Çaycuma merkezindeki iki camiden Eski Cami diye bilineni (şimdi 50.Yıl Camisi),   Rum Beyoğulları’ndan Hacı Ali Bey, şimdiki yerinde yaptırır. Bu caminin kapısı üzerinde 1235 / 1819-20 tarihini gösteren yazılı bir mermer levha vardı. Caminin vakfiyesi olarak  karşısına birkaç dükkan ilave edilir.

Çaycuma’da Köktürk soyadını taşıyan ve diğer halk tarafından “Beyler”, “Rumbeyler” veya “Rum Beyoğulları” diye anılan topluluk, bölgeye Bolu taraflarından geldiklerini belirtirler. “Çaycuma’nın ilk yerlileri” olduklarını öne süren Rum Beyoğulları, kendilerinin Çaycuma’nın ilk yerleşenleri olduklarını öne sürerler.

Beyler, Beyler Köyü, Beyler Mahallesi”, adlarıyla anılan yer, istasyona giderken Çarşı’nın 6-700 metre aşağısında, giderken yolun sağ tarafında, Filyos Çayı kenarındaki arazidir. Bu yerleşim yerinde Köktürkler’den başka, Dereli ve Özcan soyadını taşıyan aileler de vardır. Ancak, mahallenin  büyük nüfusu Köktürkler’den oluşur. Köktürkler’in erkeklerine küçük yaştan itibaren “Bey” diye hitap edilir: Ahmet Bey, Mehmet Bey gibi. Bu geçmişten gelen ailesel bir gelenektir. Rum Beyoğulları,  “Köktürk” soyadını, soyadı kanunu ile almışlardır.

ÇAYCUMA’YA İLK YERLEŞENLER

Mahmut Köktürk’e (1895-1978)-(1967’li yıllarda Beyler’in en yaşlı kişisi) göre : “Çaycuma Rum diyarı iken bu bölgeyi ıslah için gelen ataları Gazi Mehmet Paşa Rumları sindirmiş. Üç oğlunu Çaycuma, Beycuma ve Mengen’e Bey olarak yerleştirmiştir. Gazi Mehmet Paşa daha sonra Belgrat’ta şehit olmuş ve oraya gömülmüştür.

Bizim ahfadımız Bolu taraflarından gelip buraya yerleşmiş. Çaycuma’ya ilk yerleşenler bizim Rumbeyoğulları’dır.  Oturduğumuz yere “Beyler mahallesi” yahut da  “Beyler köyü” deniyor. Irmak  yanından  Nadır deresi çevresine doğru  birçok tarlalar, araziler bu Köktürkler üzerine kayıtlı.” (1967 Tez çalışması). Mahmut Köktürk’ün söylediklerinin bu ikinci bölümü Çaycuma’daki yerleşim için büyük önem taşımaktadır.

Mahmut Köktürk, sanırım kendinden önceki büyüklerinden dinlediklerini anlatmıştı. Ancak, “Çaycuma’nın Rum diyarı” olması uzak bir ihtimaldi. Çünkü ulaşabildiğimiz belgelerde böyle bir bilgi ve kayıt yoktu.1915-16 Bolu Salnamesine göre Çarşamba’da; 12.000 Türk, 370 Rum, 34 Ermeni vardır.

M.Köktürk’ün sözünü ettiği Gazi Mehmet Paşa’nın adı, tarihsel kayıtlarda görülüyor ancak, “Prizren'de-Gazi Mehmet Paşa Külliyesi-Belgesel- Youtube” adlı belgeselde;  Sicil-i Osmani, Prizren(Kosova) tarihçileri ve Hacı Mehmet Tahir Efendi Menakıpnamesi’nde verilen bilgilere baktığımızda, Gazi Mehmet Paşa’nın Batı Karadeniz’e, özelinde Çarşamba ve çevresine geldiği hakkında herhangi bir bilgi göremiyoruz.

 1967’de Mahmut Köktürk’ün “Gazi Mehmet Paşa üç oğlunu  Çaycuma, Beycuma ve Mengen’e bey olarak yerleştirmiştir” cümlesi ilgi çekici idi. Çünkü bu üç yerleşimde de “Köktürk” soyadını taşıyanlar var. Tarihçi Mehmet Köktürk’ün “550 Yıllık Aile” kitabında;  “1690 yılında Rumbeyzade Ahmet Bey’in oğullarını Filyos’a, Mengen’e ve Beycuma-Beylik’e yerleştirdiği” bilgisine  baktığımızda, konunun sözlü anlatımında, değişik zaman dilimlerinde kuşaktan kuşağa geçerken, olayların ve kişilerin birbirine karıştırılmış olduğu görülebiliyor.

