Demokratik Katılımcı Belediyecilik, yerel yerleşim birimlerinde, toplumsal muhalefet anlayışıyla, politik seçenek üretir. Yönetim ve hizmet süreçlerine, halkın örgütlü ve demokratik biçimde katılımını öngörür. İl ve ilçelerdeki mahallelerde, semtlerde, apartmanlarda, fabrikalarda, çarşılarda, çeşitli iş yerlerinde kurulan  “dayanışma komiteleri”nin birleşerek oluşturacağı Yerel Halk Meclisi  biçiminde örgütlenmeyi hedefler.

“Kadınların etkin temsili ve katılımı gözetilerek” oluşturulacak her komitenin üye sayısı, üç ile beş kişi arasında değişebilir. Tüm yerel birim komitelerinin bileşimi; seçim yapılacak ilin ya da ilçenin “Demokratik Halk Meclisi”ni oluşturur. Bu örgütlenme; yerel sorunlar, tarım, hayvancılık, kooperatifçilik; eğitim, sosyal gelişim, kadın hakları, çevre, turizm, kültür, sanat, emek vb. konularda “değer ve politikalar” üretir. Katılımcı örgütlenme, insanların kendi kendini yöneteceği, söz, yetki ve karar sahibi olacağı demokratik bir halk inisiyatifidir… Bu inisiyatif; antidemokratik rejimin ekonomik, politik baskı ve saldırılarına karşı,  meşru bir dayanışmadır. Halkın uğradığı, uğrayacağı her türlü haksızlıklara karşı demokratik direnme, protesto, gösteri hakkını, örgütlü biçimde kullanır. Kötü yaşam koşullarını değiştirmek için mücadele eder. Yeni ve modern bir hayatı, kitlelerle birlikte yaratır. “Yerel yerleşimlerin kan damarları” biçimindeki bu demokratik örgütlenme, aynı zamanda, gelecekteki kolektif yaşamın nüvelerini oluşturabilir. Unutmamalı ki, örgütsüz halk köledir. Örgütlü halk yenilmez... Bu anlamda işlev görecek taban örgütlenmeleri, halkın cesur yüreği ve dayanışma gücüdür.

Demokratik katılımcı belediyecilik anlayışı;  yoksulların, işsizlerin, atanamayanların, üretici kadınların, gençlerin, aydınların, ezilen halkın, emek eksenli güçlerin ortak iradesi ve demokratik siyaset seçeneğidir… Gerici, faşist baskıları, emperyalist ve sermaye güdümlü politikaları, temelden sarsacak, yenilgiye uğratacak potansiyeli yapısında taşır. Ezilenlerin çıkarlarını gözeten, inançlara saygılı laiklik anlayışıyla halkın özgür geleceğini hedefler. Toplumcu, demokratik belediyecilik anlayışının  “iktidar olma” yolunu açar. Yerel seçim yapılacak ilin ya da ilçenin bütününü kucaklayacak asgari bir program oluşturur. Emekçilerin farklı siyasal anlayışlarıyla birlikte hayata geçirir... Bu kapsamda, aklın ve bilimin önderliğinde, ezilenlerin örgütlü birlikteliğini inşa eder. 

Halkın yereldeki somut sorunlarına sahip çıkar ve hep birlikte ortak çözümler üretir… Üretenlerin söz, yetki ve karar sahibi olacağı, kendi kendini yöneteceği demokratik bir Yerel Yönetim Meclisi oluşturur. Bu Meclisin temel ilkeleri şunlar olabilir:

“Katılımcılık, açıklık, çoğulculuk,  öz yönetimci, insan odaklı,  çevreyi, doğal yaşamı, tüm canlıları, ormanları, yeşil alanları koruyan, geliştiren; özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik toplumcu, dayanışmacı, farklılıklara saygı duyan; çalışanların emeğinin karşılığını ödeyen, gücünü halktan alan; hesap veren, ekonomik ve kaliteli hizmet sunan, yerelden genele çözümler üreten, planlı, programlı bir belediyecilik anlayışı…”

Sonuç olarak, yaşadığımız kente, doğduğumuz ilçeye karşı sorumluluklarımız var… İnsan odaklı, çevre-bilim-kültür ve sanata saygılı, demokrasiyi, insan haklarını ve katılımcılığı içine sindirmiş yerel yöneticileri öne çıkarmalıyız… Belediyeleri;  sömürü düzeninin, kooperatifleri talanın, gericiliğin, tarikatların ve çevre tahribatının aracı, uygulama alanı olmaktan çıkaracak yerel yönetimlerin işbaşına gelmesi için,  enerjilerimizi ortaklaştırmak ve  bu konularda toplumu aydınlatmak  zorundayız.