12 Eylül’le paramparça edilip ezilen sol, 90’larda çözülen, dağılan Sovyetler’ den sonra bir daha belini doğrultamadı. “Komünist ülke” olarak Kuzey Kore ve Küba kaldı. Mao’nun Çin’i bile “ödünsüz devlet kontrolünde” sınırsız bir “özel sektör cennetine” dönüştü. Dünya devleri, “en iyi yetişmiş, kaliteli, nitelikli Çin insanıyla” çalışmayı istiyor: Amerikan ekonomisinin çekindiği, ürktüğü, korktuğu tek güç, bağımsızlığını kazanalı 70 yıl olan Çin.

Türkiye ise Osmanlı’nın geleneğini sürdürüyor: Dün İngiliz’in yörüngesinden, sözünden, yardımından ve yarı sömürgeliğinden kurtulamayıp 1938’de Balta Limanı Anlaşmasını imzalayan Osmanlı, ülkesini bile kendisinin yapamadığı İngiliz zırhlısı ile kaçıp giderek batırmıştır. Bugün de aynı yol izleniyor, Atatürk’ün bağımsızlığı, özgürlüğü, akılcılığı, bilimselliği ayaklar altına alınıyor, 1979’da G7’lerin “Vaşington Konsensüsü- ya da Vaşington Sözleşmesi” olarak dayattığı 24 Ocak İstikrar Kararları Türkiye’yi kırizden kırize sürüklüyor, o gün bugündür serumla yaşamaya mahkum ediliyor, bu ihanet bir türlü görülmüyor, bitmiyor.

İçerideki politikacıların atıp tutmalarına bakmayınız. Dünya güçleri, dün “gılobalizm-küreselleşme” dedikleri, bugün “Serbest Piyasa Ekonomisinden” asla ödün vermeden egemenliklerini sürdürüyorlar. Sermayesini tamamlamamış, ağır sanayisini kuramamış, özel sektörünü yaratamamış, hiçbir rekabet gücü olmayan Türkiye, G7 ne derse, neleri dayatırsa onu yapıyor. Tüm dünyada “sermayenin dediği” olur.

Pılanlı kalkınmaya ve Köy Enstitülerine Amerikalılar 1946’da “bırakın bu komünist uygulamaları” diyordu. Sonra (24 Ocak Kararlarına kadar) uygulanan “karma ekonomi” modelini beğenmeyip G7’ler olarak 1- Bütçe disiplini, 2- Vergi reformu, 3- Faiz hadlerinin serbest bırakılması, 4- Ticaretin tamamıyla liberalleştirilmesi, 5- Kamu İktisadi Kurumlarının özelleştirilmesi, 6- Faiz kurlarının rekabete açık bırakılması, 7- Yabancı sermaye yatırımlarının liberalleştirilmesi, 8- Giriş ve çıkışlarda-Gümrükte engellerin kaldırılması, 9- Mülkiyet hakkının korunması…kararları hükümetlerin, liderlerin önüne bırakılıyordu.

G7’lerin karaları Serbest Piyasa Ekonomisini oluşturacak ve dünyaya kendi çıkarları açısından yön verecekler. Türkiye Küreselleşmenin üzerine nasıl atlamışsa, “uçacağını” zannederek Serbest Piyasa-tüketim ekonomisine de öyle atlamıştır.

Bu kararlar “Türk ekonomisinin kurumsal yapısını” yani karma ekonomi modelini değiştirdi, “sanayileşmeyi durdurdu, tüm kaynakları sattırdı.” G7’ler ne diyordu: “Türkiye, ayakta durmalı, ama asla sanayileşmemeli… Başımıza ikinci bir Japonya çıkmamalı.”

Sovyetlere, halk ve kimi kesimlerce düşmanca “komünist” diye tavır alınmış, buna karşın hükümetler Türkiye’nin çıkarlarını gözeterek Sovyetlerle “Demir Çelik, Alüminyum, Petrol Rafinerisi, Petro-Kimya, Azot ve Cam gibi ağır sanayi yatırımlarını” gerçekleştirmişlerdir.

Amerika ve Batı dün ne düşünüyor idiyse, bugün de aynısını söylüyor ve yapıyor. Cahit Kayra “Cumhuriyet Ekonomisinin Öyküsü” adlı yapıtının II. Cildinin 281. Sayfasında G7’leri veciz bir biçimde özetliyor: “Özelleştireceksin… Gümrükleri açacaksın, sanayileşmeyi yavaşlatacaksın, sanayiye yatırım yapmayacaksın… Elektronik işçisi yetiştirmeyeceksin. Hizmet sektörüne, turizme yatırım yapacaksın, garson yetiştireceksin.”

289. sayfada da “dünya devleri ile, Almanya ile rekabet edeceksin. Onlardaki finansman, yetişmiş insan stoku, yetişmiş işçiler, sende de olacak. Ticari organizasyonun olacak… İki yüz sene önceki fabrikaların olacak. Bunlar olana kadar bekleyeceksin, ondan sonra sanayi kuracaksın.” Açıktan açığa bizimle dalga geçiyorlar ve biz de bunu yutuyoruz.

Koruma olmadan İngiltere, Fıransa, Almanya… sanayileşemedi ki, bizden istiyorlar.

Globalizm=Küreselleşme=Serbest Piyasa Ekonomisi= Vahşi Kapitalizm paradan başka değer mi bıraktı ki, insanlar birbirlerini sağcı solcu diye suçlamasınlar, insan olarak görsünler.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…