çekin ellerinizi üstümüzden

biz nasırlarımızla da

okşamayı biliriz

yarin gül yanağını

ve miğferlerin içine

çiçekler ekerek

koyarız pencerenimizin önüne

 

çekin ellerinizi üstümüzden

kara tahta başında

savaş politikalarını değil

barışı öğretsin öğretmenler

 

siz olmazsanız eğer

tankları söküp parça parça

fabrikalarımıza makine

tarlamıza traktör yaparız

 

çekin ellerinizi üstümüzden

siz olmazsanız

gül döker tayyareler

çorak tarlalarımıza

ve delikanlılarımız

niçin olduğunu bilmeden

nöbet tutarak sabahlamaz

bir mavzerin başında

 

çekin ellerinizi üstümüzden

bırakın yıkayalım

gelinlerin duvağındaki

feodal kan lekesini

ve ata bindiğinde kızlarımız

yavuklusuna giderken

"ya nasip!" demesin

 

 

 

 

 

 

çekin ellerinizi üstümüzden

kuzular kurtsuz yayılsın

memleketimin yaylalarında

çobanın kavalında türkü

ve radyasyonsuz akan

çeşmeler kuralım yollara

 

siz olmazsanız

bilin ki çocuklar

nehirler gibi akar bilim denizinee

yeniden ve baştan

kurulur dünyanın

paslı zembereği

ve kurulan kardeş sofrasında

paylaşırken ekmeği

rüzgarımızda barut kokusunun

kalmayacak yeri

 

çekin ellerinizi üstümüzden

daha fazla dünyayı kirletmeden

adı kalksın savaşın

yerine barış dolsun

alnına kızıl bantları

toka yapan kızlarımızın

yüreğinde aşk olsun

ve güneş ayakkabılarını bağlasın

kapımızın önünde

 

çekin ellerinizi

iğrenç kokuyor parmaklarınız

ve gülümseyen ağzınızda yalan

dişlerinizin arasından

durmadan sızan kan

 

en iyisi

kalkın gidin bu dünyadan

kalksın sınırlardaki tel örgüler

bütün dünya olsun VATAN!