Allah “yürü ya kulum” dediğinde, tutabilene aşk olsun. Tekeler süt sağılır o zaman, horozlar yumurta eder; tüm dağlar ova olur, yol verir. Engel kalmaz önünüzde daha… Hele ikbalin tüm kapılarını açacak fırsatlar sunulmuşsa, devleti dönüştürürsünüz dönüştürebildiğiniz kadar. Her şeyi yaparsınız, ne istiyorsanız, her şeyi “olupbitti” ye getirirsiniz. Nasıl olsa “muhalefet” kalmadı önünüzde engel olacak. Onlar da desteğini esirgemiyor zaten.

İnsanlar, askerler, polisler ölmüş, ne gam!

Siz istikbalinizi, dönüştüreceğiniz Türkiye’yi düşününüz.

Değil mi ki bu darbe, asla yapıp başaramayacağınız fırsatları sundu önünüze.

“Vatan tehlikede” dediniz; “devlet çöküyor” dediniz, “demokrasi, rejim gidiyor” dediniz. “Demokrasiye, rejime, vatana, devlete sahip çıkalım” dediniz. Güzel bir pıropaganda ile “iktidarı, muhalefeti, halkı” sokaklara dökerek birleştirdiniz. Askeri liseleri, harp okullarını, “ihanet eden” subaylar, kurmaylar, paşalar yetiştiriyor” diye kapattınız. Oysa “ihanet eden subayların, devlet dairelerine yerleştirdiğiniz, sonrada “hain” diye ihraç ettiğiniz polislerin, askerlerin, memurların, bürokratların “%80’inin” imam-hatip kökenli olduğunu görmezden geldiniz. “Hain” yetiştiren okullar kapatılırken imam-hatipler neden açık kalıyor? Hesap başka çünkü.

“Fırsat bu fırsat” deyip rüzgar eserken harmanınıza, savurun savurabildiğiniz kadar ürününüzü. GATA’ yı II. ABDÜLHAMİT yaptınız, bakalım Topçu Kışlasını ne zaman yapacaksınız. Barışmış, kardeşlikmiş, sevgiymiş… umurunuzda mı?

“Terör var” dediniz, 19 Mayıs kutlamalarını iptal ettiniz. Yüzlerce insanın öldürüldüğü yerde bayram kutlamalarını iptal etmek çok akıllı ve çok mantıklı gibi geliyor insana. Öyle ya, yüzlerce insanın ölüm sorumluluğunu kim üstüne alabilir ki? 19 Mayıs törenleri terör için yapılmadı(!), ama binlerce insanın ağırlandığı bir düğünü yapabildiniz. Demek ki terör bahane…

Her gün 7, 8, 11 kişi öldürürken kalk bayram kutla… Böyle bir şey akla, mantığa sığmıyor değil mi? Ama iktidarın reklamları, pıropagandaları söz konusu olduğunda /

Her gün yurdun dört bir tarafına, cenaze namazları kılınıp dualar eşliğinde bayrağa sarılı tabutlar tirenler gibi uğurlanırken /

“şehitlik o kadar güzelken / kendi çocuklarından hiçbirisi “şehit” olmazken /

Şehitlik, şehitler politik düğünleri, festivallerde boy gösterip pıropaganda yapanları ilgilendirmiyor. Bayram törenlerini kaldıran terör, açılış ve reklam törenlerini, pıropaganda mitinglerini ilgilendirmiyor.

 Mademki, FETÖ ile mücadele ediliyor, Meclis’teki FETÖ’ ye kim ne yapıyor? “Milli Mutabakat Hükümeti” kurularak, yurdun her köşesinde neden “Milli Mücadele” verilmiyor?

“Terör” deyince, “darbe” deyince, “şehit” deyince kanımız donuyor, akan dereler duruyor. Fakat “reklam ve pıropaganda” deyince, hiçbir şey olmamış gibi, tüm gazeteler “sür manşetten” veriyor, tüm televizyonlar, gücü elinde bulunduran tüm ağızlar bangır bangır bağırıyor, meydanlar bir partinin reklam arenasına dönüşüyor. Kimi kandırıyorsunuz?

Utanın yahu, utanın; “sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner.” O zaman yalanlarınız da sizleri kurtaramaz. Allah açtığı kırediyi iptal eder, sonra da tahsilata başlar. Unutmayın, dün Balyoz’da, Ergenekon’da, Fuhuş ve Casusluk Davasında yargılayanlar, bugün yargılanıyorlar.

“Böbürlenme Padişahım Senden büyük Allah vardır.”

Barış ve esenlik dileklerimle…