“Der-Nahiye-i Hızırbegeli’

an kaza-yı Devrek’ an- kaza-yı Çarşamba”

Çarşamba/Çaycuma’nın geçmişine doğru baktığımızda 16.yüzyıl başlarına kadar gitmemiz gerekiyor. 15–16. yüzyıllardaki kayıtlarda şimdiki Çaycuma’nın da içinde bulunduğu bölge, “Hızırbey İli” diye anılır. Hızır Bey, Orhan Gazi’nin, namdar komutanı Konuralp’e bağlı bölgede değerli bir askerdir. Bolu ve çevresi fethinde başarılı hizmetleri olmuştur. Hızır Bey’in aldığı bölge “Hızır Bey İli” diye adlandırılır. “Hızır Bey İli” Osmanlı Tahrir Defterlerinde “Hızır-Bey-İli Ceharşembe dahi derler” diye de geçer.

Hızır Bey ilinin sınırları, tam olarak belirli değildir. Kayıtlarda “vergi gelirlerinin toplandığı yerler” anlamında kullanılmıştır. Osmanlı kayıtlarında “Çiharşembe /Çarşamba” denilen yerin de tam olarak sınırları belirli değildir. Bugünkü Çaycuma’nın yayıldığı alanı kapsadığı kuvvetle muhtemeldir.

Hızırbey İli kayıtlara göre; Mengen, Dirgene, Yılanluca, Devrek, Beycuma, Çarşamba, Filyos ve Türkeri (Türkali), Çatalağzı bölgelerine kadar uzanır. Çarşamba için 16. yüzyıldan sonra “kaza” tabiri kullanılmış ise de bundan bir idari ünite anlamı çıkarılmamalıdır. Bu kasabaların çoğu, idari bölümleri gösteren Tahrir Defterlerinde “nahiye” diye tanımlanmaktadır. Burada “kaza” kelimesi bir “kadı veya kadı naibinin mıntıkası” anlamında kullanılmıştır. İdari değil, mali yönden “vergi toplama” adlandırmasıdır.

En Eski Belge

Hızır Bey ili ve Çarşamba ile ilgili en eski belge Fatih Devri’ne ait bir Tahrir defteridir. Bazı sayfaları olmayan defterin kalan sayfalarında, Hızır Bey İli’ne bağlı bazı köylerin tımarları yazılıdır. Fatih Devrine ait bu Tahrir defterini tarihlendirmek birkaç yerde geçen der kenarlar(kenar notları) ile mümkün olmuştur. Çarşamba bölgesindeki bazı tımar sahiplerinin yerleri ve adları yazılıdır.

1.Belge: H-885/M.1480 Yılı: Mezra’a-yı İsa ve ma’ruf der - divan-ı Türkeri (Türkali) tabi-i Hızır- begeli tımar-ı mezkur ez - bazdaran-ı mensüh Hamza veled-i İzettin çift, Hoca veled-i Salih çift, İlyas veled-i o bennak, Yusuf veled-i Abdullah bennak , sahib-i tımar elinde çift…devam ediyor. --İsa ve Ma’ruf mezraası Hızır begeli (Hızır bey ili) bağlı Türkeri (Türkali) Divanında adı geçen tımar neshedilmiş (kaldırılmış) bazdar (avcı kuş yetiştiren) tımarıdır. İzettin oğlu Hazma çift (Bir çiftlik miktarı yer), Salih oğlu Hoca çift (Bir çiftlik miktarı yer) Salih oğlu İlyas bennak (arazisi olmayan evli) Abdullah oğlu Yusuf bennak tımar sahibinin elinde çift (Bir çiftlik miktarı yer).

2.Belge : H.935/M.1519 yılı.Çölmekçi divanında Orhan Fakih‘in atası yerin merhûm Emîr Süleyman Çelebi mezkûr Orhan Fakih’e vakf-ı evlâd kıldım deyü hükm-i humâyûn virmiş.Bunun vakfiyyetin caiz görüb ulemâ-i mâzi kitab-ı şer’i dahi virmişler. Bunun üzerine Hızır Bey-İli kadısı Mevlânâ Sinan ve cemâ’at-i kesîre şahâdet etdiler, mezkûr Orhan Fakih ve karındaşı Hacı Yunus Fakih mutasarrıflardır. Dede Bey defteri sûreti bu. Hâliyen Hızır Bey-İli kadısı mahal deyü i’lam etdüğü sebebden Pâdişâhımız berâtıyla Abdi Fakih mutasarrıfdır. 5 muddluk yerdir, be-mudd-i vilâyeti mezkûre Dede Bey defterinde mensûh. Dayı defterinde yok. Berâtdan gayrı temessük yok. Eski defter sûreti bu.

