Oradaydık hep

dokunabileceğimiz kadar yakın

hıçkırıklarımızı susturup

yüreğimizin mendiliyle

gözyaşlarımızı kurulayacağımız kadar

oradaydık işte yalansız

Düşe kalka kapı önlerinde

sarılıp sığındığımız

ahır kokulu peştamal

ve ekmek  arasına konulan

tereyağı kadar yumuşak

tırmandığımız ağaçların

dış kabuğu kadar sert

yaylalarda güneş yanığı

kızaran gözlerimizde

kıvılcımlanan sevdaydı hayat

Ben senin saçlarını

taramayı bıraktım

senin de saçlarını tarayacağın

birileri olduğundan beri

artık fotoğraflarda izliyoruz

her gün dokunabildiğimiz yüzümüzü

Birileri gelip

ayrılığa kurdu saatleri

rüzgarlı yağmurlar

düştü üstümüze

savrulduk

Sonra o birileri

paldır küldür girdiler yeniden

yaşamımızın yavan sofrasına

ve saatleri bu sefer

mutsuzluklara kurdular

ve biz

kavrulduk bu sefer