Yaşımız eskiyince anılarımız da hep eskiye takılı kalıyor çaresiz.

"Eski de eski" diye diye...

Bana kalırsa eskiye takılı kalmak iyi bir durum değil, ama günün olaylarını görüp yaşadıkça eskiyi arayan bir toplum olduk sanki.

Güzellikler mazide kaldı duygusu var kimilerimizde.

Geleceğe yönelik umudumuzu  yitirmesek de geçmişin flu anılarından güzellikleri seçip; yeri gelince doluyoruz dilimize.

Eskiden şöyle idi, böyle idi...

 

Eskiden devlete karşı saygı kadar sevgi de duyanlar mutluluk paydası çıkarırlardı kendilerine. Devlet denildiği zaman Batılı sömürgecileri denize döken o günleri görmüş/yaşamış kahramanlar da vardı aramızda... 

Onlar bu devlet yaratmışlardı.

Kurtuluş Savaşı'nı yaşamış ve yakın tarihi bilen bir topluluk olarak; zor günlerin anıları henüz belleklerdeydi. Hepimiz gururluyduk bu başarıdan/zaferden...

Ama onlar çoktan aramızdan ayrılıp ebedi yolculuklara çıktılar.

Gele gele bugünlere geldik.

 

O kahramanlar çekip gidince ne durumlara düştüğümüzü görüyor/yaşıyoruz.

Sanki bir film bitti, bir başkası başladı.

Devletin varlığını unutup keyfi davranışlarda bulunan cahil insanların çoğaldığı günlerdeyiz maalesef.

Keyfilik, yasa tanımazlık örnekleri giderek artıyor.

Doğrudan devlet otoritesini -bilmeyerek- hedef alanlar var.

Yasa tanımayanlar, şiddete başvuranlar  var aramızda.

Böylelerinin "kötü örnek" davranışlarını hergün yazılı/sözlü, görüntülü medya organlarından öğreniyoruz.

 

Eskiden hastanelerin yetersizliğinden kaynaklanan hizmet akışındaki yakınmalar/ şikayetler; bugün "sağlıkta şiddet"e dönüştü...

Doktorlar görev başında şiddete maruz kalıyor. Dövülüyor, darp ediliyor ve bir büyük toplumsal ayıp olarak hastanelerde öldürülüyorlar.

Doktorların, sağlık çalışanlarının hizmetleri karşılığında şiddete maruz kalması günümüzün en büyük ayıbı olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Kimi hasta yakınlarından kaynaklanan şiddet olayları azalacak yerde artış gösteriyor ne yazık ki...

Oysa hasta yakını; hastası için doktora ve diğer çalışanlara kolaylık, sabır gösterecek yerde;  tekme-tokat dövmeye kalkması, öldürmeye teşebbüs etmesi ve hatta 

öldürmesiyle bu eylemini devlete karşı yaptığını bilmesi gerekir.

İşte, böylesi çirkin olaylara tanık olan sağduyulu insanlar devletin otoritesinin ve onurunun zedelendiğini görünce üzülüyor, kahroluyorlar.

Doktor ve sağlık çalışanı hizmet verirken uğradığı saldırı; doğrudan  devletin manevi kişiliğine yapılıyor bizce.

 

Şimdi bu noktada "eski"yi anımsatalım. Hasta sahibi kişi ya da kişiler hastanede ya da başka bir sağlık kurumunda doktoru, sağlık çalışanını darp edecek, dövecek, öldürecek...

Haşaaa!..

Devlet, işte burada tecavüze karşı kendini korunmalı...

Çalışan/hizmet veren doktor ve diğer personel; devleti temsil ettiği için şiddet olayını yaratanlara gereken ceza caydırıcı olarak gecikmeksizin verilmeli...