Ba’dehu mezkûr Abdi Fakih fevt olub vakf-ı mezkûr Çehârşenbe kadısı arzıyla oğlu Şa’ban’a sadaka olunmuş. Elinde Pâdişâhımız (e’azzallahü-ensârehu) Hazretleriniñ berât-ı hümâyûnu var. Ammâ berâtda Abdi Fakih denilmemiş, Abdülvehhâb kaydolunmuş.(Hâsıl: 134)

3.Belge: H.935/M.1519 Horcanus divanında bir çiftlik yeri Mevlânâ Hayreddin vakfiyyet üzerine tasarruf idegelmiş. Pâdişâhımız dahi müsellem dutub mezkûr Mevlânâ Hayreddin oğlancuğu Abdurrahman’a hükm-i hümâyûn virmiş. El-hâletü hâzihi mutasarrıfdır. Deftere mestûr oldu. Eski defterler sûreti bu.

Hâliyen İsa Fakih mutasarrıf, Sultan Mehmed Han berâtıyla Ba’de’l-arz Pâdişâhımız hükm-i hümâyûnun arz eyledi. Hâliyen Pâdişâhımız (azze-nasruhü) berâtıyla Mevlânâ İsa Kadı mutasarrıfdır. Elinde merhûm Hüdâvendigâr berâtı dahi var. Dede Bey’de mensûh. Eski defterler sûreti bu.

Ba’dehü vakf-ı mezkûru Pirî Fakih veled-i Mevlânâ İsa Fakih berât-I hümâyûnla mutasarrıf iken fevt olub vakf-ı mezkûr mahlûl kalub Mevlânâ Çehârşenbe kadısı arzıyla Mehmed Fakih nâm kimesneye sadaka olunmuş. Elinde Pâdişâhımız Hazretleriniñ berât-ı hümâyûnu var. Görülüb, deftere kaydolundu. Berâtda Gün-yüzü nâm divanda bir kıt’a yer deyü kaydolunmuş. (Sadi UYAR: Tarihi Bakımdan Çaycuma -Belgeler-Kaynaklar 16.yy-19.yyıl-(Çaycuma Belediyesi Tarih ve Kültür Hizmeti-2008)

Birinci belgenin önemi, 1480 tarihinde Hızır Bey ili ve Çarşamba’ya bağlı Türkeri (Türkali) divanı ile ilgili bir vergilendirme belgesi olmasıdır. Bu tarihte Hızır Bey İli ve bu coğrafya içindeki Çarşamba’nın varlığını gösteren bir tarihsel kayıt olarak kabul edilmesidir. İkinci ve Üçüncü belgeler ise H.935/M.1519 yılı Tapu Tahrir Defteri kaydıdır.

Hızır Bey ili ve Çarşamba

1519 Yılına ait Tapu Tahrir Defterlerinde Çarşamba ile ilgili kısımlar, “Hızır Bey İlinde” diye geçer. Hızır Bey ili, bölge itibarıyla Devrek’i de içine alır. Hızır Bey İli; bugün Zonguldak merkez ilçe ile Devrek ve Çaycuma ilçesinin bulunduğu coğrafi sahayı içine almakta, Çatalağzı yöresine kadar uzanmaktadır. Defterdeki ifadelere göre Hızır Bey ili adı, Çarşamba ve Devrek ile beraber geçmektedir. Ancak her iki Tahrir Defterinde de “Hızır Bey ili” ve “Çarşamba” adlarıyla bir “yerleşim merkezi” gösterilmemiştir. Bu tanımlamalara göre Hızırbegeli nahiyesi, Devrek ve Çarşamba adlarıyla iki kazaya taksim edilmiştir. Bu kazalar idari yönden Bolu Livasına bağlıdırlar.

1519 Tahrir Defterine göre: Hızırbey ili’ne 52 köy, 9 mezra bağlıdır. Köyler: Hızırbegeli: 19 köy, Çarşamba: 20 köy, Devrek:12 köy.

Hızır Bey ili İdari Teşkilatında Çarşamba

1:Evkaf Defteri M.C B/15,v,la 1519 yılları: Der-Nahiye-i Hızırbegeli‘an kaza-yı Devrek’ an- kaza-yı Çarşamba: Burada “Nahiye” bölge anlamında kullanmış. İdari yönden Hızırbey iline bağlı Devrek ve Çarşamba, mali yönden beraber yönetilir.

