21-27 Haziran 1993 tarihlerinde Zonguldak’ta ilk kez yerel dernekler, gruplar, kişilerin katılımıyla düzenlediğimiz yedi günlük “Zonguldak Kültür ve Sanat Festivali”ni başarıyla yürütmüş, sona erdirmiştik. Hepimizin hayatında önemli yeri olan bu büyük etkinliğin, Şair Mehmet Yılmaz’ın Karya Kitabevinde başlayan öyküsünü inşallah bir gün anlatmağa çalışırım.

Vali Nurettin Turhan (1992-1995) dönemiydi. Valimiz ise, bu festivalin sebeb-i hikmeti idi. Vali Bey, bizlerin bu ortak çalışmasına, maddi manevi destek vermese bu festival hayat bulamazdı. Gazeteci Birol Üzmez ile odasına ilk gittiğimizde konuyu anlatmış; “Bir vakıf kurmak üzere yola çıkan 40’ı aşkın kişinin, bunun şimdilik olanaksızlığını görünce son toplantıda “Kültür Sanat Festivali yapma kararı” aldığını, “bunu nasıl yapabileceğimizi araştırdığımızı”, söylemiştik.

Vali Turhan, bizi sıcak karşılamış, dikkatle dinlemişti. Vali Bey, “Dernek kurun, size destek olayım. Kültür Müdürlüğü çay-kahve servisini size vereyim, hem gelir sağlarsınız hem bir-iki arkadaşınız da çalışmış olur”, dedi. Vali Bey’e “Bu toplantılara katılanların büyük çoğunluğunun derneklerinin olduğunu, yeni bir çatı derneğinin de hemen mümkün olamayacağını” söylediğimde, “Hocam siz, neleri nasıl yapacağınızı bir kararlaştırın, sonra konuşalım” dedi.

Vali Bey’in odasından ayrıldıktan sonra, bütün arkadaşlara durumu anlatmış, görüş alış-verişi halinde geçen tartışmalı bir toplantı sonrası festivalin 21-27 Haziran 1993 tarihlerinde yapılmasını kararlaştırmıştık. Festivalde öncelikle kendi değerlerimizi sergileme hedefimizdi. Asla konsercilik yapılmayacaktı. Kendi türkümüzü söyleyecek, oyunumuzu oynayacaktık. Nelerin olması gerektiği üzerine öneriler toplanmış, iki-üç günde gün gün, saat saat program ortaya çıkmış, kendi içimizdeki yürütme kurulu ile Vali’ye takdim etmiştik. Vali Bey, “Bu programı uygulayacaksınız, ben gereken yardımları yapacağım. Vali Yrd. M.Ayhan Bilge ihtiyaçlarınızla ilgilenecek, size Vilayet binasında bir çalışma odası verilecek, telefon bağlanacak” dedi. Şaşırmıştık. İlk kez böyle bir durumla karşılaşıyorduk. Bu kadarını da beklemiyorduk doğrusu. Şehirdeki bazılarının aksine Vali Bey bize güven duymuştu. Bu her şeyden çok önemliydi.

Biz de festival öncesindeki 7 gün ile 21-27 Haziran tarihleri arasında büyük bir coşku içinde zamanla yarışırcasına koşturmuş, davetiyeler postalanmış, el ilanları dağıtılmış, afiş ve pankartlar asılmıştı. Her programı geniş izleyici kitlesi önünde gününde ve zamanında uygulamaya sokarak sözümüzü tutmuştuk. Başarmıştık, gururluyduk.

*****

Festivalden birkaç gün sonra Festival Yürütme Kurulu’nun ihtiyaçlarını gidermek üzere görevlendirilen Vali Yrd. M.Ayhan Bilge’nin çağrısı üzerine odasına gittim.

Ayhan Bey, gülümseyerek ve yararlı bir iş yapmış olmanın keyfi içinde, “Hocam sizler için teşekkür yazısı yazıyoruz.” dedi. Ben “Sayın Valim biz bu işi iki satırlık teşekkür almak için yapmadık. Biz bu şehrin insanıyız. Şehrimizi seviyoruz. Bu şehre hizmet amacıyla bu büyük yükün altına girdik” diye yanıtladım. Vali Yrd. “Hocam dosyanızda bulunsun” deyince, “Kimlere yazıyorsunuz” diye sordum. Bana “Memur ve öğretmen 7-8 kişiye” dedi. Vali Yrd.’na, “Bu festivalde 100’ü aşkın dernek, kurum kuruluş, okul, grup, kişi görev yaptı. Eğer bir teşekkür verilecekse hepsi birden düşünülmeli” dedim. Ayhan Bey, “Ben Vali’ye böyle bir şey diyemem” dediğinde, “Uygun görürseniz ben söylerim” dedim ve izin isteyip odasından çıktım.

