İnsanımız sadece  bir konuya odaklanmaya zorlanıyor sanki... Sabah-akşam siyaset kotarılan bir ülke olduk. Bıkkın görünen;  - Gına geldi artık" diyen de görünmüyor etrafta.

         Bir sakız ki, hiç eskimiyor...  Aynı konular üzerinden gün dolduruluyor, aylar, yıllar hep aynı ortamda  gelip geçiyor.

         Siyasetçinin birbirini anlamama tutumu, birbirine saygı göstermeme inadı yüzünden içte de, dışta da huzur arıyoruz nicedir.

         Oysa, siyasetçi toplum önündeki davranış ve söyleminin örnek alınacağını herkesten çok bilmesi/önemsemesi gerekir. Çünkü, "seçilmişlik" sıfatını üzerinde taşıyan kim varsa; toplum önünde "örnek olmak" gibi bir sorumluluğu/dürüstlüğü üstlenmiş bir pozisyon/kimlik kazanmış oluyor.

         Ama öyle mi

         Kimi siyasetçi, -kendi siyasal çıkarı açısından- aklına geleni toplum önünde söylemekten gurur duyuyor manzarası var ortada... Sanılıyor ki; çok konuşmakla/sözle boş çuval dolacak... 

        Oysa, ne demiş eskiler: "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz"  diye... 

        Siyasetçi bunu kulağına küpe yapmalı önce... Ama ne yazık ki, çok konuşarak başarı arayan bir manzara var siyaset dünyasında...

                                                            ***

        Çocukluğumda ben de derelerde elimle ya da çitle tuzak kurup balık tutmayı çok severdim. Özellikle yaz mevsiminde o zamanın derelerinde hem balık vardı, hem de türü çoktu. Yanlış anlaşılmasın, benim balık avı merakım, tuttuğum/yakaladığım balıkları evdeki küçük akvaryumuma koymam, beslemem içindi.

         O zamanlar kimi yaştaşlarım da; akan suyun yukarı bölümünden  ezdikleri bir bitkiyi suya atıyor, böylece balıkları sarhoş ediyor, sonra onları bir bir yakalayıp alıp götürüyorlardı.

         Üzülüyordum ama ne yapabilirdim ki... Grup halinde zehirleyerek balık avlayıp, eve götürüyor, yiyorlardı.

         Siyaset böyle bir ortama çekilmemeli...

         Demokrasi ortak yaşam tarzı olup; kişisel çıkar düşüncelerine hapsedilmemeli...

         Görünen manzara o ki; demokrasi kültürünü geliştirecek hamleler bir türlü uygulamaya konulup gerçekleştirilemiyor.

         Nedeni?..

         Çünkü, "kaybetme korkusu" kimi siyasetçinin kimliğini teslim almış görünüyor.

         Siyasetçi, seçmenin önüne  "aydın bir kişi" kimlikliğiyle çıkıp, demokrasiyi anlatmalı/öğretmeli, oyuna talip olmalı. Böylece "seçimler demokrasi bayramı"na dönüşmeli.

         Bakınız o zaman nicedir yaşanan siyasal  -bence anlamsız/tutarsız- çekişmeler nasıl biter.

         Bunun için siyasetçiler, öncelikle demokrat düşüncelerle yeni bir seçim yasası yapmalılar.