Üniversite Bitirme Tezi çalışması yaptığım 1967’de, Türk Dili Bölümü Kürsü Başkanı Prof.Dr.Hasan Eren’in selamıyla, İçişleri Bakanlığı İller Genel Müdürlüğü’nde görevli İbrahim Kuday ile görüşmüştüm. “Bakanlık arşivinde aradığımı bulamayacağımı” söylemişti. İçişleri Bakanlığı İller Genel Müdürlüğü Arşivi, Zonguldak İdari Coğrafyası Dosyası No:63’de yaptığımız incelemede de bir bilgi elde edilememişti.

RUM MEHMET PAŞA

Köktürkler’in ataları olarak kabul ettikleri Rum Mehmet Paşa, Fatih Sultan Mehmet devrinde 1466-1469 yılları arasında sadrazamlık yapmış olan Osmanlı devlet adamıdır. Adına Üsküdar’da Rum Mehmet Paşa Camisi ve Türbesi  vardır. Meza rı da bu türbededir.

 

Fatih Sultan Mehmet döneminde Rum Mehmet Paşa, Karamanoğlu Beyliği’ni tamamen Osmanlı topraklarına katar. Bu sefer sırasında Fatih Sultan Mehmet’in, “taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayasın" emriyle, çok kan dökülür, ancak bu şekilde Karamanoğlu Beyliği’nin ortadan kaldırıldığı tarihi kayıtlarda görülüyor.

Rum Mehmet Paşa’nın, devlet gelirlerini arttırmak amacıyla;  “Özellikle Rum ailelere de maden dahil çeşitli yerüstü kaynaklarının, vergilerinin iltizama (kiraya) verilmesini ve bu sayede devlet gelirlerinin toplanmasında verimin ve artışın olabileceğini” belirttiği ve bu konuda II.Mehmed'i ikna ettiği de kayıtlarda yer alıyor.

Bolu vilayeti 1324 yılından itibaren 1692 senesine kadar Sancak Beyleri tarafından idare edilmiştir. Bu beylerden birinin adı  Rumbeyzade Osman Bey, diğeri Rumbeyzade Behram Bey’dir.

İZZET MEHMET PAŞA

I.Abdülhamit devrinde(1774-1789) Bolulu İzzet Mehmet Paşa adlı bir vezir vardır. Rum Mehmet Paşa torunlarından olan Hüseyin Bey’in oğludur. 1136 H. - 1723 M. tarihinde Bolu merkez kazasının Çarşamba nahiyesi Beylik (Beycuma) köyünde doğan İzzet Mehmet Paşa’nın babası Hüseyin Bey, Rumbeyzade Ahmet Bey’in oğludur. İzzet Mehmet Bey, genç yaşlarda (yirmili yaşlarda) İstanbul’a gider, okuması-yazması sayesinde küçük memuriyetlerden sadrazamlığa kadar yükselir.  Bu vezir iki defa sadrazam (başvekil) olmuştur.  “İzzet Mehmet Paşa,  Rum Mehmet Paşa torunlarındandır”. (M.Zekai Konrapa- Bolu Tarihi-Shf.316-Bolu- 1950)

             İzzet Mehmet Paşa son sadaretinde yönetim zafiyeti göstermesi nedeniyle padişah fermanı ile Filibe'ye gönderilmiş, burada dört buçuk ay oturmuş ve 1197 Safer - 1783 Ocak'ta vezirliği devam ettirilerek Semendire sancağıyla Belgrad muhafızlığına gönderilmiş ve 1198 Rebi-ül evvel - 1784 Ocak veya Şubat'ta burada (Belgrad) ansızın vefat etmiştir.

 DİYAR-I RUM = ANADOLU

Diyar- Rum : Rum Ülkesi veya Rum Bölgesi anlamında kullanılır. Buradaki “Rum”  sözünden kasıt, “Rum” soyundan gelme anlamında değil, genel olarak Anadolu’da yaşayan hristiyan “Doğu Roma” veya “Doğu Romalı” anlamındadır. Roma İmparatorluğu MS.395’de Batı Roma ve Doğu Roma olarak ikiye ayrılır. Doğu Roma İmparatorluğu, Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u zaptetmesiyle Osmanlı devletine geçer.

Anadolu'ya egemen olan Türkler’in de Anadolu için “Diyar-ı Rum”  kendilerine de “Rum” ya da “Rumi”, dedikleri görülür.  Anadolu Selçuklu Devleti, Rum Selçuklu Sultanlığı adıyla da anılır, (Arapça: el-Salācika el-Rūm; Farsça: Selcūkiyân-i Rūm; Rum Selçukluları) . Osmanlı padişahlarından ilk defa Yıldırım Beyazıd, “Sultan-i İklim-i Rum" (Anadolu  ülkesi Sultanı) ünvanını kullanmıştır.Bu ünvan Abbasi halifesi  I. Mütevekkil tarafından I. Bayezid (Yıldırım)' a verilmiştir.

Tarihçilerin Anadolu Selçukluları dediği devletin, o zamanki diğer adının da “Rum Selçukluları” olduğu kayıtlarda görülür. Özetle, Anadolu “Diyar-ı Rum”,  orada oturanlar da “Rum”  veya  “Rumi” olarak adlandırılmışlardır. En önemli örnek “Mevlana Celaleddin-i Rumi”dir ki, aslında “Anadolulu Mevlana Celaleddin” anlamına gelmektedir. Bu örneklerden anladığımız “Rum” sözünün, “Anadolu’da oturan, yaşayan” anlamları taşıdığıdır.

 RUM MEHMET PAŞA TORUNU

               “Bolu Tarihi” yazarı M.Zekai Konrapa, “Rum Mehmet Paşa torunlarından İzzet Mehmet Paşa’nın Çarşamba nahiyesi Beylik köyünde M.1723’de doğduğunu” kesin bilgi olarak verirken (Bolu Tarihi-1950, syf. 316- Bolu), 300 yıl kadar önce tarihteki yerini aldığı görülen Rum Mehmet Paşa’nın, “Saray’a alınıp yetiştirildiği ve sadrazamlığa kadar yükseldiği” bilgisinin yanında, bazı kaynaklarda verilen “İstanbul yerlisi Rum bir ailenin çocuğu olduğu” bilgilerinin ise çelişkili olduğu açıkça görülüyor. Osmanlı tarihçileri de bu konuda farklı bilgiler vermektedir.

550 YILLIK  BİR AİLE

550 Yıllık Bir Aile ” kitabının yazarı Tarihçi Mehmet Köktürk, mensubu olduğu aile hakkında şu bilgileri verir: "Kökümüz İstanbul'un fethini gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet'in sadrazamı Rum Mehmet Paşa'dan başlamaktadır. Rum Mehmet Paşa'dan 6 göbek sonra 1774 yılında 1. Abdülhamit'in sadrazamı İzzet Mehmet Paşa gelmektedir. 1598 yılında Rum Beyzade Osman Bey Bolu Sancak Beyliği yapmış ve ardından 1780 yılında Rum Beyzade Behram Bey yine Bolu'nun Sancak Beyliği'ni yapmıştır.

1690 Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu “bölgenin vergi toplama ve yönetimini sağlamak” için Rumbeyzade Ahmet Bey'in oğulları:

Rum Beyzade Hüseyin Bey Beycuma Yukarı Beyliği'ne,

Rum Beyzade Nuri Bey Mengen Beyliği'ne,

Rum Beyzade Abdurrahman Bey de Filyos Hisarönü Beyliği'ne gönderilmiştir.

Bu beyler o dönemde bulundukları bölgede yerli halkın yönetimini sağlayarak bölgede cami, çeşme ve köy odaları yapmışlardır. Bizim kökümüz bu “Beyler”den gelmektedir."

Tarihçi Mehmet Köktürk’ün saptamasıyla; Rumbeyzade Hüseyin Bey > üç oğlundan İzzet Mehmet Bey (D.1723-Ölm.1784) (Paşa-Sadrazam) > oğlu Mehmet Sait Bey > oğlu Mehmet Ataullah Bey > oğlu  Rumbeyzade Mustafa Bey (Çaycuma Rumbeyler’in kurucusu). Tahmini tarih: İzzet Mehmet Bey’den iki kuşak sonrası olduğuna göre 1800’lü yılların ortaları olabilir. Diğer kardeş Ali Bey, Beycuma-Aşağı Beylik, öbürü Abdurrahman Bey de Filyos kurucusu oluyor. Rumbeyzade Hüseyin Bey’in oğulları Mengen-Beycuma ve Filyos’a Tarihçi Mehmet Köktürk’e göre “1840’lı yıllar”da gelmiş olmalılar.

Mehmet Ataullah Bey’in oğlu  Rumbeyzade Mustafa Bey’e, Çarşamba’da  görev verildiğinde, yörede yaşamakta olan, tarım arazilerini ekip biçen köylülerin, merkezde de birkaç binanın olması da ihtimal dahilindedir. Çünkü vergi toplama işi vardır. Mustafa Bey, civar köylerden gelip Çarşamba’ya yerleşmek isteyen halka destek olur. Savaşlar sonucunda Kafkaslar’dan, Rumeli’den, Balkanlar’dan, Anadolu içlerinden gelen göçmenleri, Kdz Ereğli ve Bartın limanına gelenlerden yöreye gönderilenleri Çarşamba/Çaycuma ve çevresine yerleşmelerine yardımcı olur. Mustafa Bey görevini İstanbul’dan gelen yeni görevlilere devrettikten sonra, Çarşamba’ya yerleşir, ailece hayatını burada sürdürür. (Mehmet Köktürk-500 Yıllık Aile)