Günümüz Türkiye’sinde lider, popülist değerlerle kendini sevdiren, beğendiren, kitleleri peşinden sürükleyen insandır. Batı’da lider, “akla, bilime dayalı, geleceği oluşturacak ve temel olabilecek politikalar üreten” insandır.

Doğu’da “inanç halesi” içerisinde “kültleştirilen liderden”, “tanrısal mucize beklenir”. Batı’da “sorunları ve çözümleri bilen” akılcı, bilimsel yolları seçen lider aranır ve kandırılamaz. Doğu’da lider-parti değiştikçe “ülkenin sosyo-ekonomik yapısı” da alt-üst olur, kaos yaşanır. Yönetim kişiye göredir; Batı’da lider-parti değişse de, düzende, hukukta, ekonomide hiçbir değişiklik olmaz; her şey yasalar ve kurallar çerçevesinde “sisteme göre” işler.

Doğu’da en çok ve en usturuplu yalanları söyleyenler seçilir, iktidar olur. Halk, yalan da bile “tanrısal hikmet” arar ve mutlaka “bir bildiği vardır” der. Liderini doğrular ve yanlışlar, haklılıklar, haksızlıklar, adaletlilik ve adaletsizlik açısından değerlendirme yapmaz, sorgulamaz; “benim liderim yalan konuşmaz, haksızlık yapmaz, kimsenin hakkını yemez, hukuka, adalete uyar” inancıyla hareket eder, akla ve bilimsel doğrulara yer vermez.

Batı’da akıl ve bilimsel doğrular egemendir. Yalan, dolan, aldatma, kandırma, “dilim sürçtü”, “yanlış anlaşıldım”, “sözlerim çarpıtıldı”, “tam metin göz önüne alınırsa, öyle demediğim anlaşılır”, “sözlerim cımbızlandı” gibi dalavereli konuşmalar yapılmaz. Dilini öğrenen herkes çok iyi bilir ki, sözcükler nerede, nasıl kullanılırsa kullanılsın, “matematiksel kesinlikteki” anlamları bellidir. “Öyle dedim di, böyle dedim di” diye kıvırmaya gerek kalmaz. Dilini, edebiyatını, kültürünü, toplumsal değerlerini bilen insan konuşurken yanlışlık yapmaz. Bilmeyerek yapılan yanlıştan da, erdemliliğin bir gereği özür dilenir, dönülür.

Politika, ya da siyaset, birilerinin iddia ettiği gibi iki farklı sözcük değildir. Politika Batı kökenli, siyaset Arapçadır. Tıpkı bilim sözcüğünün Türkçe, “ilim” sözcüğünün Arapça olması gibi… Yoksa birilerinin dediği gibi “müspet bilimler ‘bilim’, sosyal ve dini bilimler “ilim” sözcüğü ile anlatılmaz; biri “müspet bilim”, diğeri de “sosyal bilimdir”. Uluslararası bilim dergilerinde “bir makale” yayımlamamış Pırof’lar “rektör” olursa, bu bile çok bize.

Çağdaş siyaset insan kökenlidir, bu yüzden “en üstün sanat” diye de tanımlanır. Kişilere, ailelere, zümrelere hitap etmez. Ulusallığı, evrenselliği bir bütün içinde kuşatır. Demokratik yönetimler “kimseyi kimseye ezdirmez, kimsenin hakkını da bir başkasına yedirmez, çiğnetmez. Kişilerin, zümrelerin, sınıfların üstünlükleri yoktur. Hak, hukuk, üstünlük emektedir, emekçidedir. Adalet-hukuk çalışanla-üretenle, işveren arasındaki ayrılmaz ince bir çizgidir. Politika bu çizgiyi, bu dengeyi korumaktır. Onun için temel hak ve özgürlükler, istisnasız herkesin uyması gereken kurallardır.

Batı, her konuda çok büyük hassasiyet gösteriyor ve mücadelesini de veriyor, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuksal altyapısını tamamlıyor. Doğu’daki gibi hiçbir işi “miş” gibi yapmıyor. Apartmana, avm’ye, fabrikaya içi boş filtreler takmıyor. Termik santrallere “doğayı, insanları, bitkileri, hayvanları, suları” zehirlemek için “gazlarınızı atmosfere bırakın” demiyor. Batı “her canlısına, faresine bile” değer veriyor. Anımsayınız: İsviçre, Bazel’de ünlü bir ilaç fabrikasının atıklarıyla zehirlenen ve balıkları ölen Tuna için, dünyanın cezasını almış ve fabrikayı kapatmıştı. “Allah’tan” demediler, “kaderleri, fıtratları böyleydi” demediler. Biri bir yanlış yaptığında cezası kesiliyor, “istifasını” veriyor ve hukukun önünü açıyorlar. “Ben yaptım oldu” demiyorlar. Bizde göller kuruyor, nehirler, çaylar, dereler kıpkırmızı, simsiyah akıyor, doğa, atmosfer zehirleniyor, ormanlar cayır cayır yanıyor, kimsenin parmağı oynamıyor. Doğu’da hukukun tıkandığı, uygulanmadığı yerlerde “başka yollara” yöneliyorlar. Batı’da “isteseniz istemeseniz de ben yapacağım” demiyorlar. “Akıl, bilim” ne derse onu yapıyorlar. Batı’da “GSMH’nın artması faizle, döviz fiyatı oyunları ve sürekli borçlanma ile değil üretimle gerçekleşiyor. Türk ekonomisini yönetenler ise üretimi artırmayı değil, faizleri artırıp eksiltmeyi iş biliyorlar.”

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız… Yeni yılınız kutlu, mutlu ve sağlıklı olsun.