Daha dün gibi anımsanan felaketin üzerinden dört aya yakın bir zaman geçti. Görünen o ki, bugün dahi aynı yağmurlar yağsa, aynı felaket yeniden yaşanacaktır Beşikdüzü’nde. Boklu dereler kentin altına girinceye kadar açık; kentin altında dolulukları açılan “boşaltma deliklerinden” daha net bir biçimde görülebilmektedir. O dolulukla, bırakınız çürümüş, çökmüş kanalizasyon borularını, salt sokak ve caddelerde oluşan yağmur sularını bile boşaltamazlar.

 Yıllardan beri altyapı sorunu konuşuluyor Beşikdüzü’nde. Gündemden hiç düşmedi. Başladığından bu yana üç başkan geldi gitti, dördüncüsü de Büyük Şehir Belediye Başkanı ile seçildi. Sorun hala çözülmedi.

 “İl gibi Beşikdüzü” hayal ediliyor, ama altyapı sorunu giderilmemiş bir yerleşim birimi değil il “başkent” bile olsa, köy olmaktan öteye gitmez. Şehir, il, ya da çağdaş kent altyapısıyla, üstyapısıyla, sokakları, caddeleriyle, içerisinde yaşayan halkın tüm gereksinimlerine yanıt verecek biçimde örgütlenmiş yerleşim yeri demektir. Beşikdüzü, Beşikdüzü’nde yaşayanlarındır. Sorunlarından esnafı da, insanları da, bu sokaklarda yaşayan hayvanları, binaları da etkilenip zarar görmektedir. Beşikdüzü’nü “il gibi” istemek, düşlemek yetmez, görmek için yapmak gerekir, sorunlarını çözmek gerekir.

 Öncelikli olarak çözülmesi gereken sorun altyapı sorunudur: Dereleri, kanalları, kanalizasyonu, nuh nebiden kalma su boruları,-elektirik kabloları toprak altından geçiriliyor-bir an önce yenilenip sağlıklı biçimde insanların hizmetine sunulmalıdır. Karadağ’dan getirilen temiz su, kent içinden geçtiği borularda kirlenerek, içilemez duruma dönüşüyor.

 Sokaklarda ve caddelerde yapılan ufak-tefek düzenlemeler, kentsel dönüşüm ve altyapı yüzünden yeniden yıkılacağı için, bu tip çalışmalar masrafı çoğaltmadan ileri gitmez; dostlar alış-verişte görür, “iş yapar, çalışıyor” görür, hepsi o kadar. Oysa Beşikdüzü kalıcı olarak yapılacak işleri sabırsızlıkla beklemektedir. “Yık-yap” yöntemlerinden bu halk bıktı, usandı.

 Sel felaketi tehdidi altında bulunan Beşikdüzü için “altyapı” inşaatı hayati önem taşımaktadır.

 Bir sel felaketinde yüzlerce esnaf “binlerce lira zarara” uğrarken, “geçmiş olsun” dilekleriyle gelen devlet büyükleri “devletin büyüklüğünü yaraları sararak göstermeden”, yolluklarını tahakkuk ettirerek çekip gittiler. Beşikdüzü’nün hiçbir derdine merhem olmadan, sadece sokakları, caddeleri yıkayarak, gazete ilanlarıyla ilçe parti başkanından aldıkları bir kamyon dolusu teşekkür ve reklamla ayrıldılar Beşikdüzü’nden. Pis sular ve çamur denize gitti, ama sorunlar hala duruyor yerin altında; ne esnafın yarası sarıldı, ne de boklu dereler açıldı.

 İnsanlar öldü, evleri yıkıldı, ocakları söndü. Aradan geçen dört aylık süre, zaman denen süngeri, ölü toprağı gibi sorunların üzerine çekti ve herkese acısını unutturdu. Başta devleti yönetenler ve siyasi sorumlular, onlar bile raporlarını unuttular...

 Ağlayan çocuğa meme verilen bir coğrafyada sesini çıkarmayan esnaf, aldığı üç-beş kuruşla “idare ederek” sustu. Kimi esnaf vardı ki, zararı yüz binlerle ifade ediliyordu. Böyleleri ağzını açmıyorsa bizim de söyleyecek sözümüz yok. Ama inanıyoruz, hak diye bir şey ve yukarıda Allah var.

 Altyapı tamamlanmadan yağacak olan böyle yağmurlar, Beşikdüzü’nü gölede çevirecektir. Böyle felaketler Allah’tan değil, kul yanlışlarından ötürü yaşanmaktadır. Evlerin duvarlarında kirli su çizgisi, “suterazisi” gibi hala bir işaret, şaşmaz bir doğru olarak durmaktadır. Ne olursa olsun sular “iki yolun altından” mutlaka denize ulaştırılmalıdır.

 NOT: Çağdaş, akla, bilime, tekniğe ve öngörüye yer veren ülkeler, önce arsayı üretirler, sonra inşaata başlarlar. Arsa üretmek, başta yolunu, ardından tüm altyapı sistemlerini kurmak demektir. Altyapı sistemleri ise, kanalizasyon, doğalgaz, su, elektirik, telefon, internet kabloları… gibi yer altından geçen fiziki sistemlerdir. Bunların tümü kentin “temelini” oluşturur. Temel atılmadan yapılan tüm inşaatlar sakattır, yıkılmaya mahkumdur. Sayın Büyük Şehir Belediye Başkanı bu, size, Beşikdüzü için üçüncü arz-ı halimizdir. Sesimizi duyana, sorunumuzu çözene kadar da seslenmeyi sürdüreceğiz.

 Barış ve esenlik dileklerimle…