Türk basını sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Dahası, "var olma, yok olma" arasında gel- gitler yaşıyor. Bu süreç ilk değil. Zaman-zaman bu ve benzeri durumlar yaşanılarak bu günlere gelindi.

        Şimdi yeni bir labirente girdi Türk medyası...

        Özellikle de "yerel medya..."

        DP iktidarı döneminde (1950-1960) de -özellikle 1954 sonrasında- gazetelere/gazetecilere antidemokratik uygulamalar yapıldı.

        O dönemde iktidar yanlısı gazetelere "Besleme basın" adı verilmişti. Bu doğru bir yakıştırmaydı. Çünkü, bu gazeteler satılmadığı halde, satan gazetelerden fazla kağıt alıyordu. Satmayan gazete, kağıt tahsisle verildiği için, yani serbest  piyasada sayılmadığı için kağıt tahsis kasten az yapılan gazetelere karaborsa satıyordu.

         Resmî ilan ise satan gazeteden çok az satmayan gazeteye veriliyordu.

         Bu uygulamada hak etmediği kağıdı ve resmî ilanı alan gazeteler için  de "Besleme basın" deniliyordu.

         Bir de muhalif gazeteler; (Yenigün, Ulus, Cumhuriyet) tekziplerle yıldırılmak isteniyordu.

         Hatta öyle olmuştu ki, bir gün Altan Öymen'nin yönettiği Ankara'da yayımlanan benim muhabiri olduğum Yenigün gazetesinin birinci sayfası tümüyle tekziple dolu çıkmıştı. 

         Tabii ki bu, kasıtlıydı... Tekzipler biriktirilip gönderilmiş ve zorunlu olarak gazetenin birinci sayfasını kaplamıştı.

         O yıllarda "Ankara basını" kendi varlığını Ulus, Zafer, Kudret, Medeniyet adlı gazetelerle sürdürüyor. 

         Yani, Ankara'nın kendi gazeteleri vardı. Sonraları İstanbul gazeteleri Ankara'da basım yapmaya başlayınca okurlarınca sahiplenilmeyen adını verdiğim gazeteler birer birer söndü gittiler.

          Şimdi başkent Ankara'nın bayilerde satılan  gazeteleri yok maalesef. 

          Oysa, böyle mi olmalı? 

          Türkiye'nin başkenti Ankara...

           Siyasetin nabzı orada atıyor. Parlamento, bakanlıklar orada...

           Ama Ankara'nın göz, kulağı, dili olan gazeteleri yok.

                                                      Xxx

          Türkiye'de "yerel" diye adlandırılan basının geliştiği çok sayıda ilimiz var. 

          Buna seviniyorum. Çünkü, il gazetelerinin nice yoklukları göğüsleyerek bugünlere geldiğini bilenlerdenim.

          Bugün, gelişmiş olmasına karşın; "yerel basın" gücü olmadığı için özgün gazete yapma heyecanından  fedakarlık yaparak yaşama tutunma savaşı veriyor. Çünkü ofset tekniğinin getirdiği maliyeti göğüsleyecek olanağı bulamıyor. Bunun sonucu olarak da gazeteler birleşerek çıkış yolu arıyor kendilerine.

          Sonuçta, herbiri ayrı ayrı güzellikler sergileyecek gazeteler zorunlu olarak birleşince "demokrasinin köklü dayanağı yerel gazeteler"de  "tek seslilik" istemesek de oluşuyor.

          Bugün gidişat bu maalesef... Doğru değil.

          Masraf kapısı açmamak için "ajans haberciliği"mi  seçme durumunda kalan Türk yerel medyasının içine düştüğü sorunlu ortamdan kurtulması; o kentlerde yaşayan okurların gazetelerini sahiplenmesine bağlı...

          Yoksa, kimi büyük kentlerde gelişen yerel gazeteler Ankara'da olduğu gibi kısa zamanda yaşama veda edecek ve yazık olacak bunca emeğe... Bu iş alanında çalışan binlerce emek insanına...