tonyahaber @ hotmail.com

Teknolojiyi sevdim oldum olası…

Teknolojik gelişmelerden keyif aldım.

Takipçisi olsam da olmasam da teknoloji hep çekici geldi bana.

Bir dönemdeki inadım hariç…

2000’li yılların ilk yarısında cep telefonuna uzak durdum. Nereye gitsem, nerede bulunsam sabit telefonlara ulaşabildiğim günlerdi, cep telefonuna karşı direndim bir süre.

Sonra?

Sonra, teknoloji galip geldi.

Tuşlu telefonlardan, akıllı olanlara geçtim günü gelince.

“Akıllı olan telefon değil, benim…” esprisini yapmaktan da geri kalmadım.

Teknoloji sadece telefon mu? Yaşamamızı kolaylaştıran nice gelişmeler var. Ama, telefonla başladık söze.

Çünkü telefonun, hem de akıllı telefonun çiftçinin cebinde ne işi var?

Hem de internet paketi ile!...

Adam haklı!…

Hem çiftçi battı diyorsun hem de cebinde “marka” telefon taşıyorsun.

İşte böyle yakalanırsın!...

Çiftçi, bankaya kredi borcunu ödeyebiliyor mu?

Tarım Kredi Kooperatifine borcu ne alemde?

Mazot borcunu ödeyebilmiş mi?

Gübreye, ilaca ne kadar borcu birikmiş?

Traktörü kendinde mi hâlâ?

Besicilik yapabiliyor mu?

Sattığı süt gerçek fiyatını buluyor mu?

Yem, kepek, ot fiyatları ne alemde?

Bütün bunları görme, genç çiftçinin cebindeki telefonu yakala!…

Zehir hafiye mübarek!…

O telefondan devletçe aldığınız vergi ne kadar?

KDV’si, ÖİV’si, verginin de KDV’si…

Bedava olması gereken internet paketi kaç lira?

Vay çitçi kardeşim vay!...

Gördün mü ne büyük suç işledin... Marka telefonu gömleğin cebine, kalbinin üstün koyup hesap sorarsın, öyle mi?

İşte böyle yakalanırsın…

Aklını başına topla!…

***

Şu Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ile öğretim üyeleri de rahat durmuyor.

İşte rektör atanmış okulunuzun başına. Rektörsüz kalsaydınız daha mı iyiydi?

12 Eylül faşizminin kol gezdiği yıllardı…

1402’liklerin YÖK marifetiyle üniversitelerden uzaklaştırıldığını anımsıyor musunuz? Sarı öküzü, YÖK kurulduğunda vermiştiniz.

Adaylar arasından altı tanesini YÖK’e göndereceksiniz, YÖK de onların arasından üç tanesini Cumhurbaşkanının onayına  sunacak.

Şansınıza, altıncı sıradaki de rektör olursa halinize şükredin…

Öğretim üyeleri yıllarca kuzu kuzu gidip oy kullanmadı mı?

Seçtikleri değil de seçmedikleri aday başlarına rektör olunca gidip tebrik etmediler mi?

Şimdi, sadece Boğaziçi öğrencileri, Boğaziçi öğretim üyelerinin direnişi yetmez. Öteki üniversitelerin öğretim üyeleri rahatınız yerinizde, değil mi?

Bir gün sıra size gelince ayağa kalkacak kimseyi bulamayacaksınız.

Yöneticinizi seçmeyi siz beceremiyorsanız, okur yazar olmayan yurttaştan demokrasiyi kurmasını nasıl beklersiniz?…

***

“Gel bakalım Muharrem!” dedi ve Muharrem İnce’yi Cumhurbaşkanı adayı gösterdi Kemal Bey.

Cumhurbaşkanı adayı olunca, Kemal Bey’in karşısına çıkmayacağını söyleyen de Muharrem Bey idi…

Muharrem Bey, gençlik kollarından başlayarak partiye hizmet ettiğini belirtiyor sık sık.

E doğru!...

Doğru da…

Bu parti size neler verdi:

Kaç dönem CHP’den milletvekili seçildiniz?

Kaç dönem grup başkan vekili olarak görev yaptınız?

Milyonlarca insanın, seçimde harcayın diye hesabınıza para yatırmasını bir yana bırakıyorum.

Bir genel başkan olamadınız?

Onda da sizin aceleciliğinizi unutmamak gerekir…

Peki!...

Yalova’nın Elmalı Köyü’nde birinci geldiniz mi?

Önce Elmalı’yı halledin.

Sonra “Memleket”e sıra gelir…