2:K.K Tapu Defterleri 547 no,v,188b 1568 yılları: Nahiye-i Hızırbegeli maa Devrek ve Çarşamba : Burada da “Nahiye” bölge anlamında kullanmış. Bölgeyi kaplayan Hızırbey ili’nden Devrek ve Çarşamba ’ya kadar.

3:K.K Tapu defterleri 19 no v,35a 1568–1572 yılları: Nahiye-i Hızırbegeli maa Çarşamba. Burada Nahiye, Bölge anlamında kullanmış. Hızırbey ili bölgesine bağlı Çarşamba ile beraber. (Sadi UYAR: Tarihi Bakımdan Çaycuma -Belgeler-Kaynaklar 16.yy-19.yyıl-(Çaycuma Belediyesi Tarih ve Kültür Hizmeti-2008)

- Bolu Livası Kanunu

Bolu Sancağı XVI. yüzyılda Anadolu eyaletine bağlıydı. 1519 tarihinde Sancak, merkezden başka Çağa, Kıbrıs, Mengen, Gerede, Viranşehir, Taraklu, Borlu, Yenice, Yedi Divan, Ulus ve Amasra, Oniki Divan, Hızır Bey ili, Ereğli, Konurapa ve Mudurnu kazaları ile Dodurga nahiyesinden teşekkül etmekteydi. (Yedi Divan: Pencşenbe/Perşembe bölgesi)

XVI. yüzyılın ikinci yarısında Bolu Sancağı on altı idarî birime ayrılmıştı. Bunlar: merkez nahiye, Çağa, Mengen, Gerede, Viranşehir, Taraklu, Borlu, Ulus ve Amasra, Oniki Divan, Yedi Divan, Yenice, Hızır Bey ili ve Çarşamba, Bendereğli, Konurapa, Dodurga, Mudurnu ve Kıbrıs nahiyeleridir. XVII. yüzyılda ise Bolu sancağının kazaları daha da artarak, otuzu geçmiştir. 1692 yılına kadar Anadolu eyaleti içerisinde yer alan Sancak bu tarihten itibaren 1811’e kadar “Voyvodalık” ile idare edilmeye başlanır.

Aynı tarihlerde (1519) hazırlanan “Bolu Livası Kanunu”nda Devrek ve Çarşamba (Çaycuma) da kurulan pazarlar ile ilgili bölüm ilgi çekicidir. Kanunun 26. maddesinde satılan ürünlerden ne kadar verg i alınacağı belirtilmiştir:

Hızırbey ili Devrek ve Çarşamba kazalarında; Esir satılsa tarafeynden sekiz akça alınur. At ve katır satılsa iki tarafdan dört akça alınur. Sığır satılsa iki akça alınur. Koyun ayakdan satılsa iki koyuna, bir akça ve eger boğazlanup satılsa dört koyuna, bir akça alınur. Sığır göni satılsa yarım akça alınur. Tuz ve koz ve kil ve kestane ve sabun ve keten ve meyve satılsa her yükden bir akça alınur, amma ayakdan satmayup döküp satsa sergi pulı deyu yarım akça alınur ve ba’zi cinsden rubu pul alınur ve bezzaz ta’ifesinden kendü mülk dükkanında otursa nesne alınmaz. Mülk dükkanında oturmayanlardan dükkan başına rubu pul alınur. Buğday ve sa’ir hububat satılsa mudda bir kile alınur. Panbuk yükinden iki akça alınur…” (Kenan Taş-Bolu Sancağı-Post Yayınevi-2017-İstanbul)

Bolu Beyine ve Devrek Kadısına Emr-i âlî “Hür olanların bey’edilmemesine ve teferruatına dair” (Zilkade 967= M.1560) (hür kişilerin esir pazarında esir olarak satılmamaları ve ayrıntılarına dair) (M.Zekai Konrapa-Bolu Tarihi-1950)

Konrapa’nın kitabında başka örnekler de var. Deniz kenti olan Filyos’a çeşitli ülkelerden gelen gemilerdeki “Esir Tüccarları”nın “esir ticareti” yaptıkları yukarıdaki “emr-i âli”den de anlaşılıyor.

Filyos’a yakın yerlerde bulunan Çarşanba, Tefen ve Devrek’te kurulan pazarlara kadar da esir ticaretinin yayıldığı görülür. Devlet görevlileri ise, bu pazarlarda yapılan her türlü (kadın-erkek esir, koyun, inek, katır, at, hayvan derisi, hububat) satışından çeşitli oranlarda akça türünden vergi almaktadır. Yukarıdaki emirname, esir ticaretine yasak getirmiyor, sadece “hür/özgür kişilerin alım-satımının yapılmamasını” istiyor.