Sağlığımızın kimi nedenlerle tehdit altında olduğu çeşitli vesilelerle gündeme geliyor. Gazete sayfalarında ithal tüketim maddeleri içinde GDO'lu olanlar var haberleri yer alıyor.

        Geçen yıllar ithal pirinç için böyle haberler okumuştuk. 

        Sadece pirinç değil, ithal mısır için de aynı şeyler yazılmış, iddia edilmişti.

        Gerçek, GDO'lu tüketim maddeleri dünya kamuoyunda da tartışılıyor.

        Geçen gün bir grup arkadaşla sağlık üzerine sohbet ederken çok ilginç bir olay anlatıldı.

                                                       Xxx

         Köylük yerde ne olur?

         Ekersin, biçersin ya da toplarsın. 

         Karadeniz insanı, 1950 yılına değin bahçesinde ürettiği mısırı ekmek yaparak tüketirdi. Anlıyacağınız, mısır ekmeği sofralardan eksik olmazdı. 14 Mayıs 1950 seçiminde DP iktidara gelince köylü yurttaşlara kilosu 20 kuruştan ucuz buğday vermeye  başladı.

         Bu, DP'nin Karadeniz köylüsüne bir jestiydi/ikramı idi.

         Vapurların anbarlarına doldurulan buğdaylar Trabzon'da TMO'nun silolarına depolanır, oradan da ilçelere kamyonlarla nakledilerek köylü yurttaşlara belli kilolar üzerinden satılırdı.

         Bu uygulama çok büyük hoşnutluk yarattığı ki; 1954 seçimlerinde DP  Karadeniz'den büyük zaferle çıktı. Tabiri caizse sildi süpürdü.

         Bu "ucuz buğday" dağıtımı DP iktidarı sonrasında da kısa bir süre devam etti.       Sonrasında kaldırıldı.

         Kaldırıldı ama, silolarda bozulmasın diye ilaçlanan buğdayları yıkamadan değirmende öğütüp ekmek yapıp tüketen yurttaşlarda sonraları mide, barsak, pankreas vb. organlarında hastalıklar başgösterdi.

         Çoğu insanlar doktor/hastane kapılarında dolaştı, hastalığına çare aradı.

         Ölenler oldu.

                                                            Xxx

          Arkadaşlarla sohbet ediyorduk demiştim ya...

          O sohbette arkadaşımın biri ilginç bir olay anlattı.

          Arkadaşım hala köyde oturuyor, mısır ve benzeri tarımsal ürünlerden kimilerini üretip tüketiyor. Zevk duyuyormuş böyle üretmekten...

          Doğal ürünlerle beslenmeye özen gösteriyor.

          Bu yıl bahara yukarı bahçesine eskiden beri dededen gelen mısır tohumu ektiğini, iyi gelişmeleri için hayvansal gübre kullandığını anlattı. Mısırlar koçan tuttuğu, tane oluşturduğu bir gece de domuzların hepsini yendiğini ifade etti.

          Olur... Domuz bu, bulduğunu yer, demeyiniz... 

          Ne oldu biliyor musunuz? 

          Komşusu da pazardan aldığı mısır türünü ekmiş bahçesine... Mısırları daha gür ve çok koçan tutması için bahçesini suni gübre ile gübrelemiş.

          İki mısır bahçesi de yan yana...

          Domuz var ya; demek o da ağzının tadını biliyor, tohumu pazardan alınan suni gübre ile yetişen mısır bahçesinin tarafına bile bakmamış... 

                                                              xxx

          Ne dersiniz?

          Bunu öğrendikten sonra beslediğim tavuklara pazarda satılan mısır vermiyorum, artık. Nihayetinde tavukların yumurtalarını ailecek tüketiyoruz. Göz göre göre GDO'lu mısırla tavuk besleyip onun yumurtasını yemek akıl işi olur mu?

          Yerli mısır türlerinin sahiplenilmesinin önemi bu olayda daha iyi anlaşılıyor.