Geleneksel Çaycumalılar Buluşuyor 4. Etkinliği, her yıl olduğu gibi bu yıl da kalabalık bir katılımla gerçekleşti ve düş dünyamıza sakladığımız güzel anlamlı anılar biriktirmemizi sağladı. Ben Devrek’ten eşimle gelerek ancak Müze Ev önünde katılabildim gruba. Müze Ev eski Çaycuma evlerinin bir örneği olarak yapılmış. Nihat Kantarcı evinin aynısı denilebilir. İçini gezdiğinizde sıkı bir nostalji yaşayacağınız garanti sayılır. Sergilenenler yeni kuşaklar için ne anlam taşıyor bilemem ama benim ve yakın alt-üst yaş grubum için sürpriz değildi. Zira bizim kuşak böylesi evlerde büyümüştü.

Devrek’ten Çaycuma etkinliğine katılabilmem değerli CHP İlçe Başkanımız sayesinde gerçekleşti. Beni her etkinlikte yalnız bırakmayan, geçirdiğim rahatsızlık ve yaşlılığım nedeniyle aile ferdi gibi koruyan, gözeten CHP Devrek İlçe Başkanımız Yaşar Bükrü ve otoyu kullanan oğlu Çağrı ile gelmiştik Çaycuma’ya. Her ikisine de buradan bu insancıl davranışları nedeniyle bir kez daha kocaman teşekkürler ediyorum. Böyle dostane bir ilçe başkanına sahip olduğum için de çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

Bu etkinliğin benim için çok özel ve çok anlamlı bir yanı vardı. Çaycuma Belediyesi tarafından ilk kez bu yıl verilmesi kararlaştırılan “Çaycuma 2019 Ödülleri”nin, “Eğitim-Kültür Ödülü” dalında olanının da bana verilmesiydi. “Kamu Görevlisi” dalında ise Çaycuma’ya yaptıkları değerli hizmetler nedeniyle, gerekçeleri de belirtilerek Kaymakam Serkan Keçeli ve İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Selçuk Özen seçilmişti.

BÜLENT KANTARCI FARKI

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı bu konuda yaptığı açıklamada; “Çaycumalılar Buluşuyor etkinliğine bu yıl farklı boyutlar da ekliyoruz. Sosyal sorumluluk projelerinin yanı sıra ‘Çaycuma Ödülleri’ adı altında yeni bir uygulama başlatıyoruz. Yaptıkları çalışmalarla kentin kültürüne, sosyal, ekonomik gelişimine katkı sunan insanlara çeşitli dallarda ödüller vereceğiz. Teamülde, bu şekilde görev yapan insanlara yıllar sonra bu tip ödüller verilir. Biz, bizzat görevlerini ifa ederken teşekkür etmek, görevini başarıyla yapanlara henüz alınlarının teri kurumadan haklarını teslim etmek istiyoruz.

Sevgili Hamit Kalyoncu öğretmenimize de aynı duygularla ödül vermek istedik. O gerçekten Çaycuma’nın çok önemli bir değeri. Kentimize yaptığı kültür hizmetleri sayıp tükenmekle bitecek gibi değil. Çaycumalılık bilinci ve ruhunun yapıtaşı olan Sayın Kalyoncu’ya bu mütevazı ödülle Çaycuma halkı adına teşekkür etmek istiyoruz. Ben ödülleri kabul eden çok değerli üç isme de Çaycuma halkı adına teşekkür ediyorum.”

Bu açıklamaya göre; “Çaycumalılar Buluşuyor” etkinliği sadece bir yanyana gelme olayı değildir; Sosyal sorumluluk projeleri ile birlikte yaptıkları çalışmalarla kentin kültürüne, sosyal, ekonomik gelişimine katkı sunan insanları ödüllendirme, bu yolla kente katkı yapacak olanları isteklendirme anlayışını da ortaya koymaktadır. Bilim Merkezi’nin kuruluş çalışmaları, köylere bilimsel düşüncenin taşınması gibi, çağdaş bir kentte sadece yapısal işlerin değil, geleceğin insanlarını da bilimsel düşünce ve çağdaş yaşam bilgileriyle donatarak ülkemizin ve kentimizin kalkınmasına katkı verilmesi olarak düşünebiliriz.

DOĞUP BÜYÜDÜĞÜM KENTTE

Bana 2019 yılı Eğitim-Kültür Ödülü verilmesinin gerekçesi benim için ödülün kendisi kadar büyük anlam ve değer taşıyor, ruhumu ve yorgun kalbimi okşuyor Ödül verilme gerekçesinde şunlar söylenmiş: "Bu topraklarda doğmuş, büyümüş bir aydın, eğitimci ve kültür insanı olarak Çaycuma'nın folkloru, kültürel birikimi, tarihi, dil özellikleri üzerine ilk bilimsel çalışmaları yaptı.

Çaycumalılık ruhu ve bilincinin oluşturulması, ilçenin kültür değerlerinin ortaya çıkarılması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için uzun soluklu çalışmalar yaptı. Bu alanda bir ömre yayarak harcadığı çabalarla elde ettiği sonuçları hiçbir karşılık beklemeden herkesle paylaştı. Birleştirici kişiliği, kucaklayıcı tavrı ve engin Çaycuma sevgisiyle hepimizin ağabeyi, fikri önderi oldu.

Yaşamını kazandığı öğretmenlik mesleği sırasında öğrencilerinin yurt ve insan sevgisiyle yetişmesi için yoğun çaba harcadı, tutarlı yaşamıyla onlara örnek oldu. Tüm bu çabaları nedeniyle Çaycuma Belediyesi tarafından ‘Çaycuma 2019 Eğitim Kültür Ödülü'ne değer bulundu.”

GEÇMİŞTEN BU GÜNE GELİRKEN

Ben, 1983 Zonguldak 100.Yıl Vakfı Şiir,Hikaye, Resim Yarışmasında “Şiir Mansiyon Ödülü”nü (İyi bir Jüri vardı) kazanmıştım ve ödülümü GMİS Genel Başkanı Mehmet Tezer vermişti. 1994 yılında TUSAK Kültür-Sanat Ödülü’nü ise Tusak Yönetim Kurulu üyesi Kürşat Coşgun vermişti. 2019 ZOKEV Eğitim Kültür Ödülünü, eski Zokev başkanlarından Prof.Dr. Vedat Didari elinden almıştım. 2019 Çaycuma Belediyesi Eğitim Kültür Ödülünü ise CHP Zonguldak İl Başkanı Hakkı Güney vermişti.

1967 yılında “Çaycuma Ağzı’ndan Derlemeler” adıyla bir “Üniversite Bitirme Tezi” hazırlamıştım. Bu tez süreç içinde 7-8 üniversite öğrencisine tez çalışmalarında kaynaklık etti. Tez içeriği çeşitli üniversitelerde çalışma yapan kişilere yarar sağladı, kaynak oldu. Gençlik yıllarımda Çaycuma Ortaokuluna Türkçe öğretmeni olarak başlamayı çok istiyordum. Bakanlık katlarında onca uğraşmam, tartışmalarım bir sonuç vermemiş, Zonguldak Fener Lisesi’ne atanmıştım. Oysa, Tez çalışmalarımda kafama koyduğum, yeniden bütün köyleri tek tek gezecek, insanımızın yaşamını ve doğasını ilgilendiren her konuda derlemeler yapacak, yer ve mıntıka adları ile çeşitli söylenceleri derleyecek, fotoğraflarla destekleyerek iyi bir Çaycuma kitabı yazacaktım. Öyle bir hayalim vardı işte. Tez sürecinde yapamadığım bir çok çalışmayı ise sonraki yıllarda çeşitli dergi ve gazete yazılarımda yapmağa çalışacaktım.

Öğretmenlik yıllarımda ve hâlâ öğrencilerimin saygısı, sevgisi, dostluğu, dayanışması benim en büyük ödülümdü. Fener Lisesi’nde müdürden bir kaç kez “sarı zarf” almama rağmen, bir ara Müdür Vekili iken, İl adına düzenlediğimiz 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni nedeniyle, bir “Teşekkür” yazısı almıştık. Endüstri Meslek Lisesi’nde iken de sanırım öğretmenlik ve sosyal kültürel çalışmalarım nedeniyle bir “Bakanlık Teşekkürü” yazısı göstermişti müdürümüz. 1995 yılı 19 Mayıs Düzenleme Komitesine “metin yazarı” olarak katılmış, “Atatürk Bakıyor Zonguldak’a” başlığı ile ilk kez madenciyi ve kömürü ulusal bayramla bütünleştirmiştim.

İlk kitabım 1994 yılında yayımladığım “Sesim Kömür Karası” adlı bir şiir kitabıdır.2005 yılında beş yıllık bir çalışma dönemi sonrasında iki araştırma kitabım, alanlarında ilk ve tek olarak “Kömür Kokan Şiirler” ve “Kömürde Açan Çiçek” adıyla Ankara Pervaz yayınları arasında çıktı. Yerel ve ulusal basından olumlu tepkiler aldı. 2017’de Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu üzerine yaptığım araştırma, “Yaşamak Güzeldi” adıyla Ankara Telgrafhane yayınları arasında çıktı. Şimdi ise; “Işığında Yürümek”, “Sesim Kömür Karası”, “Sevi Yangını”adlarıyla 3 şiir dosyası hazır sayılır. “Eski Zonguldak Yazıları” ve “Eski Çaycuma’dan Kültür Yansımaları” adlı tez çalışmalarımı da içeren kitap çalışmalarım ise sürüyor.