Kimi siyasiler konuşurlarken, ellerinde bir olanakları varmış gibi, mangalda kül bırakmıyorlar. İşçinin, çalışanın, çiftçinin, köylünün, üreticinin, memurun, bağ-kurlunun, sigortalının, emeklinin yanındaymışlar gibi açıklamalarda bulunuyorlar. Geçiniz o ağızları efendim, geçiniz; siz salt genel başkanınızın ve patronlarınızın yanındasınız. Emeğin yanında olmak, genel başkanınıza rağmen emekçilerin uğradıkları mağduriyetler ve haksızlıklar için mücadele etmek demektir. Açlıkla boğuşan, ailesi için her gün “seferberlik” yapan, madenlerde ve iş kazalarında ölen insanlarla omuz omuza yürümek demektir. Hem Müslüman olacaksın, hem de kapitalist, sonra “serbest piyasa ekonomisini” koruyup kollamak için uğraşacaksın, ardından da üreticinin-emekçinin yanında yer aldığını söyleyeceksin… Buna kargalar bile güler. Fındığın rengi kızarırken, sizin yüzünüz, o kadar pişkinsiniz ki, yalanlarınızdan ötürü alarmıyor bile.

Vergi alırken sormadan oranları artırıyor ve kesiyorsunuz. Maaşlarınıza, tuza, gaza, elektiriğe, benzine yağmur gibi zam yapıyor, “Allah can verdi” demiyorsunuz. Patronlarınızın fiyatlarına “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diyorsunuz, tam acımasız kapitalizm, tam serbest piyasa ekonomisi bu… Sıra işçiye, köylüye, memura gelince cimrileşiyor, buğdaya, pamuğa, fındığa, hayvana para vermiyorsunuz, dışalıma (ithalata), üstelik tüm vergileri kaldırarak her türlü desteği sağlıyorsunuz; maaşlarını %3-4’lerle idare ediyorsunuz, ondan sonra da karşılarına geçerek “üreticinin yanındayız” diyorsunuz. Bu çok aptalca bir oyun, belki anlamayanlar var, ama bilincinde olan da çok insan var.

Dört yıl önce fındık “22.50” iken, bugün, “çok para verildi” denen rakam “17” lira. TMO’nun uyguladığı “kota” yüzünden fiyat “14.5” e indi. Kendi devleti, kendi halkına(!) “kota”(!) uyguluyor, “niye çok ürettin” diye cezalandırıyor. Üreticinin yanında olduğunu söyleyen “fotoğraf efendileri” hiç bu sorunu dillendirmiyor, fakat fındık üreticisine ha bire “mavi boncuk” dağıtıyorlar. Dillere pelesenk olmuş “lisanslı depoculuğu “patronlar darılmasın” diye hayata geçirmiyorlar. Fiyatların “kırık çizgilerle” düşüp yükselmesini, dünya fındık piyasasını bir türlü ayarda-dengede tutamıyorlar?

FİKOBİRLİK, üreticinin tek sahibi ve gücünü birleştirdiği tek kurum ve kuruluştu. Siyasiler, diğer KİT’ler gibi onu da babalarının çiftliği olarak kullandılar, tırpanladılar, budadılar; siyasi hırslarına, kinlerine, öfkelerine kurban ettiler, batırdılar. Fındığı, fındık üreticisini yerlerde süründürdüler. Yıllarca parasını ödemediler. Fiskobirlik’i cezalandırdılar. (İç piyasada çiftçiyi patronlara karşı koruyan tek kuruluştu.) Aslında cezalandırılan Fiskobirlik değil halktı. “Fındık işini TMO’ ya” verdiler. TMO, “dönümüne 80 kg” diyor. Türkiye’de, dönümünde 100-150 kg fındık olurken, İtalya’da 650 kg verim alınıyor. İtalya hükümeti üreticisini, “çok ürettin” diye cezalandırmıyor. TMO beceriksiz, uyguladığı kota ile piyasayı çökertti. Alımlarla patronlar arasında denge oluşturamadı. Üreticinin yanında olduğunu söyleyenler Fiskobirlik batırılırken, üretici fındık paralarını alamazken ne yapıyorlardı acaba? Liderlerinin yanında sütü dökmüş kedi gibi sus pus oturuyorlardı.

Hak arama, ya da haklarına sahip çıkma şu ya da bu partiden olmayı gerektirmiyor. Yanlışlık karşısında susuyor, konuşmuyor, emeğini ve ekmeğini çalan ve yiyenlere karşı tepki vermiyorsan kul-köle oluyor ve insanlıktan uzaklaşıyorsun demektir. Senin seçmediklerin, genel başkanların seçip atadıkları, senin hiçbir hakkını-hukukunu teslim etmezler. Sen “yanlışlık karşısında” konuşabiliyor musun, emeğine ve ekmeğine sahip çıkabiliyor musun? Bütün mesele buradadır, sorunların çözümü de…

Ferroli’ye göre politika üretenler, Ferroli’den icazet alanlar, fındık üreticisinin sorunlarını Ferroli’ye endeksleyenler, üreticinin kaderini Ferroli’ye bağlayanlar fındık üreticisinin yanında değil, olsa olsa genel başkanlarının yanında ve Ferroli’nin saflarında yer bulurlar.

Bundan böyle benim halkım, “yanında olduğu” yalanlarını söyleyenlere inanacaksa varsın inansın, başka söze gerek yok.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız.