Ülkemiz genelinde olduğu gibi, Karadeniz Bölgesi'nde son aylarda azalan yağışlar, kuraklık tehlikesini de beraberinde getirdi. Bölgedeki baraj ve göllerde su seviyeleri düştü, içme suyu kaynakları azaldı. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, bölgede bir önceki yılın, aynı dönemine göre yağış miktarı yüzde 50 oranında azaldı. 

Küresel iklim değişikliği ile yağış rejimi düzensizliğinin arttığı Karadeniz Bölgesinde uzmanlar, orman arazilerinin azalması, bütün vadilerdeki dereler üzerinde sayısız Hidro Elektrik Santrallerin (HES’lerin) kurulması sonucu, gelecekte ciddi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalınacağı uyarılarında bulunuyor. 

Her yıl sıra dışı iklim özellikleri yaşıyoruz. 

Son bir kaç aydır Meteoroloji'nin sunduğu raporlarda, bir önceki yıla ve önceki uzun dönemli ortalamalara göre yağışların düştüğü ortaya çıktı. Bundan dolayı, akarsuların debilerinde düşüş yaşandığı bir gerçek... Bunu, küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliğine de bağlayabiliriz. Aslında son 40 yıldır bunun etkilerini ciddi biçimde görüyoruz, yaşamaya başladık. İklim değişikliğinin burada en büyük etmeni yağış mevsimlerinin değişmesidir. Normalde Doğu Karadeniz, düzenli bir yağışa ve dolayısıyla akarsu akışına sahip… Artık görüyoruz ki her yıl, bir sıra dışılık yaşıyoruz, kuraklıkta sürekli rekorlar kırıyoruz. Akarsu yatağının geniş olacağı bu dönemlerde ne yazık ki oldukça az su aktığını görebiliyoruz. Bunu da küresel iklim değişikliğine bağlayabiliriz

Bölgemizde sıra dışı bir kuraklık var. 

Akarsu rejiminde ve derelerin debisinde bir miktar düşmeler olur. Fakat son yıllarda tekerrürler arttı. Bu yıl sıra dışı bir kuraklık var. Yağan yağmurlar küçük mevkilerde görülüyor ve şiddetli yağıyor. Bu da küresel iklim değişiminin oluşturduğu bir durum… Doğu Karadeniz'de süreç içerisinde bir miktar belki yağmur artacak ama kar yağışı azalacak. Düşen yağışlar, birim zamanda, çok daha yüksek miktarlarda olacak. Normalde 1 hafta veya 10 günde düşen yağmurlar, hatta 1 ayda düşecek yağmur miktarı, 1 veya 2 günde düşmeye başlıyor. İşte bu sıra dışı durum, büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. 

Kuraklık devam ederse içme suyu sıkıntısı yaşayacağımız kesin. 

Doğu Karadeniz'de içme suyunun tamamı, yağışlardan elde ediliyor. Doğu Karadeniz'de “akifer” dediğimiz, toprak altındaki su depoları yok. Bütün Doğu Karadeniz olarak, bol yağış alan ormanlara ve dağlara muhtacız. Su, yağış sularıyla toplanıp su havzalarına ya da derelere geliyor. Biz de bu suyu kullanıyoruz. Kuraklık devam ederse içme suyunda da sıkıntı yaşayacağımız kesin. Dünyada, aralarında İstanbul da dahil olmak üzere 105 büyük metropolün 33'ü ve Doğu Karadeniz ile Batı Karadeniz'deki büyük illerin tamamı, orman ve dağ sularına muhtaç durumda. Suyu en iyi şekilde tutan ve filtre eden ormanlık alanlarımızı korumamız ve artırmamız lazım... 

Karadeniz Bölgesi’nin tamamında, suyun depolanmasına katkı veren bütün doğal ekosistemin korunması lazım… Ekosistemi bozan HES'LERİN yasaklanması gerek… Kentlerimizin, şehirlerimizin, kasabalarımızın su temin ettiği havzaların doğal örtüsünün, ormanlık olarak saklanmasında büyük fayda var. Orman yönetimini, su bilançosuna göre planlamak ve ona göre uygulamak daha doğru olacaktır. Karadeniz’in zengin doğasını, orman varlıklarımızı ve su kaynaklarımızı, akıllı biçimde koruyup geliştirmek, en büyük yurtseverlik görevimizdir.