Kimileri “güç zehirlenmesi”, kimileri “akıl tutulması” dese de her ikisinin de içinde bulunduğu “bilgi, düşünce, kültür yoksunluğundan doğan on yedi yıllık bir dil disiplinsizliği, hazımsızlığı ve şımarıklığı Demokles’in kılıcı gibi başımızın üstünde sallanıp durmaktadır.

Her sözde bir kibir, tehdit, şantaj, her sözde bir suçlama, aşağılama, hakaret, her davranışta bir kendini büyük görme…,böbürlenme.

Arkalarına dini almışlar, AB’den sorumlu bakanı “Bakara, makara” diye dini kutsallarımızla dalga geçti, hesabı sorulmadı. Liderleri için “Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde topluyor”, “…Erdoğan’a dokunmak ibadettir”, “Erdoğan için her gün iki rekat şükür namazı kılıyorum” diyen vekillere Diyanet hiçbir açıklamada yapmadığı gibi Sayın Erdoğan da “siz ne yapıyorsunuz, neler söylüyorsunuz” diye bir serzenişte dahi bulunmadı. Halka, “şeyin tirene baktığı gibi bakıyorlar” diyen vekili mi söyleyeyim, “bir defa ile bir şey olmaz” diyen bakanı mı, “ananı da al git” diyen başbakanı mı? Ne demek “zamanı geçmiş ilaçları toplayıp halka bedava dağıtacağız”? Bu cehaletin, sahip oldukları parti tarafından eleştirildiğini, kınandığını, “yanlış konuşulduğunu, böyle konuşmanın halkı enayi yerine koymak olduğunu” söyleyeni, uyaranı duymadım, görmedim. / Kuldan utanmıyorsanız, bari Allah’tan utanınız.

Her fırsatta kimi belediye başkanları, adının önünde prof bulunan kimi hocalar, ya da vali, kaymakam gibi devlet memurları sanki işleriymiş gibi “yalan yanlış fetvalar” veriyor, ahkam kesiyorlar, ama karşılarına, bunların “hesabını soran bir Diyanet, bir Molla Kasım” çıkmıyor.

Mesleklerinin dışında kitap okumayan, edebiyatla, romanla, şiirle, dille, kültürle, felsefe ile ilgilenmeyen, dilin matematiksel dokusunu kavrayamayan, “şeyhlerin, tarikatların, cemaatlerin” elinde yetişen bu insanlar sözün ne olduğunu, nereye gittiğini, mecazlarını, imgelerini bilmiyorlar. Eleştirildiklerinde “sözüm cımbızlandı”, “montaj”, ya da “sözün-yazının bütünü göz önüne alınmadı, yanlış anlaşıldı” ya sığınıyorlar. Çoğunda da yalan konuşuyorlar, iftira atıyorlar, sözün arkasında durmuyorlar, çıkarları için sözlerini yalanlıyorlar.

Yaptıkları, söyledikleri hiçbir hakaretin, aşağılamanın, tehdidin hiçbir yasa, hiçbir yargıç, hiçbir savcı ve yargı tarafından huzura çağırılıp yargılaması, sorgulaması yapılmıyor. Ama onlar cehaletin verdiği şımarıklıkla hakaret etmeye, tehditler savurmaya, aşağılamaya devam ediyorlar. Savcılar üç maymunları oynuyor, harekete geçmiyorlar.

Her türlü vurgunu, soygunu, yolsuzluğu yapıyorlar, her türlü ahlaksızlığı, rezalet çıkarıyorlar, her fırsatta tacizcinin, mütecavizin yanında yer alıyorlar. Bakıyorsunuz “davalar, iddianameler, mahkemeler” yıldırım hızıyla çalışıyor; bir günde dava açılıyor, iddianame okunuyor, dava sonuçlanıyor. Oysa kimilerinin “suçları saptanmadan” tutukluluk halleri aylarca sürüyor; iddianameleri hazırlanıp, mahkeme önüne çıkarılmıyorlar.

Çoğu ağzını açtığında etrafına, kötülük, iğrençlik, iftira ve düzeysizlik saçıyor. Gazete ve televizyonların %95’ini ellerinde bulundurdukları için yıllardır yineledikleri yalanlarını sıralamaktan bıkmıyorlar, usanmıyorlar. Halka yalandan bir dünya kurup inandırmaya çalışıyor, halkı afyon yutmuşa döndürüyorlar.

O kadar şımardılar ki, demokrasi, hak, hukuk, yasa, adalet salt onlar için var, başkaları için yok ve çalışmıyor. Her yaptıkları, söyledikleri yanlarında kar kalıyor. Şımarıklıkta o kadar ileri gidiyorlar ki, yıllar önce açılmış üniversiteleri, hava limanlarını, hele hele de Bedrettin Dalan’ın “gözlerim gibi yapacağım” dediği Haliç’i “ben temizledim” demekten çekinmiyorlar.

Yalanı, iftirayı sanata dönüştürüyorlar. Kılıçları üstüne kılıç tanımıyorlar. Ar, utanma, hicap duymayışları, yüzlerinin kızarmayışı, gösterdikleri pişkinlik “ya sabır” çekmekten başka yol bırakmıyor. Ama bir gün bu halk, “ne oluyor, ne bitiyor” un hesabını soracaktır.

Okumayan, incelemeyen, araştırmayan, öğrenmeyen, düşünmeyen, “şeyhinin” anlattıklarıyla dünyalarını, beyinlerini sınırlayan bu insanlardan yalandan, iftiradan, yasa ve kural tanımazlık ve şımarıklıktan başka ne beklenir ki?

Barış ve esenlik dileklerimle, sevgiyle kalınız…