inankalyoncu061 @ hotmail.com

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçinin mutfakta bir paketi açtığını gördü.
Kendi kendine: İçinde hangi yiyecek var acaba?" diye düşündü.
Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı .
"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı. Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:
"Zavallı farecik!... Bu senin sorunun, benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın..." dedi.
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla koyunun yanına koştu:
"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" diye adeta çırpınıyordu.  

Koyun anlayışla karşıladı ama:
"Çok üzgünüm fare kardeş, ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok." dedi.
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü:
"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.
İnek, “Bak fare kardeş, senin için üzgünüm, ama beni ilgilendirmiyor."
Sonunda farecik, umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti. Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını soktu.
Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.
Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi koyununu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü. Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün hepimiz içindir. Unutmayalım…

Şimdi, diyeceksiniz ki, Tonya’da memlekette bu kadar sorun varken, neden bu fare öyküsünü yazdın.

İşte size kıssadan hisse.

Kıssasını da siz bulun, hissesini de...