inankalyoncu061 @ hotmail.com

Koronavirüs…

Sokağa çıkma yasakları…

Fahrettin Koca’nın her akşam vaka sayılarını bildirmesi…

Ekonomi kötüye gidiyor diyerek turizm sezonunun açılması…

Gizlenen pozitif vakalarla, hayat normale dönüyor deyip yurt dışı ve şehirler arası seyahatlere izin verilmesi…

Bitti bitiyor, gitti gidiyor derken Covid-19 hızlı bir şekilde geri döndü.

Kuralları koyanlarla, hayat normale dönüyor deyip kuralları bozanlar aynı kişiler…

“Bana bir şey olmaz” diyenler de bu salgından nasibini aldı.

İlçemizde, özellikle şehirler arası seyahatlerin açılması, şehirlerde bulunanların yaz tatilini ve Ramazan Bayramını memlekette geçirmek bahanesiyle ilçeye gelmeleriyle beraber virüsü de beraberinde getirdiler.

Toplumsal dayanışmamızın en güzel örneklerinden olan düğünlerimiz ve cenazelerimizde, virüsün yayılmasında en büyük rol oynayan etkenlerin başında geliyor.

Köylerde önlem alınmadan, Covid ile dalga geçercesine yapılan düğünler salgının yayılmasına yol açtı.

Koronavirüsün psikolojimizi bozduğu yetmezmiş gibi, Tonya’da Temmuz ayında başlayan yağmurlu ve sisli hava, Ağustos ayının sonuna kadar etkisini gösterdi.

Eylül ayında havaların ısınmasıyla birlikte, sonbaharın güzelliklerini yaşamaya hazırlanırken koronavirüs şoku ile karşılaştık.

Gribal enfeksiyonla başlayan ve ardından yapılan test sonucu pozitif çıkan babam da koronvirüsten nasibini alanlardan biri.

Babamın, salgını fazla önemsemediğini söyleyebilirim.

Kendisini, düğünlere ve cenazelere gitmeme konusunda ne kadar uyarsak da, “Ben komşumun, akrabamın düğününe cenazesine gitmeyecek miyim?” diyerek baskın gelmeye çalıştı.

Aslında salgın sürecinin söylenenden daha kötü gittiğini, verilen vaka ve ölüm sayılarının gerçeği yansıtmadığını kendisi de biliyordu.

Bölgemizde, virüsün en çok yayıldığı yerlerin başında cenaze ve düğünlerin geldiğini de biliyordu.

Kendince önlem almaya çalışsa da yeterli önlemi alamadığı için koronavirüse yakalandı.

Pozitif çıkan test sonucu… Ardından gelen karantina süreci ve hastalık, tat ve koku almama gibi hafif bir şekilde atlatıldı.  

Bilim Kurulu, uyarılar dikkate alınmazsa sonbaharda ikinci dalganın geleceğini ısrarla söylüyor.

Birinci dalganın bitmediği bu günlerde, ikinci dalganın ayak seslerini şimdiden duyuyoruz…

İkinci dalganın önlenmesi için yetkililer önlem almazken sadece maske, sosyal mesafe ve temizlik kurallarına uyulması konusunda vatandaş uyarılıyor.

“Saldım çayıra Mevlam Kayıra!” mantığı ile salgın önlenmez.

Radikal kararlar alıp alınan kararlara uyarak bu salgından kurtuluruz.

Konulan kurallara uyulmayınca da gerçek hayat ile yüzleşiriz.

Tam gitti dediğimiz korona geri döner.

Ölmeden kurtulursak kendimizi şanslı hissederiz.

Ya sonsuzluğa göç edersek!…

İşte o zaman geride, gözyaşları içinde eşiniz, dostunuz, anneniz, babanız, yavrularınız kalıyor, haber bültenlerindeki vefat sayısını yükseltmek dışında artık bu dünyada başka bir hesabınız, geçireceğiniz tek bir dakikanız dahi kalmıyor.