Vali Bey’in oda kapısını açtığımda telefonla görüştüğünü gördüm, geriye dönerken eliyle gelmemi ve oturmamı işaret etti. Üç-beş dakika daha süren görüşmeden sonra, “TTK

Genel Müdürü Hayrettin Soytaş’tan “İşçi Müdürlüğü” binasını istedim” dedi. “Sıkı bir onarım yaptıracağım. Orayı bir “Kültür Evi” haline getirebiliriz. Vali Bey, beni şok eden son cümleyi de ekledi: “Sonra en üst katını size vereceğim, orada şiir mi okursunuz, müzik mi dinlersiniz, resim mi yaparsınız, size bağlı”, dedi. Şaşırmıştım açıkçası. İlk defa bir Vali’den şehrin sanat-kültür-edebiyat işleri ile uğraşan kişilerine yönelik bir olumlu adım görüyordum.Vali Bey’in bu projesi gerçekleşir miydi bilmiyorum (ki gerçekleşmedi), ama bizlere karşı gösterdiği sıcak ve olumlu yaklaşım kayda değerdi doğrusu..

Ben de fırsat budur diye Vali Bey’e, Vilayet bahçesi ile İsmet Paşa Parkı arasından Kordonboyu’na giden yolu tarif ederek; “Sayın Valim, bu yolun iki tarafına küçük ahşap yapıdan dükkanlar yapılsa, burası bir “Sanat Sokağı” haline getirilse şehrimiz için daha iyi olmaz mı?” dedim. Vali Bey pencere kenarından baktı ve “İyi diyorsun Hocam, ama bana böyle bir proje getirilmedi” dedi. Aslında bu önerinin salt benim değil, uzun süredir ilgili arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde şekillenen bir öneri olduğunu da belirttim.

Vali Bey’in “İşçi Müdürlüğü” binası ve “Sanat Sokağı” konularındaki düşüncelerini hemen arkadaşlarla paylaşmıştım. Grubumuzun en önemli özelliği bu idi. Her bilgi, durum, olay, görüşme kendi aramızda paylaşılıyor, herkesin, her şeyden haberi oluyordu.

*****

Vali Bey’e bu olumlu hava içinde “Teşekkürname” konusunu açtım. Önce kendisine “çalışmalarımızı teşekküre değer” buldukları için teşekkür ettim. Sözü Ayhan Bey’in yazdığı “teşekkürnameler”e getirdim. Bunların 7-8 memur ve öğretmenin dosyasında kalacağını, belirttim. Önerim şu idi: Bir A-4 boyutunda kağıda, Ayhan Kiraz’ın hazırladığı Festival logosunun konulabileceğini, kuruma hitaben bir başlık altında teşekkür metninin olabileceğini, altına da Valinin imzasının bulunacağını anlattım. Her dernek, kurum, kuruluş, kişi ve grupların bu teşekkürnameyi çerçeveletip duvarlarına asabileceklerini, böylece yapılan kültür hizmetinin karşılığı olan bu belgenin onların çalışmalarının da bir göstergesi olacağını belirttim.

Uygun görülürse, bu teşekkürnamelerin Öğretmenevinde(eski) verilecek bir çayla Festival katılımcılarına takdim edilebileceğini Vali Bey’e anlattım. İki gün içinde “teşekkürname” örneklerinin hazır olabileceğini belirttim. Dikkatle dinledi. “Hazırlayın bakalım” dedi. Ben de iki gün sonra örnek çalışmayı bir dosya içinde Valilik Kalemi’ne bıraktım. Vali Bey’in eline geçip geçmediğini de bilmiyorum. Arayıp soran da olmadığı için fazla irdelemedim. “teşekkür” işi de bu şekilde sonuçsuz kaldı.

*****

Vali Nurettin Turhan Zonguldak’tan Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi. 1995’de başlayan bu görevinden de 2003 yılında emekli olmuştu. Birkaç yıl önce ZOKEV’in bir etkinliği nedeniyle Zonguldak’a geldiğini de duymuştum. Vali Bey’e, içten saygıyla sağlık ve esenlik diliyorum. Vali Yrd. Ayhan Bilge de emekli olmuş, memleketi Kayseri’ye yerleşmişti. Ancak 3-4 yıl önce vefat ettiğini öğrenmiştim. Allah rahmet eylesin, ışıklar içinde uyusun.