Bu ülke öyle bir anafora düşürülmek isteniyor ki... Bu konuya değinen, çıkış yolu ya da önlemi için görünürde çaba gösteren de yok maalesef...

Dış kaynaklı bir senaryo var, 1950'den bu yana gösterime giriyor. 

Gösterim tekrarlanıp duruyor.

Geri kafalılık, yobazlık gösterimi...

DP iktidara geldiğinde 1950), Kurtuluş Savaşı'na karşı çıkan Padişahçılar, hilafetçiler, İngiliz muhibbileri ve kıyıda-köşede kalmış böylelerin kırıntıları yurt düzeyinde hemen saldırıya geçtiler.

Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün heykellerine, büstlerine saldırı başlattılar.

Öyle ki, bir gecede en az 10 yerde saldırı yapıldı.

Atatürk'ün son başbakanı Cumhuriyet'in 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, bu saldırıların  daha da artacağını görünce; Atatürk'e  ve devrimlerine karşı yapılacak tecavüzleri cezalandırmak amacıyla yasa çıkarıldı.

Sonuç?..

Bugün de aynı saldırıları sürdürenler var.

İhmal kimin?... Kimin olacak, ülkeyi yönetmeye talip olup görev alanların...

Cumhuriyet rejiminin temel taşı olan "Milli Eğitim"i Atatürk devrim ilkelerinden saptırıp;

siyaset ve koltuk kazanma yoluna çekmek isterseniz böylesi durumları yaşarsınız.

Hiç, öyle oldu, böyle oldu diye kıvırmaya gerek yok.

O siyaset erbabı değil miydi, bilmem ne okulları bizim "arka bahçemiz" dir  diye söyleyip "milli" olan bir alanda kendilerine siyaset yapma olanağı yaratan/yaratmak isteyen... Kulislere okullar üzerinden siyaset yağma üfleyenler...

Bu şuna benzemez mi? Devletin Milli Savunma Bakanlığı'nın yanına, onun milli sıfatıyla tanımlanan çalışma alanına siyasetçinin de kendi amaçları için müdahale edip öğrenci yetiştirmeye kalkması durumu...

Bugün ülkemizde yine Atatürk heykel ve büstlerine saldırılar yapıldığını görüyor/yaşıyoruz.

Böylesi acı  ve utanç verici manzarayı yaratanlar sanıyorlar ki; Atatürk'ü sevenler O'na tapıyor, bir ilah olarak görüyorlar.

Gafiller!.. 

"Haşaa... Sümme haşaaa!.." 

Bu satırları yazan da  Atatürk'ü seviyor. Çünkü, bu ülkeden, bu kutsal topraklardan düşmanları perişan edip kovduğu, tarihimize bir destan yazdırdığı için...

Atatürk'ü seviyorum, Yüce Rabb, Mustafa Kemal kuluna "Yürü ya kulum! " deyip Kutsal Kurtuluş Savaşı'na arkadaşlarıyla başlama öngörüsü, yürek gücü, arkasında bir ulusu tutsak olmaktan kurtardığı için...

 

Bugün ülkemizde hala padişahlık, halifelik yandaşları varsa böylelerinin  yeterli Cumhuriyet eğitimi almadıklarını söylemek  hata olmaz. Yaşadığı çağın çok gerisinde kalmama ve çağdaşlaşma heyecanını yaşayan bir ülkenin; yarınlarına toplumsal birliktelikle koşabileceğini inkar eden/lerin aramızda olmaması gerekir.

Böyleler varsa, onları 100. yaşını 2023 yılında yaşayacak Cumhuriyet yönetiminin ayrık otları olarak görebilme hoşgörüsünü kabullenemeyiz.

Eğer, çocuklarımıza daha aydınlık bir ülke, kalkınmış bir toplum emanet etmek istiyorsak "Milli Eğitim alanı"nı her isteyenin faaliyet alanı olmaktan kurtarmalıyız. Bu konunun "kırmızı çizgisi" zorunlu eğitim döneminden ödün vermeden devletin bu alanı ciddi anlamda sahiplenmesiyle olur.