Neresinden bakılırsa bakılsın;  siyaset panoramasının hiç de iyi görünür bir tarafı yok.

Bu manzaranın oluşumunda yurttaşın  bir katkısı/etkisi yok tabii ki...

Siyasetçi çalıyor, söylüyor.

Yurttaşın ise, şimdilik "seyirci" rolünden öteye varan bir eylemi yok ortada.

Deyim yerindeyse kuzu kuzu dinliyor.

Haklıyı-haksızı belirlemek için mi dersiniz?

Aslında görüntüdeki "fırtına öncesi" sessizliğinin anlamı farklı bizce.

Seçmen yurttaşın kafasında verilmiş bir karar var. Var ve bunun şimdilik " siyaset pazarı"na çıkmasını istemiyor.

Giz/sır saklamakta kararlı...

1946 yılından bu yana yapılan tüm seçimleri yaşamış bir kişi olarak böylesine bir "gizli kararlılık" almış, yaşamış bir seçmen çoğunluğu hiç  görmedim.

Belki, bunda "aniden" verilmiş bir "erken seçim" kararının payı olabilir. Belki, gelecek haftalarda siyasetçiler söylemleriyle seçmen yurttaşı istedikleri alana, heyecana çekebilir diyebilirsiniz. Ama, gözlenen o ki; yaklaşan seçim gününe karşın

siyaset piyasasında seçmen yönünden "rüzgar esmiyor."

Esmiyor da; siyasetten soğudu mu, hiç mi siyaset konuşmuyor?

Aslında yurttaş siyaseti kendi yakın çevresinde kulis şeklinde yapıyor.

Açılımı olmayan bir siyaset...

***

Seçmen cephesinin görünür sessizliğine karşın siyaseti yönlendiren kadroların her gün karşılıklı atışmalarının odağını;  -her ne kadar-  "Cumhurbaşkanı" diyorsak da "Başkan" seçimi oluşturuyor.

Yapılacak milletvekili seçimi düşünülmüyor bile...

Nasıl olsa, eskiden siyasetçinin diline sık sık doladığı  "Seçim Yasasını ve Siyasi Partiler Yasasını mutlaka  değiştireceğiz" sözü çoktaaan unutuldu.

Var da, yok da "Başkanlık..."

Başkan'ı seçtik... Peki sonrası?

"Cumhur ittifakı" karşısında oluşan "Demokrasi İttifakı" TBMM'de sayısal çoğunluğu sağlarsa ne olacak?

İşte tam da böyle zamanlarda söylenir bir söz: "Ayıkla  pirincin taşını..."

"Başkan" ve Meclis" anlaşmazlığı dönemi...

***

Demokratik siyaseti partilerüstü bir anlayışla, kısacası demokrat kafalarla dizayn etmezseniz kısır bir döngü içinde dönüp durursunuz. Bu durumdan yurttaşın bir günahı olmadığını söylesek de, ona kılavuz yapan kimi siyasileri pir-ü pak olduklarını söyleyemeyiz.

Hasılı, şu an hava durgun ama siyasetin fırtınalı günleri bizi bekliyor.