Gülümseme

Bir çocuk üzgün görünen yabancıya gülümsedi. Adam, kendini daha iyi hissetti. Geçmişte bir arkadaşının yaptığı bir iyiliği hatırladı ve ona teşekkür mektubu yazdı. Bu mektup arkadaşının öyle hoşuna gitti ki, yemek yediği lokantada iyi bir bahşiş verdi. Bu bahşişin miktarına şaşıran garson, paranın bir kısmını yolda gördüğü fakire verdi. Fakir adam çok sevindi, çünkü iki gündür ağzına bir lokma koymamıştı.

Yemeği bittikten sonra kaldığı odaya gitmek üzere yola koyuldu. Yolda soğuktan titreyen bir köpek yavrusuna rastladı ve onu alıp eve götürdü. Soğuktan kurtulup başını sokacak yer bulduğu için köpekçik çok mutluydu. Gece evde yangın çıktı. Köpek yavrusu havlamaya başladı. Bütün ev halkını uyandırana dek havladı ve böylece bütün ev halkı kurtuldu. Kurtulan çocuklardan birisi büyüdü ve cumhurbaşkanı oldu. Bunların olmasını sağlayan ise bir kuruşa bile mal olmayan masum, sıcak ve içten bir gülümseme idi.

Sevgi

Çocuğum geçen gün doğdu; dünyaya normal yolla geldi. Fakat yakalanacak uçaklar ve ödenecek faturalar vardı; yürümeyi ben uzaktayken öğrendi ve ben farkına varmadan konuşmaya başladı.

Büyüdükçe şöyle dedi:’’Senin gibi olacağım baba, biliyorsun senin gibi olacağım.’’ “Eve ne zaman geleceksin baba?” “Ne zaman olur, bilmiyorum; fakat geldiğimizde görüşürüz. Biliyorsun, o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz. Oğlum, geçen gün on yaşına girdi. “Top için teşekkürler baba” dedi. “Gel oynayalım. Bana nasıl vuracağımı öğretir misin? “Bu gün olmaz dedim,“Yapacağım birçok şey var. ”Problem değil” dedi ve yürüyüp gitti. Fakat gülümseyişi hiçbir zaman sönükleşmedi. “Onun gibi olacağım, biliyorsun onun gibi olacağım” dedi. “Eve ne zaman geleceksin baba?” “Ne zaman olur, bilmiyorum; fakat geldiğimde görüşürüz.

 Bir önceki gün okuldan geldiğinde ona söylemek istedim:“Oğlum seninle gurur duyuyorum, biraz yanıma oturur musun?” Kafasını salladı ve gülümseyerek,“Asıl istediğim şey baba, arabanın anahtarını ödünç almak. Seni sonra görürüm, verir misin lütfen?” dedi. “Eve ne zaman geleceksin baba?”.  “Ne zaman olur, bilmiyorum; fakat geldiğimde görüşürüz. Biliyorsun, o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz.

”Uzun süre önce emekli oldum, oğlum yanımdan ayrıldı. Geçen gün onu aradım.“Eğer bir mahsuru yoksa seni görmek istiyorum” dedim. “İsterdim baba, eğer zaman bulabilirsem” dedi.“Biliyorsun, yeni işim çok karışık ve çocuklar nezle fakat seninle konuşmak gerçekten güzeldi baba, seninle konuşmak çok güzeldi. ”Telefonu kapattığımda, onun bana benzediğini, oğlumun benim gibi olduğunu fark ettim.

Çocuk her şeyin farkındadır. Ne onu oyuncağa boğmak ne ona sarılmak ne eğitim ile ilgili ona üstün fırsatlar ne de her türlü avantajı sağlamak, onunla birlikte sevgi ile bütünleşerek geçirilen zamanın yerini doldurabilir. Çocuğunuz onunla geçireceğiniz zamana bakarak, onu sevip sevmediğinizi bilecektir. Bu nedenle anne babalar çocuklarına olan sevgilerini, onlara zamanlarını vermekle göstermelidirler.

Bakış Açısı ve Gerçek

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakınlarındaki bir köy evine sığınırlar. Ev sahibi misafirlerine bir şeyler ikram etmek için mutfağa geçer. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden yaklaşık bir metre kadar yukarıda, altında dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğini düşünürler, tartışırlar ve herkes fikrini sırasıyla açıklamaya başlar.

Kimyacı, "Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış olmalı," der. Fizikçi, "Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa surede ısınmasını sağlamak istemiştir." diyerek fikrini söyler. Jeolog, "Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış," der. Matematikçi, "Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış," dedikten sonra antropolog, "Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif bir biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarı kurmuş," der. Bu sırada ev sahibi içeri girer, ona sobanın niye böyle yukarıya kurulduğunu sordukları zaman biraz sıkılarak cevap verir: "Borumuz yetmedi."