Hani, derler ya "Ağzına burnuna bulaştırdı" diye... Tıpkı onun gibi durumu yaşıyoruz şimdi. 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması sonrasında bu günün "demokrasi  bayramı" olarak kutlanması kamuoyunda gündeme geldi.

        Hemen olumlu karşılandı. Hemen karar verildi.

        27 Mayıs 1960 darbesinde de aynı düşüncelere kapılan bizler,  bu günü "Hürriyet Bayramı" olarak kabul etmiş, bir kaç yıl da kutlamıştık.

        Arkası gelmedi. Fos!..

        Oysa, kimi kentlerde cadde ve sokaklarat "27 Mayıs" adı verilmiş, milletin belleğine bu harekatın yerleşmesi/benimsenmesi istenmiş/arzulanmıştı.

        Tabii ki, bunlar bizim anlık olan toplumsal heyecanlarımızın gündeme getirdiği eylemler.

                                                        Xxx

        15 Temmuz darbe girişinin bastırılması sonrasında yaşanan anlamlı heyecanda da 27 Mayıs'ın aynısı düşüncelerin varlığını/yaşandığını  görüyoruz

        Aradan yarım yüzyıl geçmiş... Geçmiş ama düşüncede bir değişim olmamış...     

        Davranışta hiç...

        Neymiş, belleklerde yaşaması/unutulmaması için kimi kararlar ve uygulamalarla alanlara, cadde ve sokaklara  ülke düzeyinde 15 Temmuz adı verilmeliymiş...

        Uygulamaya  hemen geçildi.

        Kimi  kamu kurumlarının adı da gerekli/gereksiz değişim rüzgarıyla  bundan payını aldı.

        Değişim güzel eylemdir, yeniliktir en azından...

        Ancak, değişimin anlam taşıması, kamuoyunda kabul görmesi gerekir.

        "Ben yaptım, oldu" anlayışından kaynaklanan "emr-ı vaki" duruşun  27 Mayıs'la getirdiği "Hürriyet Bayramı" ne oldu?

        Ne olacak, uçtu gitti.

        Ali yazar, Veli bozar, örneği...

        Bugünkü uygulamaların da yerinde ve isabetli olup-olmadığı konusu var ülke gündeminde...

        Yarın bu değişikliğin yeni- yeni değişikliklerle değişim göreceğini şimdiden unutmayalım.

        Ne yazık ki, kötü örnek...

        Trabzon'da adı "Hasan Ali Yücel" olan bir okulun adı "İstiklal" olarak değiştirilmiş...

        Gerekçe?..

        Bu uygulamanın mantıklı gerekçesi olur mu? Olamaz...

        Çünkü, Hasan Ali Yücel adı TC tarihinde yerini almış saygın bir kimlik... Kaldı ki esarette mi idik ki, okula yeni ad olarak "İstiklal" sözcüğü layık görüldü?

        İlgililer, bu değişikliğin ve diğer kimi anlamsız ad değişikliklerinin gerekçelerini kamuoyuna açıklamak sorumluluğu ve mevkiindeler.

        Eğer demokrasi demokrasi diye yırtınıp duruyorsak, bunun gereği olarak  bilgilendirilme hakkımız olduğunu düşünüyorum.

        Öyle "Ben yaptım, oldu..." keyfiliğinin yürürlüğü/yeri olamaz demokrasilerde...

                                                                     Xxx

        Toplumsal belleklere yerleşmiş saygın kimliklerin adlarını böyle saygısızca harcarsak yarın yetişen yeni kuşaklara kimi/kimleri "örnek kişi" olarak göstereceğiz?

        Bu uygulamaları günlük düşünce ve heyecanlarla yapmaya  kalkmak hem geçmişi inkar, hem de geleceğe şaşı bakmak anlamı taşıdığını biliyor olmamız gerekir.