devrimci, atılgan, olumlu, giriştiği işleri başarabilecek yetenekte, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Eğitim düzeni ve programları buna göre düzenlenmelidir.”

1925 yılında  -ki bu söz bitirdiğim Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesinin alnında yazılıdır- “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” (Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir) demiş. 1933’de verdiği ünlü  10. Yıl Söylevinde ise “Türk milletinin elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir” diyor.. Atatürk’ümüzün yönümüzü Batı’ya çevirmemizin amacının da bilime ulaşma, bilimi kullanma, bu yolla kalkınma çabası olarak görmek gerekiyor.

Büyük Gazi böyle demiş de biz neler diyoruz, neler yapıyoruz.

*

Bir vekil: Bütün okullar İmam-hatip olacak.. demiş.. Demek ki  daha çok İmam-Hatip okulu açmak durumundayız!..Fetö’den alınan okullar da yetmedi herhalde!.. Neden İmam-Hatip? Gerekçesi nedir? Neden Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Güzel Sanatlar Lisesi değil?..

*

“Mersin’ de bir ortaokulda öğretmen ve yöneticiler, öğrencilerini sıraya dizip salavat getirterek içinde “sakal olan bir kavanozu” öptürdüler”  haberini face’de okumuştum.  Tekzip edilmiş de değil... Eskiden “sakal öptürme işi”  camide, sadece Ramazan ayındaki “kadir gecesi”nde olurdu.. Ne iş, ey muallimler!..

*

İstanbul’da bir belediye, Kabe’nin maketini yaptırmıştı.  Halkımız gelip bu Kabe maketini etrafında dönerek tavaf etmişti. Halkımızınki dinine olan saygısından, ama bu Kabe maketini yaptıranın kafasından şüpheliyim..

*

“İskenderun’da bulunan Mithat Paşa İlköğretim Okulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Murat Arıcan, 15 Temmuz anma programı kapsamında işlediği ilk dersinde 4. sınıf öğrencilerine “Kim FETÖ’yü seviyor, kim Recep Tayyip Erdoğan’ı seviyor” diye sordu. Veliler, 22 Eylül tarihinde işlenen derste Arıcan’ın “Kim AKP’li, kim CHP’li, kim HDP’li” diyerek 9-10 yaş grubundaki öğrencilerden el kaldırmalarını istediğini” de söylemiş. Okul müdürü Berivan Kuyubaşıoğlu da, velilerin iddiasını doğrulayarak, “Öğretmenimiz biraz fazla detaya girmiş. Kendisine yazılı ihtar verdik” demiş!!!.. Öğrencileri “muhbir” gibi kullanmak isteyen öğretmene bir ihtar yetmiş demek ki!..

*

Hak ve Hakikat Partisi (HHP) Genel Başkanı Dursun Güneş, “Millet 25 gün demokrasi nöbeti tuttu ve demokrasi şehidi dendi. Demokrasinin şehidi olmaz, laik adamın şehidi olmaz. Böyle bir şey yok. Vatan şehidi olur, Müslüman’ın şehidi olur” dedi. Herhalde bu şahıs kendisinden başkalarını vatansız, hristiyan falan zannediyor!.. Herhalde bizleri de  Müslümandan saymıyor.  Eee, o zaman “15 Temmuz şehitleri”ni ne yapacağız?.

*

Bir “Milli Eğitim Müdürü: Kızlarla erkeklerin aynı merdiveni kullanması diken üstünde oturmama sebep oluyor.”demiş ve bu sözleri basında ve sosyal medyada da yer almıştı. O okulda bir sandalye bulabilmesi bile hatadır, bunu bilmelidir!..

*

Burdur Milli Eğitim Müdürü sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımında :“Bir kadın evinden süslenip çıkıp evine dönene kadar kaç erkeğin şehvetini tahrik etmişse, o kadar erkekle zina yapmış gibidir”… Döktüüüür Müdür!.. Sen bu “fetva verme” yetkisini nerden aldın?

*

Face’de bir görüntü.. Bir tarikatın sarıklı, cübbeli, şalvarlı adamları yerlerde emekleyip köpek gibi havlıyorlar. Bu güne değin böyle bir tarikat ne görüldü, ne duyuldu.. İnsanlık onuru bu kadar ayaklar altına alınabilir mi yahu!..  

*

Şemsettin Özaykın adlı bir softa, “Namaz kılmayan idam edilsin” demiş.. Bunlar, bu yobazlar Tanrı adına ahkam kestiklerinin farkındalar mı acaba?.. Namaz kılmayanın sorumlusu kişinin kendisidir, hesabını -varsa- Tanrı’ya o verir.  Ama “yolsuzluk  yapan, devletin kasasını istediği gibi kullanan,  milleti zarara sokan,  vakıf evlerinde çocuklara  tecavüz edenler” toplum suçu işlemiş olurlar.. Toplumun hukuk kurumlarına hesap verirler.

*

Bir şeyh bozuntusu: “Sayın Erdoğan’ın getireceği yeni Anayasa, Kuran, yetersiz geldiği için-Cebrail vasıtasıyla vahiy edilmiştir. Desteklenmesi  gerekir. Destek vermeyen kafirdir.”

*****

Efendiler! Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, en önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada geçerli olan uluslararası ilişkilere göre, böyle bir mücadelenin gerektirdiği ruhi unsurlarla donanmamış bireylerden oluşan toplumlara, hayat ve bağımsızlık yoktur.” GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK