Erken seçim, normal seçim... Delege seçimi, dernek seçimi, oda, moda seçimi... 

Ne seçimi varsa;  önce aklıma "ince eleyip, sık dokumak" deyimi geliyor hep.

Pirincin taşını seçmek de öyle...

Vakfıkebir tereyağlı nefis bir pirinç pilavı canınız çekmişse; o zaman GDO'suzundan baldo türü pirinç alıp bir-bir elden geçirip/seçip taşını/çöpünü ayırmanız gerekir.

Haaa... Ben güveniyorum! der, yapmayabilirsiniz de...

O zaman riski göze almışsınızdır demek ki... Ağız tadıyla pilav yiyeceğim hayaliniz dişinizin kırılması  ile sonuçlanabilir.

"Erken seçim" milletvekili seçimini seçmenin önüne getirdi.

Yine eski tas-eski hamam...

Seçim Yasası; "eski tas..."

Siyasi Partiler Yasası;  "eski hamam..."

Futbol takımlarında olduğu gibi siyasi teknik direktörler önce formlu-formsuz durumuna değil,  kafasında oluşturduğu kadroya uyup-uymadığına bakıp milletvekili adaylarını belirleyecek...

Değişen birşey olmayacak...

Dişiniz de kırılacak...

Hayalleriniz de.

Karpuzcudan  anladığınız ölçüde siz seçip alacak yerde, size karpuzcu kelek kasacak gibi bir durum

Ne yaparsınız ki, devran böyle dönüyor...

Çark böyle kurulmuş...

Böyle gelmiş, böyle gidiyor.

Gidiyor ama; hani tüm partiler "Seçim Yasası" ve "siyasi Partiler Yasası"nın değişmesini istiyordu.

***

Başka bir konu...

"Erken seçim" milletin vekilleri için "erken terhis" anlamına geliyor. 

Öyle ya, belli bir süre yaşama görevi için seçilmişler, tıkır-tıkır aylıklarını alıyorlar. 

Ne zorları var ki, -durduk yerde- dolgun aylıklardan olmanın, koltuğu terk etmenin?

Erkene alınan seçim nedeniyle milletin vekillerine yasama görevi yapmayacakları süre/dönem için aylıkları ödenecek mi?

Niçin ödenmesin ki?

Ama bu ne derece doğru?..

Ülke dara düşmüş, insanı sıkıntılı, iç ve dış tehlikeler var. 

Erken seçim kararı alınmasının doğruluğunu milletin vekilleri bu koşullar altında belirlerken; fedakarlık yapmalarının karşılığı olarak çalışmayacakları bir dönem için onlara aylık ödenmesi bir "mükafat" mı oluyor?

Bu "mükafat"ı kim onaylıyor?

***

Bir soru var kafamda; Karayolları kenarında etçiler olur, gelip geçenler için "Kendin pişir, kendin ye!" diye... 

Pişirmek de, yemek de hüner oldu bu güzelim ülkede...