Hamit Kalyoncu

4.Ocak.1991 günü Türkiye bir büyük tarihi olaya sahne olur. Hükümetle görüşmelerden bir sonuç alınamayınca Genel Maden İşçileri Sendikası Genel başkan Şemsi Denizer, 30 Kasm 1990 günü grev gömleğini giyerek Madenci Grevini başlatmıştır. GMİS’e bağlı 48 bin işçi grev kararına uymuştur. Sadece uymakla kalmamış, Zonguldak yollarında tam 35 gün sürecek yürüyüş ve mitinglerle ses vermiştir.

Hükümet, Sendika ve madencilerin sesine kulak vermeyince, 4 Ocak'ta toplu halde Ankara'ya gitmeğe karar verir. Ancak Ankara'ya gitmek için beklenen bini aşkın otobüs güvenlik güçleri tarafından engellenmiştir. Bunun üzerine Şemsi Denizer 4 Ocak sabahı 10.30'da madencilerin toplandığı meydana bakarak: “Arabalarımızı engellediler. Arabayla gidemiyoruz. Ama ayaklarımız var. Yürüyeceğiz." açıklamasını yapar.

“Var olmak ya da olmamak

Son soruydu kafalarında

Tarihin yeni bir sayfasında

Toplandı binler on binler

İşçi anıtında kolkola

Bir elinde azık çıkını

Diğerinde yumrukları sıkılı

Kasketli baretli açık alınlı

Koyarak kelleyi koltuğa

Yaşama meydan okurcasına

Düştüler Ankara yoluna”

Genel Başkan Şemsi Denizer, yürüyüşe katılmaya kararlı olan madenci eşlerine Zonguldak'ta kalmalarını söyler, ancak kadınlar bu öneriyi dinlemezler ve yürüyüş kolunun en önünde yer alırlar. Yürüyüş başladığında çevre ilçelerden geçtikçe katılanlarla sayı artar, yürüyüşe katılanlar yüzbine ulaşır.

“Dağlardan coşup akan dereler

Nasıl arar bulursa ırmağı

Köyden kentten kopup gelenler

Öylece doldurdu safları

Dağ aştı tepe aştı yol aştı

Yorgun ayakları madencinin

Önde anası bacısı karısı

Hele onlar hele onlar ki

Erkeğinden inatçı kavgacı

Bırakıp Zonguldak’ta tası tarağı

Madencinin bilinmeyen silahı

Erkeğini kavgada yalnız komadı”

Olay Türkiye’de ve Dünya kamuoyunda büyük bir etki yaratır. Kış koşullarında şehir halkının da desteklemesiyle yüzbine ulaşan kitle yürüyerek Ankara yoluna girer. Hükümet ise kömür ihtiyacını karşılamak için yurtdışından kömür ithalatı yapmağa karar verir. Ancak Avustralya ve Güney Afrika'da gemilere kömür yükleneceği sırada liman işçileri Madencilerle dayanışma içinde yüklemeye direniş gösterir ve gemiler Türkiye'ye boş döner.

Madenci Yürüyüşü’nde GMİS görevlileri, yürüyüşçü işçileri bölümlerine ve ocaklarına gore gruplandırmışlar aralara yabancı kişilerin sızmasını önlemeye çalışmışlardı. O dönem Zonguldak Valisi Saim Çotur’un ve bağlı olarak asker-polis güvenlik güçlerinin, gerek 35 gün süren şehiriçi yürüyüş ve mitinglerinde, gerekse yürüyüş sırasında akılcı, sağduyulu, hoşgörülü bir anlayışla konuya yaklaşımları gerçek bir yüzakı yönetim olayıdır. Valimiz, güvenlik güçleri ve yöneticileri bu nedenle kutlanmayı hak etmişlerdir.

