Fener Lisesi müdürlüğünden alındığımda üzülmüştüm ama perişan da olmamıştım açıkcası. 15.Mart.1982 günü evraklarımı hazırlamış, okuldan ayrılma yazımı yazarak Milli Eğitim Müdürlüğüne, oradan Dağıtım için M.Çeliklel Lisesi’ne, oradan da yeni görev yerim Endüstri Meslek Lisesi’ne gelmiş, aynı istek ve heyecanla öğretmenliğe başlamıştım.

Ama 12 Eylül fırtınası devam ediyordu. İkibuçuk ay sonra “suçun şudur” denilmeden -hâlâ da denilmedi ya- 3.Haziran 1982’de hepten kapı dışarı edilmiştim.1402 sayılı yasa ile bütün özlük haklarım sona erdirilerek görevime son verilmişti. Çaresiz kalmıştım. Kirada oturuyordum, çocuklarım okuyordu, eve ekmek götürebilmeliydim. En büyük şansım, eşimin çalışmasıydı. Daha sonra annemin desteğiyle “Kent Lokali/kahvehanesi” adında bir işyeri açabilme imkanına kavuşmuştum. 1983 yılının Ekim/Kasım ayıydı sanırım. Bizim Hacı Hüseyin Uzuner duasını yapmış, işyerime adımımı atmıştım. Lokale girince ilk sözüm, “60 yaşıma da gelsem öğretmenliğe geri döneceğim” olmuştu.

Görevden alındığımda 40 yaşındaydım. Danıştay kararıyla döndüğümde yaşım 48 olmuştu. O nedenle Çaycuma’da görevlerine son verilen öğretmen İsmet Akyol, Gökhan Taner Günsan ile Ereğli’de EKİ işçisi şair Salim Çalık’ın işlerine dönebilmek için çabalamalarını, çalışmalarını, hukuk aramalarını aynı duygularla izliyordum.

*****

İsmet Akyol hakkında geçtiğimiz günlerde Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen bir kararın, görevden alınma sebeplerini tamamiyle ortadan kaldırır mahiyette olması, yüreklerimize serin sular serpmiştir. Bu durum ise öğretmenlerin “göreve dönme kapısı”nı iyice aralamış oluyordu.

Çaycuma Kaymakamlığı 27/07/2016 tarihinde Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına İsmet Akyol hakkında, “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olup olmadığına dair araştırma yapılması hususunda” ihbarda bulunur. Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonunda ise İsmet Akyol hakkında, “KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA” dair karar verilir. Bu yürek ferahlatan kararda belirtilen hususlar açık ve aydınlık bir şekilde öğretmeni “aklar” durumdadır.

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının 12.06.2017 tarihli 2017/3611 soruşturma ve 2017/2347 karar nolu kararında: “İhbar üzerine İsmet Akyol isimli şahsın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne aidiyet, irtibat veya iltisakının bulunup bulunmadığına yönelik araştırma yapıldığı, Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan araştırma neticesinde şüphelinin; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensupları tarafından kullanılan örgüt içi yazışma programı olan Bylock programını kullanmadığı, örgütün finansman kaynağını sağlayan Bank Asya isimli bankada herhangi bir hesabının bulunmadığı, Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığının 26/08/2016 tarihli raporunda şüphelinin terör veya terörizmin finansmanı ile ilgili herhangi bir kaydının bulunmadığı, şüphelinin Eğitim Sen Sendikasının Çaycuma Temsilciliğini yaptığını, halen aynı sendikanın Zonguldak İl Sekreterliği görevini yürüttüğü, şüphelinin darbe teşebbüsünden sonra darbe teşebbüsünü destekler mahiyette yorum veya beyanda bulunduğuna dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı sendika ve derneklerde üyeliğinin bulunmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı kurum ve kuruluşlarda sosyal güvenlik kaydının bulunmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında isminin ifade veya ihbar tutaklarında yer almadığı anlaşılmakta, Neticede şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne aidiyet, irtibatı veya iltisakını teşkil eden dosyada yazılı delilin bulunmadığı ve üzerine atılı suçu işlemediğinin izahıyla KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, karar verildi." denilir.

*****

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, hukukun varolduğunun bir örneğini vermiştir. Çok ciddi, ayrıntılı bir araştırma yapmış ve öğretmenin yasalar önünde göreve dönebilmesi umudunu artıran çok önemli bir karara imza atmıştır.

“Örnek sayılabilecek” bu karar, diğer görevden alınanlar için de uygulamaya girer de büyük haksızlıklar, hukuksuzluklar, mağduriyetler önlenebilir umudunu taşıyorum. İnsanların tüm özlük haklarının iadesiyle görevlerine dönmeleri hem de yasal güvenceye kavuşmaları sağlanmış olur.

*****

Ankara 1. İdari Mahkemesi’nin, Danıştay Genel Kurulu’nun 1989 Aralık’taki “İçtihat kararı”na dayalı olarak verdiği “göreve iade” kararını 1990 Mart/Nisan ayında Ankara’da aldığımızda eşimle çocuklar gibi sevinmiştik. Sanki yeniden dünyaya gelmiştik. Meslekten ayrı kaldığım 8 yılın acısı, hasreti sona eriyordu artık.

Endüstri Meslek Lisesi’nden arkadaşlara “Kararnamem müdürün masasına geldiğinde bana haber verin” demiştim. Bir Perşembe günü “Geldi” dediler. Yarın 1.Haziran.1990 Cuma günüydü. O gece, lokali açtığım gün kendime söz verdiğim üzere lokalin devrini yapmıştım. 4 Haziran Pazartesi günü göreve başlamayı düşünüyordum.

Cuma günü tam tekmil giyinip çarşıya indim. Gazipaşa’da aşağı git, yukarı gel, 8 yıl önceki gibi vakit yine geçmiyordu. İstanbul Pastanesinde oturup bir sahlep içtim. Kalktım. Kararımı vermiştim. Pazartesi gününü beklemiyecektim. Bir büyük çiçek ve pasta/tatlıyı yüklenip doğru okula çıktım. Arkadaşlarla kucaklaştım, Müdüre göreve başlama yazımı yazdırdım, rahatladım. Artık yeniden öğretmendim. Benim en büyük ünvanım “öğretmen”likti. Ona en sonunda kavuşmuştum.

*****

İsmet Akyol ve T.Gökhan Günsan öğretmenler de aynı heyecanla dilekçelerini verdiler, büyük umutlarla göreve dönme yazılarını bekliyorlar. Aynı sıkıntıları yaşayan birisi olarak ben de bekliyorum açıkçası. Ama ben bir şey daha merak ediyorum; Kaymakamlığa, 15 Temmuz darbe girişimi ardından yazılan ihbar dilekçesindeki imzanın/imzaların altındaki isim-ler kim-lerdir?

Ey devletim, dileğimiz sadece İsmet ve Gökhan öğretmenler için değil elbette. Böyle suçsuz, günahsız, haksız, hukuksuz, kalleş ihbarlarla susuz-ekmeksiz bırakılarak görevden alınan öğretmenlerin, kamu görevlilerinin, işçilerin de bu örnek kararda olduğu gibi araştırmalar-soruşturmalar yapılarak işlerine dönmeleri sağlansın istiyorum. Ülkemizde “adalet çiçekleri” açsın istiyorum.