Türk demokrasi tarihine renkli kişiliğiyle damga vuran Süleyman Demirel'in aramızdan ayrılışının üçüncü  yıldönümü hem siyaset, hem de medya dünyasında unutuldu.

Çok ayıp!.. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i 17 Haziran 2015 tarihinde yitirmiştik.

Siyaset dünyasının içine düştüğü ortamda Rahmetli Demirel'i anımsayan bir siyasetçinin çıkmaması çok düşündürücü...

Bugünkü siyasal çekişme ortamına bakıp "Kasap et derdinde, keçi can derdinde... demeyiniz.

Siyasete sıfır basamaktan başlayıp son basamağına değin yükselirken dişiyle, tırnağıyla önündeki duvarları aşan bir demokrasi abidesidir Süleyman Demirel...

Demokrasinin kesintiye uğradığı dönemlerde halkın oyu ile geldiği makamlardan sessizce çekilmeyi yanlış yorumlayanlar olabilir. 

Bu "gel-git"lerde demokrasi inancından hiç kopmadığını, bu konudaki inadını takdir ve tespit etmek durumundayız.

Küsmedi... Demokrasi için fedakarlıklara katlandı.

Kişisel saldırılara aldırış etmedi. Küsmedi.

Sabır anıtı gibi sessizliği tercih etti.

Başarıyı paylaşımda kişisellikten öte toplumsal övünüden yana oldu.

Hep mi başarılı oldu?

Demirel'in başarı ve noksanlarını/eksiklerini gerçek anlamda değerlendirmek için o dönemin koşullarını iyi bilmek, sağlıklı tahlil etmek gerekir öncelikle.

Demirel'in Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğu "geçiş dönemleri"nin  koşullarını hiç dikkate almadan O'na eleştiri yapanlar acaba ne denli haklılar.

***

Bizde yaşanan olaylar hakkında verilen kararlar; enine-boyuna düşünülmeden, sağduyu unutularak, biraz da öfkeye yenilerek verildiğine tarih sayfalarında rastlıyoruz.

Demirel'in siyasal yaşamında "Deniz Gezmiş ve arkadaşları" üzücü bir olay olarak yaşandı. Ancak, ne garip bir durumdur ki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarında Demirel'e AP'li bir Allah'ın kulu çıkıp;  "-Yanlış yapıyoruz. Tarih bizi af etmez" deme cesaretini  gösteremedi.

Şimdi bu idamlar, siyasal ve ideolojik bir saplantı olarak değerlendiriliyor.

Bu görüş/yargı; sadece Deniz Gezmiş olayı için değil, hemen hemen tüm idam olaylarında benzer bir saplantının yaşandığı görülür.

İdamlar, toplumsal yaşamın daha güzele, mutluluğa çıkan yolda umut olmamalı hiç bir zaman... 

***

Üç yıl önce yitirdiğimiz 12. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, -dilerdim- sağ olsaydı bugünkü siyasal çekişmenin özündeki birbirini karalamayı, birbirine hakaret etmeyi görseydi;  "- Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz!" derdi diye düşünüyorum.