*****

Madenci yürüyüşünde ilk mola, Karamanlar Köyü'nde verilir. Akşam saatlerinde Devrek'e ulaşırlar ve zorunlu olarak geceyi burada geçirirler. Zonguldak Ankara yolunda son kapı Devrek’tir, gelirken de ilk kapı Devrek’tir. Devrek halkının büyük çoğunluğu evlerini madencilere açarak yürüyüşe büyük destek verir.

“Gecede bir sevgi ışıması

Yüz bin tanrı konuğu için

Yollara dökülmüş millet

Bir lokmayı paylaşmaya

Bacalarda gece boyu tüten

Mutluluk dostluk dayanışma

Tüm evlerde salkım saçak

Geceyi ışıtan sevgi çiçekleri

Büyüdü yüreklerde sabaha dek

Sevgiyle dostça bölüşmek

Gücüne güç kattı madencinin

Devrek’te yaşanan gerçek”

*****

1991 yılında Türkiye’de 828 ilçe varmış. Devrek de bunlardan biri. Ama “BÜYÜK MADENCİ YÜRÜYÜŞÜ”nde ilk kapı olan bir ilçe. Tarihi bir gün ve gece yaşayan bir ilçe. Ancak bu tarih bu güne değin yazıya dökülüp tarihe emanet edilemedi.

Başkanlığını Semra Taşkaya’nın yaptığı Devrek Kültür Derneği bu büyük ve tarihi olayı 28. Yılında anmayı istediklerini söyleyince, olayı yaşayanların ve yaşatanların anılarıyla, şiirlerle, türkülerle slaytlarla anılmasının doğru olacağına karar verildi. Buna göre bir program hazırlandı. Belki bu program ilçe tarihine bir sayfa eklenmesine başlangıç olarak önayak da olabilir.

Geçmişte bu konuda Devrek Postası gazetesine yazdığım bir yazıya taa Avusturalya’dan iki satır gönderen bir okuyucu, “kendisinin küçük arabasıyla nasıl madenci taşımağa çalıştığını” anlatmıştı.

Bu anılar derlenmeli, foto ğraflar bulunmalı, yaşananlar kağda dökülmeli, kitaplaştırılmalı. Devrekliler o gece binlerce madenciyi evlerinde, okullarında, camilerinde, kahvelerine, resmi binalarında barındırarak, yedirip içirerek tarihi bir iş başardılar. Onun için madenciler 5. Ocak günü yeniden yürüyüş koluna girdiklerinde “Teşekkürler Devrek” ve “Madenci Devrek’i unutmayacak” diye sloganlar atmıştı.

“Kara bir yılan gibi kıvrılan

Zonguldak-Ankara yolunda

Yeniden yazıyorlardı tarihi

Binlerce güçlü adımla

İlk çağlar mitolojisinden

Çıkıp gelmiş gibiydi her biri

Bu topraktan Truva’ya koşan

Yiğit ve cenkçi Ares benzeri

Paflagonyalı Pylemen gibi

Korkusuz ateşli kahraman”

*****

5. ocak.2019 Cumartesi günü, saat 13.30’da Devrek AKM’de sergilenecek programda o dönem Devrek’te Kaymakam vekilliği yapan Dr. Aytekin Sur, genç Belediye Başkanı Nadir Saraç, GMİS Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Ataman, GMİS Teşkilatlanma ve Eğitim Sekreteri Sabri Cebecik, Devrekli yazar Metin Köse anılarıyla ve yaşadıklarıyla, İTÜ. Türk Müziği Devlet Konsetuvarı Sanatçı Öğretim Görevlisi Şendoğan Karadeli türküleriyle programa katılacaklar. Programda ayrca Kömür Karası Müzik Grubu’nun da iki görsel çalışması yer alıyor.

Programın Panel bölümünde GMİS Basın Müdürü Turhan Oral da yönetici olarak görev almıştı. Turhan Oral bilindiği gibi “Varoluşun Destanı” adıyla Büyük Madenci Yürüyüşü’nün kitabını yazmıştı. Programdaki şiirleri ise emekli öğretmen Şenol Balcı gür sesi ile seslendirecek.