Savurganlıkla ilgili "Har vurup, harman savurmak" sözü var ya, tam üzerimize göre biçilmiş... 

Öylesine üzerimize oturuyor ki...

Ne zamandan, ne paradan ne eğlenceden ne de sözden tasarrufu biliyoruz.

Har vurup harman savurmayı gösterişten gelen bir aşağılık duygusuyla hüner sayıyoruz kendimize...

 

Geçen yıllarda bir kaç  kez yazdığımı anımsıyorum.

Demiştim ki, bu Anadolu  kulüpleri bu gidişle batacak!.. 

Bir çözüm bulunmazsa, transferde yabancı futbolcu transferinin,  hayranlığının ülke futbolunu bitireceğini yazmıştım.

Yazdım ve öngörümle haklı çıktım.

İstanbul'un "Üç Büyükler"i denilen Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri futbolu trübünlere oynamaya başlayınca, ülke futbolunun geleceğine ihanet başladı.

Yabancı futbolcularla başarıyı yakalama anlayışı İstanbul'dan Anadolu'ya da bulaştı. 

İstanbul kulüplerinin kurduğu yabancı futbolcu piyasası bir kumar ortamı yarattı tüm yurtta...

Bütçesi sınırlı, hatta yetersiz kimi Anadolu kulüplerinin yöneticileri de başarı için yabancı/ithal futbolcunun şart olduğuna inanınca olan oldu.

Nice kulüp bu yanlış anlayış ve yanlış transfer politikası sonunda  "beyaz bayrak" çekti.

Altından kalkılamayacak borca girildi.

Küme düştüler.

Küme düştüler ama borç, boyunlarında idam hükmü gibi kaldı.

Hem de faizi her gün katlanarak artan...

Hani, yabancı futbolculara özenerek, onları idol görerek genç futbolcular yetişecekti?

 

Bugünkü durumuna  -maalesef- ehil ellerde gelindi.

Yönetimlerin  yabancı/ithal futbolcu transferi hevesliliği büyük-küçük kulüpleri yönetilemez duruma getirdi bugün.

İstanbul'da esen yabancı/ithal futbolcu fırtınasında Dolarlar, Avrolar havada uçtu nice yıl...

Şimdi, "Zararın neresinden dönersen kardır" anlayışıyla yabancı/ithal futbolcuların kadrodan çıkarılması için -bu futbolculara- nerdeyse rüşvet veriliyor. 

"Ağustos böceği" örneği yaz mevsiminde -döviz bolluğunda- sefa sürüp, kışın dona kalmanın örneği bu olsa gerek.

Bir zamanlar Türkiye Süper Futbol Liginin tozunu atan Gaziantepspor nerede?Samsunspor, Adanaspor, Orduspor, Denizlispor, Çanakkalespor, Elazığspor, Diyarbakırspor vd. kulüpleri neyin kurbanı oldular? 

Yabancı/ithal futbolu hayranlığı...

Tabii ki, yönetim kadrolarının yetersizliği de... 

Yerli değil, yabancı teknik direktör sevdalanması...

Sonuç ortada... Döviz bulamamak...

Futbolcuların alacaklarını ödeyememek...

Onlara borçlanmak...

Alacaklarını alamayan futbolcuların serbest kalıp; elini-kolunu sallaya sallaya istediği kulübe gitme durumu...

"Burnunun ucunu görmemek" bu değil mi?

 

Siyasetin ekonomiyi belli ayarlarda yönetememesinin  dip dalgaları bunlar.

Bir de futbolda başarıyı "yabancı futbolcu" transferinde görenlerin vebali...