“Ne güzel fırsat” dedim kimi dostlara, “kitap okumak için korona bulaşının yasaklı günleri. İsteseniz de dışarı çıkamıyorsunuz. Eş-dost, konu-komşu, akraba, laflayamıyorsunuz. Evdesiniz ve canınız sıkılıyor, zamanın ağırlığı yük oluyor omuzlarınızda. Sürekli olarak televizyon, sosyal medya, radyo da olmuyor. Eşinizle, çocuklarınızla, bir iki cümlenin dışında daha neyi, ne kadar konuşacaksınız? Onlar da tükeniyor bir yerde, siz de tükeniyorsunuz. Çoğu zaman elefondan kafayı kaldırıp yüzünüze bile bakmıyorlar.”

Bence en iyisi kitap okumak. Bitmez tükenmez sözü, duygusu, düşüncesi, enerjisiyle kitap, yüzlerce, binlerce yıl öncesiyle buluşturuyor insanı. Tanrıları, insanları, öykülerini, neler duyup düşündüklerini, neler yaşadıklarını, soludukları havayı, iklimini, sevgilerini, hayallerini, kavgalarını ve zamanlarını… Onlar için neler ilginç, neler önemli, değerli, vazgeçilmezdi? Yaşadığımız çağda, elli, yüz, iki yüz yıl öncesinden, Rönesans’ın, reformun bilgelerinden okuyup öğreneceklerimiz, duyup düşüneceklerimiz var. Merak bu ya, peşlerinden gitmek, bir şeyler almak, bu zamana aktarmak var yüzyıllar öncesinden… İnsanlık düşüncesinin neresindeydiler, bilmek var. Zekanın tarlasında gezinmek, yaşamak, boy atmak var…

“Okuyamıyorum, elime kitap alamıyorum. Kitaba uzandığımda, okumamı istemeyen bir el sanki durduruyor beni. Kimyam bozuluyor. Duyumsuyorum, içimdeki sıkıntı katlanarak büyüyor, daha çok rahatsız ve huzursuz ediyor beni. Kimi zaman da, gözlerim yanıyor, hemen uykum geliyor. Çocukken kitap girmemiş dünyamıza. Ağaç yaş iken eğiliyor, şimdi imkansız gibi görünüyor” gibi yakınmalarda bulunuyorlar. Oysa bu yakınmalar, sızlanmalar, bahaneler okumayan insan için mazeret değildir. Kitap okunursa dost olunur. Kitabı okumaktan başka kitabı dost edinmenin başka bir yolu da yoktur.

Kitapta sıkıntı olmaz, sıkıntı insandadır. “Okuyamıyorum” diye bir kenara çekilmeyeceksin. Uğraş vereceksin, içten içe yaptığın savaşı kazanacaksın, kendini aşacaksın. Kitabı anlamaya, içine girmeye, yazarla konuşmaya çalışacaksın. Okumak en kutsal savaştır. Kuran’ın anlamı bile ilk ayetinde saklıdır. Kitabın sonsuz güzelliği okunursa içselleşir. Kitabı bir kenara atmayacaksın. O, senin dostundur; bunu bileceksin. “İnsan dostundan sıkılır, sevgilisinden ayrılır, kaçar mı? Yoksa her an birlikte olmayı mı arzular?” Sevgi karşılıksız, çıkarsızdır. Bir çocuk, bir çiçek, bir gülün yaprağı, bir kanarya, bir manzara neden sevilir? Neden günbatımları alır götürür bizi bir yerlere? Kitap da öyle sevilecek, karşılıksız.

Parayı, arabayı, malı, mülkü sevdin mi, kitap kaçar. Asla kendine ortak istemeyen kıskanç bir sevgilidir. Kitap havadır insan için, sudur, ekmektir, yemektir. Hava, su, ekmek, nasıl fiziksel ihtiyaçlarımızı gideriyorsa, kitap da beyinsel ihtiyaçlarımızı gideriyor. Kitap bilginin, düşüncenin, aykırılıkların, geleceği yaratan düşüncelerin bugüne izdüşümüdür; yarının tohumlarını barındırır içinde filizlenmek için.

Okumak, tekdüzelikten, bağnazlıktan, alışkanlıklardan kurtulmaktır. Yaşama canlılık, dirilik katmaktır. Bu yüzden her kitap taze kandır, hayatı yeniden yaşamak, yeniden kurmak, yeniden sevmek, yeniden yorumlamaktır. Öğrenmektir, zenginleşmektir; tıkanmışlıkları, çözümsüzlükleri, tükenmişlikleri aşmaktır. Okunan her kitap, üzerinde günlerce yoğun düşünmektir. Okudukça sözcüklerin kamyonlarca, tirenlerce, gemilerce anlam taşıdıklarına tanık olmaktır. Yaşamın, yaşamanın anlamını keşfetmek, yeni yeni anlamlar katmaktır. Sonsuz evrende milyarca galaksinin olduğu, bunlardan bir tanesinin Samanyolu ve bu galakside de milyarlarca güneş sisteminden bir tanesinin de içinde yaşadığımız dünyanın bulunduğunu ve bir zerre-toz olmadığını, insanın yarattığı anlamla evrenden ne kadar daha büyük olduğunu görmektir.

Yaşamanın, edebiyatla, felsefeyle, akılla, bilimle daha bir anlamlı kılındığını, “neyin ne olduğunun” ayırtına varmanın yaşamak olduğunu bilmek en görkemli güzelliktir ve bu güzelliği yaratan da bilginin, düşüncenin tarlası kitaptır.

“Günaydın hayat, günaydın dünya” diyebilmektir yaşamak; en derin ve en yüce anlamında kutsalın yaşamak olduğunu anlamak, kavramak, insan olmaktır. Bu anlamları, güzellikleri ve mutlulukları duyuranın, düşündürenin, yaşatanın da kitap olduğunu görmektir…

Okumadan, öğrenmeden “hiçbir şey” olunmaz… Bir “şey” olduğunu zannedenler kitap okusunlar. Ancak o zaman “ne olduklarını” anlarlar.

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…